İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Somuncuoğlu 2: Kiliseler misyonerlik merkezi, camiler değil-2

KİLİSELERİN açılmasının, Avrupa’da camii ve mescit açılabilmesiyle karşılaştırılmasına gelince; unutulmaması gereken temel mesele buraların sadece ibadet amaçlı açıldığıdır. Sanki, Hıristiyanlar’ın Müslümanlaştırılması için kurulmuş bir misyonerlik faaliyeti varmış da, bunların serbest çalışabildiği, camilerin de bu faaliyetlerin merkezi olduğu anlamına gelecek mukayeseler, gerçekleri saptırmaktır. En önemli husus ise hiyerarşik yapıya sahip kiliselerin sadece ibadethane değil siyasi gücü ve hedefi olan, ruhban sınıfınca yönetilen ikinci bir devlet teşkilatı olduğudur.

Öte yandan herkesin inancının Erdoğan gibi güçlü olmayacağı ihtimali dikkate alınarak, yüzde 98,8’i Müslümanlar’dan meydana gelen ülkemizde, milli kültürümüzün temel taşı niteliğindeki dinimizin korunması için gerekli tedbirlerin alınmasını istemek ve savunmak çok doğal bir hak değil midir? Hele de böylesi kültür erozyonu ve emperyalizmiyle karşı karşıyayken. Kaldı ki, para, menfaat ve başka vaadlerle misyonerlik yapılması dinen de yasaktır. Her şeye rağmen yine de Erdoğan’ın haklı olduğunu düşünenler acaba şu gerçeklere ne diyeceklerdir?

* Avusturya ve Almanya’nın Berlin eyaleti dışında İslâm’ı resmi din olarak tanıyan ülke dahi bulunmaması

* 23 yıllık AB üyesi Yunanistan’ın başkentinde tek bir camii olmaması, hatta Erdoğan’ın da buraya gittiğinde Cuma Namazını kılacak yer bulamaması, yaz olimpiyatları sebebiyle yapılması mecburi olduğu halde söz verilen camiinin hâlâ yapılmaması * Başkentinin Kopenhag kriterlerine adını verdiği Danimarka’da Müslümanlara cami ve mezarlık hakkı tanınmaması * AİHM’in, din özgürlüğü ihlâlinde mahkum ettiği ülkelerin en başında Yunanistan’ın gelmesi * Almanya ve Hollanda başta olmak üzere birçok AB ülkesinde Müslümanların din derslerinin, hatta vaazların Türkçe verilmemesinin kararlaştırılması Milli Mücadele’den önce olanlar ve yaşananlar henüz unutulamayacak kadar yenidir. Lozan’da Türk heyetinde yer alan Dr. Rıza Nur’un şu tesbitleri de halen geçerlidir:

“Avrupalılar Türkiye’deki mekteplerine, asarı antika (eski eserler) araştırmalarına hele Amerikalılar çok ehemmiyet verdiler. Bunlar için âdeta kapitülasyon tarzında şeyler istiyorlardı. Ne ise onları da kaldırdık. Robert Kolej, Cizvit mektepleri memleketimizin irfanı için pek mühimdir, lâzımdır. Ancak bu mektepler dini ve siyasidir. Memleketimizde sırf bu maksatla yapılmışlardır. Talebeyi Katolik veya Protestan yapmak istiyorlar. Koloni işinin başlangıcı mektep, yetimhane ve hastanedir. Avrupalılar kaç asırdır koloni yaptıkları memleketleri de evvelce hep böyle bağlamışlardır. Bir memlekette bu mektep ve hastaneyi gördünüz mü, derhal hükmediniz ki, o devlet orayı koloni yapmak istiyor.”

Başbakan Erdoğan, değiştiğini söylese de geçmişte, “AB’ye girmek için koşturuyorlar. Onlar da bizi almamayı düşünüyorlar. Eeee..biz de girmemeyi düşünüyoruz. AB’nin asıl adı Katolik Hıristiyan Devletler Birliği’dir” şeklinde çok doğru bir tesbit yapmıştır.

Gül’ün tesbiti

AynI şekilde Dışişleri Bakanı Gül 1995’te Meclis kürsüsünden, “Fransa’da yasaklanan bir kitap var; büyük İslâm âlimlerinden Kardavi’nin (İslâm’da Helâl ve Haram) diye Türkçe’ye de çevrilen ve her yerde satılan kitabı, bölücülük yapıyor, diye Fransa’da yasaklanmıştır. Avrupa’nın özgürlük anlayışı budur, Avrupa’nın özgürlük anlayışı, sadece kendi çıkarlarınadır; dolayısıyla, bu konuda da gerçek yüzü bellidir. Avrupa Kulübü’nün gerçek tavrı budur. Türkiye’ye bakışı da budur. Müttefiklerin amacı Türkiye’yi bölmektir.” görüşünü savunmuş ve aslında tam da gerçeği dile getirmiştir. O yüzden, değişseler de, kendi inançları çok güçlü olsa da “papazların imam cüppesi” bile giymeye gerek duymadan çocuklarımızı kandırmalarına izin vermeyeceklerine inanmak istiyoruz.

Sadi Somuncuoğlu / Devlet Eski Bakanı

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: