İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Fransız Terbiyesizliği

Ümit Özdağ

Fransa, Türkiye-AB görüşmeleri bittikten sonra, tabii biter ise ve Türkiye AB”nin Kıbrıs, Ege, Ermenistan ve diğer hususlardaki taleplerini yerine getirdikten sonra bir referandum düzenleyecek ve Fransız halkına Türkiye”nin AB tam üyesi olup olamayacağını soracak.

Kulağa inanılmaz gelse dahi Türkiye böyle bir anlaşmayı kabul etmiş durumda.

Türkiye “ucu açık” bir süreçte tam üye olabilmek için AB”nin istediği tavizleri hemen verecek ancak sonunda Fransız halkının insafına terk edecek geleceğini.

Oysa bir devlet bir anlaşma için masaya otururken halkından bu konuda yetki alarak masaya oturur.

Fransız devleti ise tam tersini yapıyor.

Görüşmeleri sürdürecek fakat yetkiyi Fransız halkından görüşmelerden sonra alacak. Ankara”nın bu durumda yapması gereken Fransa”dan hemen referandumunu düzenlemesini talep etmesidir.

Fransa, Türkiye”nin AB üyesi olmasını istiyor ise referandumdan “evet” çıkmasını sağlar.

Daha sonra AB-Türkiye müzakereleri yürür.

Oysa daha müzakereler başlamadan Fransa”da yoğun bir Türkiye düşmanı kampanya başlamış durumda.

Bu kampanyanın merkezinde ise Ermeni meselesi var.

Türkiye düşmanı ve “dostu” herkesin söylediklerinin ortak tek noktası var: “Türkiye Ermeni soykırımını kabul etmelidir.” Neden Fransa”nın bu sözde soykırımla “hastalıklı” bir ilişkisi vardır.

Neden Fransa”daki Ermeniler Fransız siyasetinde sayılarının üzerinde bir ağırlığa sahiptiler? Ve Fransa”daki Ermeniler neden ve nasıl Fransa”ya gitmişlerdir.

Bütün bunların cevabı verildiğinde Fransızların Ermeni sorununu anlamamız daha kolay olacaktır.

Fransızlar, Birinci Dünya Savaşı sonunda Anadolu”nun değişik yerlerine asker çıkarmışlar ve işgal etmişlerdir.

Bu işgalde Fransızların Anadolu Ermenilerinden istifade ettiği görülmüştür.

Fransız üniforması giydirilen ve silahlandırılan Ermeni çeteleri, Fransız ordusunun gözlerinin önünde ve izni ile Türk ahaliye karşı baskı, kırım, aşağılama ve eziyet politikalarına başlamıştır.

Fransız ordusu Anadolu”dan geri çekilirken işgalin suç ortağı olan Ermenileri aileleri ile birlikte Fransa ve Lübnan”a götürmüştür.

Bugün Fransa”da yaşayan ve güçlü bir lobi oluşturan Ermeniler işgalin suç ortaklarının çocukları ve torunlarıdır.

Bu cürmünden daha fazla yer yakan küçük grup Fransız bilinç altındaki suçluluğa ve suç ortaklığına hitap ederek, Fransa”da sözde soykırımı kabul ettirdiği gibi Fransız toprakları üzerinde “soykırım yapılmadı” görüşünü savunmayı suç haline getirtmeyi başarmıştır.

Daha 2.Dünya Savaşı sonrasında Vietnam”da ve 1960”larda Cezayir”de kanlı katliamların mirascısı olan, 2.Dünya Savaşı sırasında Nazi rejimi ile işbirliği yaparak yahudi soykırımına ortak olan Fransa”nın şimdi Türkiye”den hesap sormaya kalkması terbiyesizlik değil ise nedir?.

.

(Not: 14 Şubat 2005”de Sayın Servet Kabaklı”nın ve Namık Kemal Zeybek”in Tercüman gazetesinde yazdıkları yazıların altına imzamı atıyorum.

Onların bu konuda yazacaklarına hiçbir ekleyeceğim yok.

Ancak bu konuda Hasan Demir”in 14 Şubatta Yeniçağ”da yazdıkları çok önemlidir ve Orhan Pamuk”un azınlık ırkçısı yüzünü ortaya koymaktadır.

Bu yazı muhakkak okunmalı.)

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: