İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Haçlı saldırısı gibi…

Osman Tığraklı

Papazın denize haç atma ayini ile ilgili tartışmalar sürüyor.

Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi”nin bu ayininin MHP”lilerce protesto edilmesi üzerine başlayan tartışma yön değiştirdi.

Hürriyet yazarları Ertuğrul Özkök ve Tufan Türenç, konuyu köşelerine taşıdı.

Diğer taraftan bugüne kadar teröre verdikleri destekle bilinen İnsan Hakları Derneği (İHD) basından aldığı destekle Bahçeli hakkında suç duyurusunda bulundu.

Bahçeli hakkındaki suç duyurusu ile ilgili haberler Cumhuriyet., Miliyet ve Birgün gazetelerinde yer aldı.

Tartışmalara yol açan eylem sonrası yetkilileri göreve çağıran MHP İstanbul İl Başkan Yardımcısı Cafer Yaylan ise, gelişmeleri hayretle izlediklerini belirtti.

Yaylan, “Asıl savcıları göreve davet eden biziz.

Hakkımızda suç duyurusunda bulunmaları çok garip.

Bir kısım basınında ”Haçlı ordusu” gibi üzerimize gelmesi ne kadar haklı olduğumuzu ortaya koymaya yetiyor” dedi.

İşte Yaylan”ın eylem sonrası yaptığı açıklama: Bugün burada dört olayı protesto etmek için toplanmış bulunuyoruz.

. 1- Heryıl Ocak ayının 6”sında Haliç”e ”Haç atma” adıyla düzenlenen törenin, HZ.

İsa”nın vaftiz edilmesini kutlamanın dışında ”Haç”ın düştüğü yer” bizimdir anlamı vardır.

Hz. İsa”nın doğumunu kutlamaya karşı olmadığımızın altını çizmekle beraber, buranın artık vazgeçilmez bir Türk yurdu olduğunun da bilinmesini istiyoruz.

. 2- Fener rum Patriği Laikliğe aykırı hareket etmektedir. Cumhuriyet savcılarını göreve çağırıyoruz. Türk Ceza Kanunu”na göre; Dinsel törenler açık alanlarda değil, kapalı mekanlarda ibadethanelerde yapılır.

Dinsel kisvelerle sokaklarda dolaşılamaz.

Daha önce İstanbul”umuzun Fatih ilçesi başta olmak üzere ”başında sarık var, üzerinde çarşaf var” diye insanları gözaltına alıp ifade verdikleri düşünülürse, bunlara gösterilen hoşgörünün müslümanlardan niye esirgendiği sorgulanırsa, bu çifte standart altından kimse kalkamaz.

. 3- Her yıl yapılan bu törenin, televizyon ekranlarından ”haber değeri” niteliğinde verilmesi, ayrıca AKP”nin imar konusunda yaptığı değişikliklerle, yasal zemine oturtulan ”misyonerlik” de bu tip yayınlarla güç kazanmaktadır. türk medyasını bu konuda duyarlı olmaya davet ediyoruz.

Aynı zamanda sizlerden rica ediyoruz kameralarınızı, mikrofonlarınızı Patriğe doğrultun ve sorun; ”Kin kapısını” ne zaman açacaksınız? . 4- Düne kadar AKP iktidarı ile kol kola olan, hatta başbakanın çocuklarının nikah şahitliğine çağrılan Bartholomeos”un Amerikan Büyük Elçiliği”ne ”Ekümeniklik” sıfatı ile çağrılmasına iktidarın tepki koyması kısmen de olsa bizi memnun etmiştir.

Şımartılan Patriğin aslında ”Ortadokslukla” ilgili Amerikan planlarının bir parçası olması, Milliyetçi Ülkücü Hareket”in hassasiyetini anlaşılır kılmıştır.

. Bahçeli beni şaşırttı.

. TUFANÇ TÜRENÇ . Devlet Bahçeli’nin Adana mitinginde yaptığı konuşmayı endişeyle okudum.

MHP lideri Ortadoksların geleneksel Haliç’e haç atma törenine sert bir dille karşı çıkıyor, Türkiye’nin, azınlıkların dinlerine karşı yüzyıllardan bu yana gösterdiği hoşgörüyü bir kenara iterek tehditler savuruyor.

Ben Bahçeli’yi bu konularda sorumlu ve duyarlı davranan bir politikacı olarak tanırım. Muhalefette güçlenmek pahasına böyle duyarlı konuları kaşıyıp kullanmanın onun tarzı olmadığını bilirim.

Bu nedenle doğrusu düş kırıklığına uğradım.

Bu ülke 6-7 Eylül olaylarını yaşadı.

Ben de, Sayın Bahçeli de o ayıplı günlere tanık olduk.

Aradan 50 yıl geçmesine rağmen o iki günün manevi faturasını Türkiye hálá ödeyemedi.

Bunu Sayın Bahçeli de çok iyi bilir.

O nedenle bu konularda kendisinden daha duyarlı ve sorumlu davranmasını bekliyorum.

. Bahçeli Le Pen”leşir mi . Ertuğrul ÖZKÖK Çok kritik konuları dolambaçlı ifadelerin arkasına sığınmak yerine, adını koyarak açıkça tartışmak çok daha iyidir.

Onun için ben de, son günlerin en tehlikeli ve kritik konusuna çok direkt bir soruyla gireceğim.

KRİTİK SORU ‘MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Le Pen siyasetine mi başlıyor?’ Soru bana ait değil.

Geçen gün sohbet ettiğim Türkiye’de yaşayan yabancı bir dostum bu soruyu sordu.

Türkiye’yi çok seven bir insan bu soruyu soruyorsa, emin olunuz ki önümüzdeki günlerde Avrupa’da daha yüksek sesle soranlar da olacaktır. Bu soruya kimsenin diyebileceği bir şey de olamaz.

Çünkü Avrupa aynı reaksiyonu hem Le Pen hem de Avusturya Başbakanı Jörg Haider konusunda da gösterdi. Haç çıkarma töreni hakkında söylediklerinden sonra bazı köşe yazarları adımı vermeden, Bahçeli’nin ‘devlet adamı’ kişiliği hakkındaki değerlendirmemi eleştirdiler. Ben, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin kişiliği hakkındaki izlenimimi hálá koruyorum. Geçmişte bazı olaylardaki serinkanlı tutumunu unutmuş değilim.

Ancak, bugünlerde Bahçeli ile karşı karşıya gelebilseydim, onunla MHP tabanı hakkında bazı görüşlerimi tartışmayı isterdim. MHP TABANI Dünkü Yeni Şafak Gazetesi’nde bana göre bütün MHP yöneticilerinin okuması gereken bir yazı vardı.

Davut Dursun’un yazısının başlığı şöyleydi: ‘Milliyetçi Hareket Partisi’nde zemin kayıyor.’ Yazının işlediği teze değinmeden önce, MHP’nin parti olarak son zamanlarda benimsediği yeni politikanın ana konularına bakalım. Çok kuvvetli bir ‘Avrupa Birliği karşıtlığı’.

AKP’yi ‘Kıbrıs’ı satmakla’ suçlamaya varan sert muhalefet.

Fener Patrikhanesi ve Hıristiyan misyonerlere karşı milliyetçilikle karışık dinci bir tepki. Acaba bu siyaset, MHP tabanının görüşlerini ne ölçüde yansıtıyor? Davut Dursun’un iddiası şu. Bu yeni siyaset, MHP tabanının görüşlerinden çok kopuk.

Bu tezini de araştırmalara bağlıyor. Mesela Türkiye’nin AB üyeliği.

Bugün bu konuda bir referandum yapılsa, MHP’ye oy verenlerin yüzde 61.7’sinin ‘AB’ye evet’ oyu vereceğini söylüyor.

. VATAN SATILIYOR MU . AB’nin 17 Aralık’ta Türkiye’ye tarih vermesi konusunda MHP tabanının görüşleri de şöyle: Yüzde 15.5 (Olumsuz) görüyor.

Buna karşılık yüzde 28.7 (Normal), yüzde 18.7 (Olumlu), yüzde 20.3’ü de (Çok olumlu) buluyor.

Kıbrıs meselesine gelince. Bu konuda kararı MHP seçmeninin yüzde 27.7’si olumsuz veya çok olumsuz bulurken, yüzde 52.8’i normal, olumlu ve çok olumlu bir karar olarak görüyor. Demek ki MHP’ye oy verenlerin yarıdan fazlası Kıbrıs kararını parti yönetimi gibi ‘vatanı satmak’ olarak değerlendirmiyor.

Bu araştırma sonuçları gerçeği yansıtıyorsa, MHP’nin anti-AB ve Kıbrıs politikalarının gerekçesi neyle açıklanacak? . MEŞRU HAK . Fransa’da Le Pen, Avusturya’da Haider, ırkçılığa varan politikaları ile oy alabiliyordu.

Acaba MHP bu politikaları ile oy alabilecek mi? Orada şu ayrımı yapmak gerekir.

AB karşıtlığı Avrupa’daki herhangi bir siyasi parti için ‘meşru’ bir siyasettir.

Ama aynı şeyi azınlık düşmanlığı için söyleyemeyiz.

İşte ben o nedenle hálá böyle bir siyasetin MHP’ye yarar sağlamayacağı görüşündeyim.

Yani başlıktaki soruya cevabım şu: Hayır, Bahçeli, Le Pen’leşemez…

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: