İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Soykırım konusunda asıl çözüm (2)

Ruhat Mengi

Ottawa Büyükelçiliği sırasında Ermeni terörist grubu ASALA’nın saldırısına uğrayan ve canını pencereden atlayıp yaralanarak kurtaran ünlü diplomat ve yazar Coşkun Kırca’yı kaybettik. Seneler boyunca Avrupa ve Amerika’daki çeşitli şehirlerde Türk kuruluşlarına, diplomatlarına saldıran, çoğunu katleden Ermeni teröristlerden kıl payı kurtulmuş bir Türk aydınıydı Coşkun Kırca… Nur içinde yatsın.

Bugün, gazeteler onun ölüm haberini verirken haber merkezinden gelen gündemde de Almanya ile Ermeni soykırım geriliminin tırmandığı” haberi var. Alman Büyükelçisi Dışişleri Bakanlığına çağrılarak uyarılmış. Gelişme çok enteresan…

Ankara, ‘1915’teki Ermeni soykırımına tanıklık ettiği’ iddiasında olan Peder Lepsius’un evinin önündeki tabelada “soykırım” ifadesinin kullanılmasına tepki gösterirken Büyükelçi onlara Angela Merkel’in Alman Meclis’ine sunduğu Ermeni soykırım önergesini uzatmış. Bundan henüz haberdar olmayan Dışişleri ise şok olmuş.

Şimdi Dışişleri Bakanı Gül’ün Alman Dışişleri Bakanı Fıscher’i arayarak rahatsızlığını iletmesi bekleniyormuş.

Önce Ermeni okurlarımızdan zaman zaman gelen maillere bir cevap vermek istiyorum:

Bizim yazdıklarımız tamamen tarihe ait bilgilerdir. O olaylar, yer aldıkları günlerde isyanlara, kışkırtmalara katılmayan, savaşa dönüştürülen çatışmalara karışmayan Ermeni vatandaşları nasıl ki hiç etkilemediyse, bugün yazılanlarda da onları rahatsız edecek bir kasıt asla aranmamalıdır.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları da Osmanlı döneminde yaşanmış; Almanya, İngiltere, Rusya gibi ülkeler tarafından desteklenmiş tarihî olaylardan, (üstelik soykırım söz konusu olmadığı halde bu kelime kullanılarak) “mirasçı konumunda” sorumlu tutulmaktan rahatsızlık duyuyor. Burada istenen tek şey doğruların açığa çıkmasıdır. Bu ülkenin gazetecileri olarak bizler de üzerimize düşeni yapmak zorundayız.

Angela Merkel “Schröder Hükümeti’nin Türkler ile Ermeniler arasında özür ve affetme yoluyla barışın sağlanmasına katkıda bulunmasını” öneriyor.

Burada kastedilen özür Türklere, affetme ise Ermenilere ait olacak. Merkel’in ve onunla aynı görüşte olanların beklentisi bu.

Angela Merkel, Schröder Hükümeti’nden bir şey isteyecekse önce Türkiye’nin “gelin masaya oturalım, belgeleri dökelim, gerçeği bulalım” demesine, defalarca davet etmesine rağmen buna bir türlü yanaşmayan Ermeni yetkilileri ikna etmelerini istesin.

Almanya, madem ki çözümü bu kadar istiyor iki ülkeyi buluştursun. Toplantılara Bernard Lewis, Justin Mc. Carthy, Andrew Mango gibi yaşayan ve bu olayı araştırmış ünlü tarihçileri de davet etsin.

Sadece Lepsius’a inanarak ve onun belgelerine dayanarak konuşmak olmaz. “Barışçı ve uzlaşmacı” olduğunda Merkel tarafından ifade edilen Avrupa çeşitli tarihçilerin görüşlerini de almak zorundadır.

Bunu yaparken kendi kaynaklarına ve diğer ülkelerinkine de bir göz atmaları gerekir. Örneğin;

Naumman, Asia, sayfa 122

Ohandjanian, sayfa 21

Bratter, sayfa 4-5

PA-AA Türkei 183

Die GPEK, sayfa 52

Ternon, sayfa 64

Aghasi, Zeitoun, sayfa 186 ve 306. Özellikle de sonuncuyu Ermeni liderin sayfa 306’da anlattıkları ile Lepsius’un 243’üncü sayfasını karşılaştırsınlar.

Gerçeği öğrenmelerine yardımcı olacak!

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: