İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

KORAY DÜZGÖREN:’Sözde’ Ermeni mezarları gerçek Kürt mezarları… – Yeni Şafak

Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Yusuf Halaçoğlu bir süredir, ‘Sözde Ermeni Soykırımı’ üzerine konuşuyor. Bir yandan gerçeklerin bilim adamlarına, tarihçilere bırakılmasını istiyor, öte yandan böyle bir katliamın olmadığını kesin bir dille ifade ediyor. Ona bakılırsa Türkiye’nin bu konudaki tek sorunu haklı davasını dünyaya anlatamaması. Bunun için TTK Başkanı Birleşmiş Milletler’in devreye sokulmasını öneriyor ve böylece dünyanın şok edilebileceğini ileri sürüyor.

Sayın Prof. “işi tarihçilere bırakın, bakın böyle bir katliamın olmadığı konusunda dünyayı nasıl ikna edeceğiz göreceksiniz” diyor. Bu sözlerini kanıtlamak için de harika bir formül ortaya atıyor. Ermenilerin 1915’te 1,5 milyon Ermeni’nin soykırıma tabi tutulduğunu öne sürdüklerini anımsatarak, ‘Böyle bir soykırım olsa, toplu mezarların da olması lazım. Her mezara bin kişi gömülse 1500 toplu mezar olması lazım. Bir tane toplu mezar göstersinler’ diyerek bütün dünyaya meydan okuyor.

Bu formülün sloganı şu olsa gerek: “Madem mezar yok katliam da yok” ya da başka bir deyişle, “Gösterin mezarları kabul edelim katliamları.”

Ama bu formül sakın ola aklınıza başka bir şey getirmemeli. Mesela, “Demek o yıllarda ölen, öldürülen yüzbinlerin mezarlarının kalıntıları bile kalmamış ortalıkta” diye düşünmemelisiniz.

Sayın Prof. bir bilim adamı olarak böyle söylediğine göre içimizin rahat olması gerekir.

Evet, aslında Ermeni mezarları konusunda içimiz oldukça rahat. Ülkemizde cereyan etmiş ve yıllarca sürmüş bir seri katliamın geride kalan bir yığın belirtisi, delili, şahidi vesairesi varken, yıllar boyu böyle bir olayı yok varsaymış ve hiç olmamış gibi davranmış olmamız nedeniyle mezarlar konusunda içimiz niye rahat olmasın? Yıllarca rahatça yaşamadık mı? Gerçeklere gözlerimizi kapatmadık mı?

Şimdi bunca rahat yıldan sonra, ileri sürülen katliam iddiaları karşısında rahatımızı bozmanın ve yanıbaşımızda, içimizde, komşumuzun evinde cereyan etmiş olan facialar için dertlenmemizin ne alemi var?

Biz de adımız gibi eminiz ki, Ermeni tarihçiler ya da Ermeni iddialarını ileri süren dünyanın bütün tarihçileri, bizim tarihçilerimiz ve bilim adamlarımızla bir masaya oturabilseler mesele aydınlanmış olacak. Bir bakacaklar ortada mezar falan yok. “Demek ki katliam da yok” deyip el sıkışıp meseleyi halletmiş olacaklar. TTK Kurumu Başkanı bunu dile getiriyor işte.

Yalnız TTK Başkanı’nın bu açıklamaları yaptığı günlerde ilginç bir şey oldu. Türkiye’nin Güneydoğu’sunda bazı mezarların bulunduğuna ilişkin haberler çıktı. Daha önce açılıp içinden 11 köylünün cesetlerinin çıkartıldığı Kulp’taki toplu mezardan sonra Silopi Çukurca Mezraı’nda bir başka mezar daha bulundu.

Bu mezarların TTK Başkanı’nın sözünü ettiği ‘muhayyel’ yani ‘sözde’ Ermeni mezarları ile bir ilgisinin olmadığını sanırım biliyorsunuz.

Bunların 1990’lı yıllardan kalma mezarlar olduğu söyleniyor. Bu mezarların içinde bulunan cesetler o yörede yaşayan Kürtlere ait. Kimlere ait oldukları isim isim biliniyor. Hatta neden ve kimler tarafından öldürüldükleri de malum.

Bu mezarların Ermeni mezarları gibi yalanlanabilmesi ya da bunlara ‘sözde Kürt mezarları’ yakıştırması yapılabilmesi pek mümkün görünmüyor. Nedenine gelince:

İzzettin Aslan adında Silopili bir Kürt vatandaş, geçtiğimiz yılın 12 Mart tarihinde Ülkede Özgür Gündem gazetesinde bir itirafçının itiraflarının yeraldığı haberi okuyunca neredeyse hayatı değişti. Çünkü itirafçının verdiği bilgiler sayesinde 10 yıl önce kaybolan 25 yaşındaki oğlunun öldürülüp, cesedinin atıldığı yeri öğrenmişti. İzzettin Aslan bunun üzerine durumu cumhuriyet savcılığına bildirdi ve mezarın açılmasını sağladı.

Oğlunun kemiklerini, Silopi Çukurca Mezraı Bazamir deresinin kenarında buldu. İtirafçının itiraflarına göre oğul Aslan JİTEM tarafından öldürülmüştü. Bulunan kemikler, daha sonra anne ve babadan alınan DNA örnekleri ile karşılaştırıldı. Adli Tıp Kurumu’nun 9 Eylül 2004 tarihli raporu söz konusu kemiklerin Murat Aslan’a ait olduğunu ortaya koydu.

İmdi meseleye Meclis İnsan Hakları Komisyonu da el koymuş bulunuyor. Nitekim bu konudaki iddiaları, bilgileri ve belgeleri mahalli yöneticilerden ve adli makamlardan istediklerini gazete haberlerinden öğreniyoruz. İstenilen bilgi ve belgelerin Meclis Komisyonu’na gönderilmediği de yine bu haberler arasında… Belgeler gönderilse ve Meclis Komisyonu meseleyi inceleyebilse belki meselenin aydınlanması ve katillerin bulunması için bazı mekanizmalar çalışabilecek.

TTK Başkanı Ermeni katliamının olmadığını kanıtlamak için “Ortada mezar yok” demişti. Oysa şimdi ortada bir mezar var ve bu cinayetin araştırılması için tarihçilere ihtiyaç bulunmuyor.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: