İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Bu kafayla mı!

Okay Gönensin

Bir olay anlatacağız. Yer İstanbul. Tarih, geçen hafta, yani 2005’in Şubat ayı. Olay şu:

İstanbul’daki azınlık okullarından biri, kendi cemaatlerinden bazı vatandaşları düzenledikleri sohbet – tanışma toplantısına davet eder. Düşündükleri ise olağan, basit bir şeydir: Çocuklar, kendi cemaatlerinden olup “ülkeleri” Türkiye’de başarılı olmuş kişileri bizzat tanıyacak, dinleyecektir. Tabii ki eğitimcinin bir amacı da öğrencilerinin bu kişileri örnek almalarıdır.

Konuşma yapmaya davet edilenler Türkiye’de doğmuş, büyümüş, okumuş, çalışmış ve çalışmakta olan “vatandaşlar”dır. Küçük çocuklara yapacakları konuşma da herhalde “siyasi” nitelikli olmayacaktır.

Okul yöneticileri davet ettikleri kişilere küçük bir ayrıntıyı da iletirler. “Yerel” mülki “yöneticiler konuşma yapacak olan kişilerin kısa hayat hikâyelerini ve yapacakları konuşmanın özetini istemektedir.” Belli ki bu isteğe dayanak olabilecek bir yönetmelik, talimat falan vardır.

* Bundan daha aşağılayıcı ne olabilir? Okul “Türkiye’nin okulu.”

* Öğretmenler “Türkiye’nin öğretmenleri.”

* Öğrenciler “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları.”

* Konuşma yapacak kişiler “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı.”

* “Mülki amir”ler bu vatandaşları ve yapacakları konuşmayı önceden “denetlemek” istiyor!

Bu azınlıklara mensup çok sayıda çocuk da diğer devlet okullarında ya da özel okullarda öğrenim görüyor. Bu okullara da ziyaretçiler, konuşmacılar, ünlü kişiler geliyor. Elbette ki aynı “mülki amir talebi” söz konusu değil. Ve elbette ki bunların bulunduğu ilçelerin “mülki amirleri” bu faaliyetlerin büyük bölümünden haberdar bile değil.

Geleceği de karartmak için

Bu olay Türkiye’de bir “azınlık sorunu” olduğunu gösteren çok tipik bir olaydır. Bu kişilere, ülkenin vatandaşı olan bu insanlara “potansiyel suçlu” muamelesi yapılıyor. Çünkü bunlar “azınlık.”

* “Azınlık sorunu” azınlıklar nedeniyle çıkmaz, azınlıklara “azınlık aşağılaması” yapanlar yüzünden çıkar.

Türkiye’de azınlık sorunları vardır, çünkü azınlıklara diğer vatandaşlardan farklı davrananlar, “aşağılayıcı” muamele yapanlar vardır.

* Türkiye’nin uygarlık düzeyinin geri kalmasının, Türkiye’nin “azgelişmiş” kalmasının birinci sorumlusu olan o kafa halen faaliyette. Ve bu kafa faaliyette olduğu sürece “çağdaş uygarlık” da, “Avrupa Birliği” de birer hayaldir.

Türkiye’nin geçmişini karartan kafa geleceğini de karartmak için hâlâ olanca gücüyle uğraşıyor.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: