İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Marka olma sorumluluğu

Mustafa Mutlu

Ünlü yazar Orhan Pamuk, İsviçre’de yayımlanan Tagesanzeiger’e verdiği demeçte, “Türkiye’de 30 bin Kürt ve bir milyon ermeni öldürüldü. Neredeyse hiç kimse bunu dile getirmeye cesaret edemiyor. Ben yapıyorum ve bu yüzden benden nefret ediyorlar” demiş…

Entelektüel bir insana yakışmayan, talihsiz sözler bunlar…

İlk itirazım, “30 bin Kürt öldürüldü” saptamasına…

Evet; Güneydoğudaki çatışmalarda 30 bin kişi hayatını kaybetti ama bunların hepsinin “Kürt” olduğunu, PKK militanları bile iddia edemiyor.

Unutulmamalı ki PKK, 1990’larda Türk devletine karşı açık bir savaş başlattı.

Türk Ordusu da, “kentlerin işgal edilmesi”ne kadar varan bu sıcak çatışmada, ülkenin bölünmesini engellemek için “taraf olmak” zorunda kaldı.

Bu çatışmalarda ölen Türk vatandaşı Kürt gençleri kadar Türk askeri de kalleş kurşunlara, sinsi pusulara kurban gitti…

Sadece onlar mı?

Bölücü örgütün “hain” ilan ederek öldürdüğü Kürtleri; sınıflarda, sağlık ocaklarında katledilen öğretmenleri, hemşireleri de unutmamak gerekir…

Gelelim “Bir milyon ermeni öldürüldü” iddiasına…

Ünlü yazarımızın bu konuda da ermeni tezlerinden başka bir şey okumadığı belli… Kendisine önerim, sırf “kimsenin söylemediğini söylemek” ve “marjinal” olmak adına saçmalamaktan vazgeçmesi, Türkiye’nin tezlerini de okuyarak anlamaya çalışması…

“Aşırı milliyetçiliğe karşı çıkmak” adına, başka ulusların aşırı milliyetçilerinin borazanı olmaması…

***

Son sözüm de “Bu yüzden benden nefret ediyorlar” yargısına…

Bu sözler, kitapları yüz binlerce satan ve “Türkiye’nin en çok okunan yazarı” olma onuruna ulaşmış bir yazarın, ülkesini ve ülkesindeki insanları aslında çok da tanımadığını kanıtlıyor.

Sevgili Orhan Pamuk…

İnsanlar eğer bir yazardan nefret ederse; onu, kitaplarını okumayarak cezalandırır. Eğer senin kitapların bu ülkede hâlâ satış rekorları kırıyorsa; bu, sandığın gibi senden çok da “nefret edilmediği”ni belgeler…

Ama merak etme…

Gözlerindeki “at gözlüğü” nü çıkarmamakta direnirsen ve herhangi bilimsel bir çalışmaya dayanmadan “saçmalamaya” devam edersen, bunu da başarırsın!

***

Kısacası; “marka” olmuş, adını tüm dünyaya kabul ettirmiş kişilerin, toplumlarına karşı bir sorumluluk duygusu taşımaları, elaleme “ucuz malzeme” sağlamamaları gerekir…

Sakın sana “Gerçekleri söyleme, sus” dediğimi çıkarma bu sözlerimden…

Ama yalan yanlış bilgilerle ahkâm da kesme…

Kendine de ülkene de zarar veriyorsun.

Şimdi Amerikan TV’leri düşünsün!

Dünyaca ünlü ABD televizyonları NBC’de ve Fox’ta, Türkler’i “eli kanlı terörist”, Türkiye’yi de “zina yapılan kadınların kafasının kesildiği bir ülke” olarak gösteren diziler yayınlanmıştı. Bu dizilerin yapımcılarının gerekçeleri şaşırtıcıydı:

“Araplar hakkında bu tür yayınlar yapamıyoruz. Hemen yüklü tazminat davası açıyorlar. Biz de bu yüzden Türkiye ve Türkler’i kullanıyoruz.”

Ben de 29 Ocak’ta yayınlanan yazımda, Dışişleri Bakanlığı’na bir çağrıda bulunarak, “Bu filmlerin yapan, yöneten ve yayınlayan herkes hakkında tarihteki en büyük manevi tazminat davasını açalım” demiştim…

***

Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, bu yolu tercih etmeden önce konuyu ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’a ilettiler. Ancak aldıkları yanıt, “Hollywood’un üzerinde etkimiz yok” oldu…

Bunun üzerine Bakanlık, ABD mahkemelerinde tazminat davaları açtı.

Şimdi hepimiz, bu davaları büyük bir titizlikle izlemeliyiz…

Türkiye’nin ve Türk ulusunun onuruna sahip çıkan Dışişleri Bakanlığı yetkililerini yürekten kutluyorum.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: