İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Misyoner tehdidi

M.Ali Kışlalı

Konuyu güncel yapan galiba Avrupa Birliği ve Türk-ABD ilişkileri çerçevesinde Patrikhane üzerinden gelen siyasi baskılar oldu.

Ardından Türkiye’de bildim bileli faaliyetleri süren misyonerlerin yarattıkları tehditten söz edilmeye başlandı. Bunların sonunda da, adeta birdenbire, Rahşan Ecevit’in “Din elden gidiyor” söylemi dikkatleri çekti.

Teknik içerikli tüm konularda olduğu gibi, misyonerlik konusunda da, Patrikhane konusunda da gündem bilgi içerikli olmaktan ziyade polemik etkisinde kaldı.

Bir yanda bu gelişmelerin ülke için yarattığı tehdit ve tehlikeler, diğer yanda da bu konuları soruşturmanın Türkiye’nin AB ilişkilerine vereceği zararlar üzerinde duruldu.

Patrikhane hakkında birçok ciddi araştırma yayımlandı. Ama ülkedeki müsyoner örgütleri ve bunların faaliyetleri ciddi ve ayrıntılı boyutlarıyla pek gündeme getirilmedi.

Uzmanlar, mesajları evrensel olan dinlerin, sadece Hıristiyanlığın değil, Budizm ve İslam’ın da aslında genel anlamda ‘misyoner’ olduğunu belirtiyorlar. Ancak bu genel anlam dışında misyonerliğin sadece Hıristiyanlığa özgü bir terim olduğunu söylüyorlar.

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden Prof. Ömer Faruk Harman “Hıristiyanlıkta misyonerliğin amacı sadece İsa Mesih’in getirdiği müjdenin duyurulması değil, muhatap alınan kimsenin ne yapıp edip kazanılmasıdır” diyor.

“İslami tebliğ ile Hıristiyan misyonerliği arasındaki en önemli fark buradadır” diye ekliyor. İslam dininde zorlama olmadığını söylüyor.

Tartışmalar çeşitli boyutlarından daha ziyade siyasi olanlar üzerine kayarken, Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün kimi çevrelerce yadırganan yaklaşımlarından birini sergiledi. Tuncer Günay’ın hazırladığı ‘Misyoner Örgütleri ve Misyoner Faaliyetleri’ isimli 330 sayfalık bir araştırma yayımladı.

Kitapta; Hıristiyanlık ile ilgili temel bilgiler, Hıristiyanların bölünmesi, misyonerler-misyonlar, Osmanlı topraklarına giren ilk Hıristiyan misyonerlik tarikatları, misyonerlerin gelişi, faaliyetlerin tırmanışı, yabancı okulların açılması ve çoğalmaları, yabancı okullardaki misyonerlik faaliyetleri, Fener Rum Patrikhanesi, Rum Ortodoks okulları, Pontusculuk hakkında geniş bilgi var.

Sinan Aygün “Türkiye’yi istikrarsızlaştırma, bölme ve Sevr Antlaşması’na uygun bir şekilde parçalama gayretlerinin yoğunlaştığı dönemlerde, misyoner faaliyetlerinin de paralel bir şekilde yoğunlaşması tesadüf değildir” diyor.

Ankara Ticaret Odası’nın ‘Vatanımızın bölünmez bütünlüğünü, milletimizin birlik, beraberlik, huzur, barış ve esenliğini ciddi bir şekilde tehdit eden misyoner faaliyetlerini mercek altına almaya’ karar verdiğini söylüyor.

Araştırmacı yazarın çalışmaları sırasında devletin çeşitli istihbarat raporlarına ulaştığı anlaşılıyor. ‘Misyonerler ve misyoner kuruluşları papalığın, gizli servislerin ve patriklerin 5. kolları gibi çalışmaktadırlar. Dini yaymak, öğretmek kisvesi altında istihbarat toplamaktadırlar. Etnik ayrılıkları kışkırtmaktadırlar.’

Çeşitli Hıristiyanlık gruplarından birine ait insani yardım kurumlarının ya da gönüllü barış üyelerinin Kuzey Irak’ta, Filistin’de, Afrika’da ve Güneydoğu Anadolu’daki faaliyetlerine dikkat çekiyor. Oralarda ‘Ne aradıklarını ve gerçekten ne iş yaptıklarını hâlâ öğrenmemiş olanlar varsa Genelkurmay ve Emniyet istihbarat raporlarını bulup okusunlar’ diyor.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: