İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Aydının en derin ihaneti

Ömer Lütfi Mete

Son yıllarda yeni nesillerimizin suçluluk duygusundan yoğrulmuş bir yurt içinde bocalaması ve böylece ihanet dahil her türlü dış telkine açılabilmesi için medyamızda ve aydın zümremizde yerleşik ‘iliştirilmiş’ unsurlarının amansız dalalet ve hıyanetleri ile korkunç bir kampanya yürütülmektedir.

Bu kampanya genç Türkiye insanını, en azından ilkel ve barbar bir geçmişin uzantısı olduğu duygusuna sürüklemektedir.

Doğrusu böyle bir kampanyanın su katılmamış bir vatansızlaştırma tasarısı olduğundan şüphem yok.

Sürecin bir kampanya şeklinde geliştiğini belgeleyen o kadar çok örnek var ki..

Daha birkaç gün önce, tanınmış bir gazeteci gündelik haber programı için mülakat yaptığı Türk Tarih Kurumu başkanı Yusuf Halacoğlu’na güya soru yönelterek bastırıyordu:

-Açık konuşalım çok Ermeni kestik değil mi?

Bu ‘düşmandan fazla düşmancı’ yaklaşım karşısında başkan afallıyor.

-Hayır, öyle denemez, kem-küm..

-Yok, yok; kestik kestik, bayağı Ermeni kestik..

Dünkü Milliyet’in birinci sayfasında yer alan bir haber Türkiye’nin kağıt üzerindeki düşmanlarının, içindeki işbirlikçi evlatlarından daha insaflı olduğunu gösteren çarpıcı bir ibret belgesi niteliğinde.

‘Soykırım bir rivayet’ başlığı ile verilen haberin özeti şöyle:

-Ermenistan Devlet Başkanı Koçaryan, Türkiye’ye yarı resmi bir heyet gönderdi. Heyette bulunan Gençlik Partisi Başkanı Asatryan soykırım iddiaları için ‘Padişahlık dönemine ilişkin rivayetler. Kabul etmiyoruz. Fransa ve ABD aramıza girmesin’ dedi.

Ermeni gencinden daha hızlı soykırım iddiacılarını medya giyotincisi olarak başımıza kondurmuşluğumuz neyi gösterir acaba?

Ne derece salak bir toplum olduğumuzu mu, yoksa ne kadar objektif davranabilen yiğitler yetiştirdiğimizi mi?

Aynı gün bir başka gazetemizdeki haber de kendi cesur yürek (!) evladımızı kınayan bir başlık taşıyordu:

-Orhan Pamuk ağzı yamuk!

Takvim gazetesi, Türkiye’nin en cesur adamı olarak ortalarda dolaşmaya bayılan Pamuk’un ‘bir milyon Ermeni’yi ve 30 bin Kürt’ü öldürdük’ sözlerine tepki gösteren gazetenin seçtiği başlık yine de hafif.

Herhalde bu iddia sadece ağzı yamuk olmakla geçiştirilecek kadar basit değil. Doğrudan rakam planındaki gerçeklerle dahi çelişen bu sözleri edebilmek için insanın ağzının değil kalbinin ve beyninin de yamuk olması lazım.

Bir kere PKK’nın bile Orhan Pamuk’tan daha insaflı olduğu muhakkak.

Çünkü bu terör örgütü, kanlı çatışma süresince ölen 30 bin kişiden en az 20 bininin katili olduğunu, üstlendiği eylemlerin toplamı ile şimdiye kadar çoktan itiraf etmiştir.

Bütün bu söylemler örgütlü bir kampanyanın icaplarındandır. Hedef ülke insanını suçluluk duygusu içinde her türlü telkine açık hale getirmektir.

Bunun, gencimizi kalbi anlamda vatansızlaştıran bir tasarı olduğunu tekrar tekrar vurgulamak zorundayım..

Ortada devlet de olmadığı için böyle derin tasarıların mimar ve maşaları köpeksiz köyde değneksiz dolaşmaya devam etmektedirler.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: