İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Dinini değiştirmek isteyenler

Ertuğrul Özkök

RAHŞAN Ecevit sayesinde şunu tartışıyoruz: ‘Din elden gidiyor…’

Bunun delili ne?

Apartmanların altında açılan kiliseler.

Şimdi, bu saçma sapan gerekçelere sığınıp siyaset yapmaya meraklı komploculara değil; bu ülkenin sessiz sakin, her öfkelendiği an bilgisayarının veya faksının başına geçip ağzına gelen hakareti yağdırmayan makul insanlara seslenmek istiyorum.

Daha doğrusu bir şeyi hatırlatmak istiyorum.

* * *

Çünkü, öyle görünüyor ki, hatırlatacağım konu, önümüzdeki günlerde çok daha sık gündemimize gelecek.

Bu ülkenin Başbakanı 29 Ekim 2004 günü, Roma’da görkemli bir salonda Avrupa’nın birçok ülkesinin lideri ile birlikte bir belgeye imza attı.

O belgenin ne olduğunu hatırlıyor musunuz?

‘Avrupa İçin Anayasa Oluşturan Antlaşma.’

Yani Avrupa Anayasası.

O Anayasa’nın ‘Özgürlükler’ başlıklı ikinci bölümünün, 10’uncu maddesi aynen şöyle diyor:

‘Herkes düşünce, vicdan ve inanç özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, tek başına ya da başkalarıyla birlikte topluluk halinde ve herkesin önünde veya özel olarak, din ya da inanç değiştirme özgürlüğünün yanı sıra, ibadette, eğitimde, uygulamada ve törenlerde dinini veya inancını açıkça ortaya koyma özgürlüğünü de içerir.’

Şu kelimelere dikkat:

‘Din ya da inanç değiştirme özgürlüğü…’

Yani Türkiye Başbakanı’nın imzaladığı belge, insanlara dinini veya inancını değiştirme özgürlüğünü hak olarak tanıyor.

* * *

Rahşan Ecevit, şöyle bir itirazda bulunabilir.

‘O ek protokolü Tayyip Erdoğan imzaladı. Bana ne?’

Diyebilir mi?

Derse kendisine hemen başka bir belgeyi hatırlatacağım.

‘Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9’uncu maddesinin 1’inci fıkrası…’

‘Din değiştirme hakkı’ aşağı yukarı aynen orada da yer alıyor.

Küçük bir tarih hatırlatması.

Türkiye Cumhuriyeti Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni, 10 Mart 1954’te bir yasayla onayladı.

Yani aradan tam yarım asır geçmiş.

Bu dönemde Rahşan Ecevit’in eşi, bu sözleşmeyi imzalayan TBMM’nin neredeyse dörtte üçünde yer almış.

Daha da önemlisi bu yarım asır içinde eşi beş kere başbakanlık yapmış.

O süre içinde tık çıkmış mı? Hayır…

* * *

Türkiye’de Hıristiyanlığın yayıldığı falan yok.

Ama bu ülkenin yarım asrında söz sahibi olmuş bir ‘Siyasi çekirdek aile’, şimdi insanlara Anayasa ile sağlanmış bir hakkı tartışmaya açıyor.

Dün sordum bugün yine soruyorum.

Bunu neyle açıklayacağız?

Rahşan Ecevit’in, ‘Din elden gidiyor’ çıkışını herkes kendine göre bir teori ile açıklıyor.

Bunlardan bazıları acımasız bir kahvehane sohbetinden öteye geçmez.

Bazıları, bunun giderek sıfırlanan DSP’yi yine kamuoyu gündemine getirmek amacını taşıdığını iddia ediyor.

Bu kadar ‘masum’ bir niyetse, hiç mesele değil.

Sonunda bu, Türk siyasetinde gördüğümüz veya göreceğimiz ne ilk ne de son siyasi oportünizm örneği olacaktır.

Ama kimse kusura bakmasın.

Ben bu çıkışı çok ciddiye alıyorum ve o nedenle de bu kadar aşina bahanelerle geçiştirmem mümkün olamaz.

* * *

Bana göre bu, taammüden yapılmış bir çıkıştır ve amacı Türkiye’nin Avrupa projesine darbe vurmaktır.

Yoksa bir yandan ‘medeniyetler çatışmasını’ önleyecek büyük bir insanlık projesinden söz edeceksiniz, bir yandan da girdiğiniz topluluğun en yaygın dininin, Türkiye’de de yayıldığı paranoyasını yayacaksınız.

Üstelik Avrupa’daki Müslüman sayısının da arttığını bile bile…

Murat Belge dünkü Radikal Gazetesi’nde çok önemli bir saptamada bulundu.

Türkiye’nin eğitimsiz insanlar sorunu değil, tam aksine eğitimli insanlar sorunu bulunduğunu söyledi.

Gerçekten çok, ama çok haklı.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: