İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Hristiyanlık yasak mı?

Engin Ardıç

Birtakım misyonerler çarşıda pazarda uluorta İncil dağıtıyorlarmış. Hatta bir de ‘alo dua’ hattı kurmuşlar, İncil’in içinden bir kart çıkıyormuş bir de telefon numarası, bunu arayıp derdini anlatıyorsun. Sana her duruma göre seçilmiş birtakım dualar salık veriyor, müzik falan da dinletiyor, toplantılara çağırıyorlar.

Bunlar ‘protestan’ etkinlikleri. Katoliklerin ve ortodoksların böyle bir çalışmaları yok.

Yani halkımız bunların etkisi altında kalıp ‘ihtida’ edecek de üstelik bir de kiliseler arasında taraf tutacak, papaya karşı çıkacak falan… Bak sen…

Başta Rahşan Hanım olmak üzere ‘ulusalcılar’ buna çok kızdılar. (Ulusalcı demek, eskiden solcu olup da sonradan hidayete eren demek… Milliyetçi başka! O, öteden beri, ‘kafadan’ öyle… Bunlar yeni moda.)

Mütedeyyin Müslüman vatandaşın Hristiyan’la hiçbir sorunu yok. Onun da ‘kitap sahibi’ olduğunu biliyor ve saygı gösteriyor. Din sorunu yaşayanlar, çelişkiler ülkesi Türkiye’de, laikler! Akılları sıra dine sahip çıkanlar da onlar.

Peki laiklikte, protestan propagandasına karşı çıkmak var mıdır? Yoktur.

Herkes, ‘kanun dairesinde’ kendi inançlarını yaşamak ve yaymakta özgür müdür? Özgürdür.

İsteyen camiye, isteyen kiliseye, isteyen havraya gider mi? Gider. Engel olunur mu? Olunamaz.

Sokakta ‘hediyesi olan parayı almadan’ Kur’an-ı Kerim dağıtsalardı, ‘irtica hortladı’ diye yaygarayı basacak mıydınız? Basacaktınız.

Kitab-ı Mukaddes, yani Tevrat, dört İncil, Ermiş Pavlos’un mektupları vesaireden oluşan ‘Bible’ bugün Türkiye’de serbestçe satılmakta mdır? Satılmaktadır.

Eh o zaman sorun bunu parasız dağıtılmasından mı kaynaklanıyor?

Derdiniz nedir sizin yahu?

Osmanlı dönemindeki amansız misyoner faaliyetinden bile, Tevfik Fikret’in oğlu Haluk gibi birkaç şaşkından başka hiçkimse etkilenmemiş de (o da Amerika’ya gittiğinde ‘dönmüştü’), şimdi mi halkımız Hristiyan olacak?

Birkaç kişilik ve kimlik bunalımı yaşayan genç zavallının dışında, halkımız bu kadar eşek mi?

Bangır bangır İslam propagandası yapmak yüzyıllardan beri serbest de, Avrupa Birliği yolunda ilerlerken Hristiyanlık propagandasını nasıl yasaklayacaksınız?

Hazmedeceksiniz.

Ve de Tevrat’ı da, İnciller’i de alıp okuyacaksanız. Bilgi edineceksiniz. Biz bunun için ‘okullara din dersi yerine din kültürü dersi konsun’ diye tepiniyoruz.

Ben okudum. Hiç de Hristiyan olmadım.

Hadi itiraf edeyim, içime sıkıntı geldi, atlaya atlaya okudum.

Tabii en çok da ‘elohim, nefilim’ gibi şeylerden dem vuran kısımları (Tekvin’in baş tarafları), Ezekiel falan gibi bölümleri… Hani uzaylılardan söz edilen yerler canım!… Eski zamandan zorbalar, şöhretli adamlardı…

Oradan geçen ‘şöhret’ kelimesinin aslının, eski İbrani dilinde hem ‘isim’ hem de ‘göğe doğru yükselen şey’ anlamına gelen ‘şem’ kelimesi olduğunu bilseydiniz!

Babil kulesini de insanlar kendilerine bir ‘şem’ yapmak için kurmuşlardı. Yerseniz, ‘nam salmak’ diye geçer.

Cuma günleri yokum!

Kusura bakmazsanız, haftada bir gün, cuma günleri yazmayacağım.

Başından da böyle karar verilmişti de, hem yeni bir işe ve sayfaya ısınmak, hem yeni okurları ısındırmak için bir süre aralıksız yazmayı kendim istemiştim. Siz dilerseniz buna bir tür ‘promosyon’ da diyebilirsiniz. ‘Müşterinin ayağını alıştırmak’ deyimi bana daha keyifli geliyor.

Elbette şimdi birtakım ruh hastaları ‘şişti herif, yazamıyor, tıkandı, teklemeye başladı’ falan da diyeceklerdir.

Ancak bendeniz de ‘aman onlar öyle demesinler’ diye izin kullanmaktan vazgeçecek kadar enayi olmadığımdan, cuma günleri yokum efendim!

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: