İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ruhat Mengi : Fransa, Avrupa Konseyi ve garip tesadüf!

Sıkı bir
iletişim var AB ile Türkiye arasında… “Türkiye’den bazı
kesimlerle”
desek daha mı doğru olur bilmem. Haydi son günlerde olup bitenlere
birlikte göz gezdirelim.

Türkiye’ye gelen, Fransa’nın AB üe
ilgili Delege Bakanı Claudie Haignere “AB barışma ve iyi komşuluk
ilişkileri temelinde yükselen bir projedir. Bu barışma
sürecinde
geçmişte olanlara da bakabilmek gerekir” demiş.

Neyi kastediyor
dersiniz? Bence Ermeni hikâyesini… Avrupa Konseyi
Irkçılık ve
Mücadele Komitesi nin yayınladığı son raporda da Türkiye’de
azınlıklara
kötü muamele yapıldığı belirtilirken Ermeni olaylarının ders
kitaplarında yer alması da istenmiş. Bunu bindiğim takside açık
olan
radyodan duydum dün.

Önce “Bakan Haignere’nin iyi komşuluk
ilişkileri temelinde yükselen bir proje” lâfına takıldım
ben… Söz
ettiği “komşuluk” sadece sınır komşuluğu ise, bizden Ermenistan’a giden
“iyi niyet grubu”nun (Doğu Konferansı) orada muhatap olduğu
düşmanca
davranışlara bir bakması gerekiyor. Veya Türkiye iki kez masaya,
çözüme
davet etmişken bu toplantılardan kaçan tarafın İYl(!)
niyetine…

Türkiye’nin
de böyle tek taraflı uyarı ve baskılara pabuç
bırakmayacağını bu hanıma
(veya benzer cümleleri tekrarlayan herkese) konuştuğu anda
hatırlatması
lâzım. Bizim siyasetçiler, liderler o anda gülerek
kameralara poz
verdiğinden mi nedir, akıllan sonradan başlarına geliyor. Azınlıklara
kötü muameleye, Ermeni ve diğer azınlık olaylarının ders
kitaplarında
anlatılması konusuna gelince…

Apo yeniden sahnede!
Bu
tesadüfler ne ilginç? Bir hafta önce bizim “aydoş”lar
ortaya “1 milyon
Ermeni, 30 bin Kürt’ün kesildiği” yalanını atıyorlar, hemen
aynı
sıralarda bu rapor “hazırlanma ve açıklanma safhasında”
oluveriyor.
Arkadan, Türkiye’de dün bir anda ortaya çıkıveren
PKK-APO yandaşı
grupların taşlı, sopalı gösterileri geliyor. Polisin de
karışmasıyla,
ortalığı Irak’ı aratmayacak bir savaş meydanına çeviriyorlar.

Toplantı masalarında “belli yerlere” bağlı mikrofonlar mı var acaba?
Yoksa “belli yerlerde” düğmelere filan mı basılıyor?

Herneyse,
bu konuların “en gerçek haliyle ve belgelerde yer alan
rakamlarla” ders
kitaplarında yer alması çok iyi olur bence de. En azından,
bundan
sonraki kuşaklarda birileri, tarih hakkında hiçbir şey bilmediği
halde
“aydoş”um diye ortalarda dolanıp zarar vermez.

Avrupa Konseyi,
azınlıklara kötü muamele yapıldığını belirtirken,
örneğin Türkiye
Ermenileri Patriği Mesrop Mutafyan’ın Şubat 2001’de Patrikhane adına
yaptığı ve:

“50 yıllık Patrikhanesi, 2 hastanesi, 57 kilisesi,
58 vakfı, 18 okulu, 17 derneği, 2 spor kulübü, 3 gazetesi, 5
dergisi ve
onlarca sivil kurumuyla Türkiye Ermenilerinin yaşam şartlarının
gayet
iyi olduğunu” anlattığı açıklamayı göz önüne
alıyor mu?

Ayrıca
“iyi komşuluk ilişkileri temelinde yükselen” AB’lerinin (kızdım
bak
şimdi) Fransa’sı, asla “soykırım” olduğu ispatlanamayacak bir olayı
Türkiye ile “iyi ilişkilerini” hiç düşünmeden
yasalarına Nazilerin
Yahudi soykırımı ile aynı maddeye koyabiliyor? Fransa’da “Türkiye
Ermeni soykırımı yapmamıştır” diyeni cezalandırabiliyor?

Kelin
ilacı olsa kendi başına sürermiş! Karşımıza geçip
çifte standartlarıyla
bize tavsiyede bulunacaklarına söylediklerini önce kendileri
uygulasınlar. “Komplo teorisi” gibi görünebilir ama ABD’nin
Kuzey
Irak’la, AB’nin ise Ermeni, Kürt, Rum olaylarıyla Türkiye’yi
aynı anda
köşeye sıkıştırması da bir başka garip tesadüf. Aklımızı
başımıza
toplayıp doğru adımları doğru zamanda ve birlikte atmadığımız takdirde
çok yakında AB’ye değil ama büyük bir problemin
içine gireceğimize hiç
şüphe yok gibi geliyor bana!

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: