İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Tek itirazı `bari´ye

Rıdvan Akar

Orhan Pamuk aleyhine miting yapmışlar. Televizyonda ropörtaj yapmışlar, hazret Orhan Pamuk’un zaten soyunun belli olmadığını söylüyor.

Nazi Almanyasından farklı olarak kitaplarını yakmıyorlar ama belediye başkanı çıkmış, okunmaması gerektiğini vazediyor.

Orhan Pamuk’a karşı toplumsal linç kampanyası bütün hızıyla sürüyor.

Şimdi de Ülkü Ocakları “yasal müdahale olmaması halinde” Orhan Pamuk’un “öfkelerinden nasibini alacağını” ilan ediyor.

Yani bundan böyle Orhan Pamuk’a bir araç tamponuyla dokunsa bile kimden bileceğimiz bellidir.

Orhan Pamuk’u kurda kuşa yem etmemeliyiz.

Orhan Pamuk’un Türkiye’nin Salman Rüşdü’sü olmasına itiraz etmeliyiz.

Orhan Pamuk nezdinde Türkiye’de ifade ve düşünce özgürlüğünü sonuna kadar savunmalı ve demokrasinin nefes borusunun tıkanmasını önlemeliyiz.

Türkiye’nin düşünsel fay hatları var. Bu alanlarda konuşmak için ya resmi ideolojiyi savunmak ya da “majestelerinin muhalefeti” olmak gerekiyor. Ulusalcı-“solcu” iseniz sorun yok. Muhatabınızın soyundan sopundan girip -Sabetaycı olabilir!- , Misak-ı Milli’den çıkarak, Kürt Sorunu’nun olmadığını, Ermenilerin hain olduğunu ilan edebilirsiniz.

Oysa komik olan Orhan Pamuk ile resmi ideolojinin şahika kurumunu temsil eden Türk tarih Kurumu başkanı arasındaki rakam uyuşmazlığıdır.

Orhan Pamuk bir soykırımdan söz etmiş mi? Hayır.

Bir milyon Ermeni’nin öldürüldüğünü söylemiş.

Peki Türk Tarih Kurumu başkanı Yusuf Halaçoğlu da öldürülen Ermenilerden söz ediyor ama ölen Ermenilerin 1.5 milyon olmadığı görüşünü savunuyor. Halaçoğlu(na göre ölen Ermeni sayısı 80 bin.

Ama kamuoyu rakamlar arasındaki dramatik çelişkiyi değil, Orhan Pamuk’un ihanetini tartışıyor.

Bir başka komik ve çelişkili yaklaşım ise Orhan Pamuk alerjisi olanlardan geliyor.

Diyorlar ki; Kanıtlarını göster. Araştırmalarını açıkla.

Geçmişte bu konuda onlarca yazı yazmış, kelam etmiş bu kişiler, sanki kanıt toplamış, araştırma yapmış.

Türkiye’nin saygın bir enetelektüelini suçlayanların akademik seceresine bakın.

Cumhurbaşkanı gidip Birleşmiş Milletler’de “tarihi tarihçilere bırakalım” dedi ya, artık hiç birimizin bu konularda söz söyleme şansımız yok. Sadece Türk Tarih Kurumu açıklama yapacak, kamuoyu alıntı yapacak.

30 bin Kürdün öldürülmesi ise yine bir rakam sorunsalından öte anlam taşımıyor. Kürt sorunu ile ilgili her ağzını açan, “30 bin canımıza malolan bu terör hadisesi” demiyor mu? Yani 30 bin rakamında bir mutabakat var ama Orhan Pamuk hepsini Kürtlerin hanesine yazmış.

Yani ille de karşısındaysanız, Orhan Pamuk’u sadece matematik bilmemekle suçlayabilirsiniz.

Benim Orhan Pamuk’a tek itirazım ‘kimse söylemiyor,”bari” ben söyleyeyim’ şeklindeki çıkışına olabilir.

Yıllardır bu ülkede Kürt ve Ermeni sorunu gibi iki tabu konuda yazıp çizenleri ıskalamamak gerekir diye düşünüyorum.

Ama bir kez daha aklıma çeviri ve provakasyondan kaynaklanabilecek bir şerh gelmiyor değil.

Sözün özü; Böylesi bir dönemde Orhan Pamuk’u koşulsuz savunmak gerekiyor.

Zira ihanet yaftasının bir gün kimin boynuna takılacağını kimse bilmiyor.

Fikri olan bir tezi fikirle çürütebilir. Tehditle değil.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: