İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Amerikan karşıtlığı gözbağı olmasın

Haluk Şahin

Türk-Amerikan ilişkilerinde yeni bir sorun var: Kamuoyu. Daha doğrusu karşılıklı kamuoyları.

Her iki ülke de ötekinin medyasında yansıtılan görüntüsünden şikâyetçi. Her iki ülke de ötekinde kendisine karşı hak edilmemiş düşmanca bir tutumun kök saldığından yakınıyor.

Başbakan Tayyip Erdoğan bazı Amerikan televizyon dizilerinde Türklerle ilgili çarpıtmaları eleştirdi; Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Faruk Loğoğlu Türkleri yanlış bilgilerle kötü gösteren Amerikan televizyon yapımcılarına protesto mektubu yazdı.

Amerika’nın yeni Dışişleri Bakanı Condeleeza Rice’ın Ankara’yı ziyaretinin gündeminde ‘Türk kamuoyunda yükselen anti-Amerikanizm’in de bulunduğu bildiriliyor. Amerikan’nın Ankara Büyükelçisi Edelman bu durumun kendisini kaygılandırdığını saklamıyor.

Yapılan kamuoyu yoklamaları, Türkiye’de Amerika karşıtı görüşlerin, geleneksel olarak bu konunun şampiyonluğunu kimseye bırakmayan Arap ülkeleri ve Yunanistan’la at başı gittiğini, hatta onları geçtiğini gösteriyor.

Gerçekten bir sorun var. Her iki tarafta da var.

Son haftalar içinde Amerikan televizyonlarında gösterilen iki dizi ABD’de yaşayan Türklerin tansiyonlarının fena halde yükselmesine neden oldu. Fox televizyonunda gösterilen ’24’ adlı dizide ABD’ye göç etmiş bir Türk ailesinin aslında İslamcı terörist bir hücre olduğu anlatılıyordu. NBC’nin popüler ‘West Wing’ dizisinde ise, şeriatla yönetilen (ama gene de AB’ye üye olmaya çalışan!) Türkiye’de evli olmadığı bir erkekle cinsel ilişkiye giren bir kadının kellesinin kesileceği iddia ediliyordu.

‘Geceyarısı Ekspresi’ filminin ahlaksızca ırkçı saldırısının sarsıntısını hâlâ atlatamamış olan Türk-Amerikalılar gocundular ve çığlığı bastılar.

Niçin yine Türkler hedef seçilmişti?

Çeşitli açıklamalar öne sürüldü.

Dendi ki, ABD’de Arap lobisi çok güçlüdür, o yüzden onlara saldırmayı göze alamıyor, İslam’a karşı mesajlarını daha zayıf olan Türkler üzerinden vermeyi tercih ediyorlar. Dendi ki, bu işin içinde de Hollywood’ta etkili olan Ermeni ve Rum kökenli yeminli Türk düşmanlarının parmağı vardır.

Bu arada, son zamanlarda her yerde karşımıza çıkan komplo teorisyenleri devreye girdi: Bunlara göre, televizyondaki saldırılar Türkiye’yi ‘şeytanlaştırma’ kampanyasının parçalarıydı. ABD, gerekirse kaba güçle zorlayacağı ülkeleri kendi kamuoyunun gözünde ‘şeytanlaştırarak’ işe başlardı!

Dedim ya, komplo teorisi! Ancak son zamanlarda Türkiye’de de aynı yönde teori üretenlerin sayısının arttığını, hatta bu konuda popüler romanlar yazıldığını hatırlayınca insanın yüreğine bir ürküntü düşüyor: Yoksa, Türkiye’de Amerikan karşıtlığının bu kadar yükselmesi aynı operasyonun öteki yüzü ya da simetriği mi?

Ve madem ki komplo havasına girdik, sormadan bırakmayalım: Bütün bunların arkasında kimler var?

Türkiye tehlikeli yerlerden geçiyor. Akıllı, gerçekçi ve soğukkanlı olmak zorundayız. Bu çerçevede, Türkiye’deki Amerikan karşıtlığının son zamanlarda irrasyonel boyutlara ulaştığını da görmeliyiz. O mahut refleks bizde de yaygınlaştı: Tıpkı bazı Arap ülkelerinde olduğu gibi, her kötü giden şeyin altında Amerika’nın olduğunu söyleyerek işin içinden çıkma refleksi!

O zaman kritik bazı soruların sorulup tartışılmasına engel olan kısıtlayıcı bir ortam oluşuyor. Bir çeşit gözbağı. Evet, ABD’nin İran’a karşı askeri operasyon yapmasına herkes karşı. Ancak bu, nükleer silahlarla donanmış bir İran’ın Türkiye için ne anlama geleceği sorusunun tartışılmasını engellemeli mi? Belli ki engelliyor.

Evet, Türk halkı ABD’nin Suriye’ye karşı kuvvet kullanmasına da karşı. Ama bu, Suriye’nin terörist gruplarla ilişkilerinin gündeme alınmasını engellemeli mi? Engelliyor. Hem de PKK’ya verilen 15 yıllık desteğin günahı ortada durduğu halde engelliyor.

Amerika, Bush yönetimin dediğim dedikçi politikaları nedeniyle eleştirilmeyi elbette hak ediyor. Ama bana öyle geliyor ki, birileri de bu durumun arkasına saklanarak kendilerini koruyor, saman altından su yürütüyorlar.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: