İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Sarı Gelin: Ermeni Dosyası (II) Bir isyanın türküsü

Saadettin Teksoy

Tarih bu coğrafyada hep tekerrür ediyor; sinsi oyun dün olduğu gibi bugün de oynanıyor… Barışa, dostluğa, kardeşliğe özlemi… Kine, nefrete, kana ve gözyaşına isyanı hepsini ve daha fazlasını Sarı Gelin belgeselini izlerken yaşadım… Kısacası Türk-Ermeni ilişkilerine yeni bir pencere açacak muhteşem bir yapımdı… Zaman zaman gerildim, zaman zaman da ‘vay anasını’ demekten de kendimi alamadım!..

24 Nisan aslında neydi?

Ermeni ayrılıkçı ihtilalcilerin (2345 kişi) tutuklanış tarihidir 24 Nisan… Yani; soykırımla uzaktan yakından hiç mi hiç alakası yoktur. Bu şahısların önemli bir kısmı da ABD, İngiliz, Fransız ve Rus baskılarıyla serbest bırakılmıştır. Ancak sömürüye en açık duygu olan acımayı, suçu örtmek, suçluyu da mağdur gösterme amaçlı olarak acındırma haline sokan propaganda mekanizması, günümüzde 24 Nisan’ı farklı bir noktaya getirmiştir…

Bu tarih Ermenilerce sözde soykırım(!) tarihi olarak ilan edilmiş, bununla da yetinilmemiş, yer değiştirme ve iskan kanunuyla da kendilerini adeta acındırarak mağdur ve kurban gibi göstermiştir…

Radikal ve fanatikler de konuştu

8 Mayıs 2003’te TRT’de ve Azerbaycan Space TV’de yayınlanan, Cumhuriyet tarihinin Türk-Ermeni ilişkileri konusundaki en kapsamlı belgeseli ‘Sarı Gelin’de Ermenilerin yaptığı 250’ye yakın belgesel ve çok sayıda filmde yaptıkları gibi konu tek taraflı ele alınmamıştı…

Altı bölümden oluşan Sarı Gelin’i izledikten sonra eserin emekçileri, şunları söylediler:

‘…ama bizler şu gerçeği elbette buluyorduk; Ermeniler, 250’yi aşkın belgesel, onlarca film çekip Türklerin sesine kulak verme cesaretini göstermediler. Biz en fanatiklerini, en radikallerini bile dinledik ve belgeselde yer verdik…’

Atı alıp Üsküdar’ı geç(meden)

Tüm Türkiye ve de Başbakan RecepTayyip Erdoğan, her koşulda ısrarla ‘Ermeni soykırımı yoktur’ diye savunuyor…

Bu çok hassas, hassas olduğu kadar da o derece önemli konuya ilişkin olarak çalışması ve de program geliştirmesi gereken ilgili Başbakan yardımcısı ve Devlet Bakanı, Başbakanlık Tanıtma Fonu’na seslenmek istiyorum; 24 Nisan 2005 sözde Ermeni soykırımı’nın 90. yılı… Bu tarih göz açıp kapayıncaya kadar gelecek… En kısa sürede elimizi çok çabuk tutmamız gerekmiyor mu? Ermeni Meselesi’nin gerçekleri konusunda çok ciddi araştırma, bilgi, belge ve birikimi olduğu ise bir gerçek.

Bu konuyu bilimsel ve siyasi açıdan savunacak tecrübeli kadrolar da var. O zaman!.. Evet o zaman!!!

Yeni pencereler

Ve de diyorum ki; Sözde soykırımın 90. yılı nedeniyle Türkiye aleyhine çok kapsamlı bir propaganda çalışmasına Ermenistan ve Ermeni Diaspora’sı çoktan başladı. Dış Kamuoyu’na yönelik yedi dilde hazırlanmış Sarı Gelin DVD’sini Sivil Toplum Örgütleri ve Devlet el ele verip Avrupa’da 24 Nisan 2005 tarihinden önce bir yolunu bulup tanıtmalı. Öyle umuyorum ki; bu belgesel, Türk-Ermeni ilişkilerine yeni pencereler açacak…

Bu pencereden içeri aynen dün olduğu gibi yine kardeşcesine paylaşılan güzellikler girecek… BİLMEM YANLIŞ MI SÖYLÜYORUM… SİZ NE DERSİNİZ? KALIN SAĞLICAKLA…

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: