İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Hazır olun, Ermeni tsunami’si geliyor…

Mehmet Ali BİRAND

Bu yazımı, bu yıl süresince başımıza geleceklerden tam anlamıyla haberi olmayanlar veya yeterince bilgilenmemiş olanlar için yazıyorum. Bir uyarıda bulunmak, şimdiden hazırlıkların başlayabilmesi için kaleme alıyorum.

Bu yazımı, bu yıl süresince başımıza geleceklerden tam anlamıyla haberi olmayanlar veya yeterince bilgilenmemiş olanlar için yazıyorum. Bir uyarıda bulunmak, şimdiden hazırlıkların başlayabilmesi için kaleme alıyorum.

Büyük bir Tsunami dalgası geliyor.

Şimdiden, derinden derine, denizin uzaklarından gelen gürültüyü duyar gibiyim. Hava kararıyor ve kıyılardaki sular çekiliyor.

Sözünü ettiğim Tsunami, Ermeni diasporasındaki depremden kaynaklanıyor ve kısa bir süre sonra Türkiye kıyılarına varacak. Eğer önlem alınmazsa, Uzak Doğu’daki gibi bir felaketle (insan kaybından söz etmiyorum) karşılaşılabilir. Altından kalkamayacağımız bir duruma düşebileceğiz.

Bunun nedeni de, 24 NİSAN 2005 günü, Ermeni soykırım iddialarının simgesel tarihi olan 24 Nisan 1915’in 90 ıncı yıldönümü olması.

Ermeniler bu fırsatı kaçırmak istemiyorlar.

Yıllardan beri, Türkiye’nin seyirci kalması sayesinde dünya’ya SOYKIRIM iddialarını kabul ettirdiler. Biz istediğimiz kadar aksini iddia edelim, Ermeniler bıkmadan usanmadan, yetersiz dahi olsa, Uluslararası kamuoyunu ikna ettiler. Bugün, özellikle batı dünyasında kısa bir tur yapın ve önünüze çıkana sorun. Yüzde 90’ı, Ermenilerin Türkler tarafından soykırıma uğratıldıklarını söyleyecektir.

Ermeniler işte bu yılı kaçırmak istememelerinin nedeni de bu. Helvanın altı tutmuş durumdayken, hemen harekete geçmek ve son darbeyi vurmak istiyorlar.

“ Son darbe” nedir ?

Soykırım iddialarının daha da geniş bir kesim tarafından benimsenmesi ve halen Meclislerinden karar alamadıkları ülkeleri de ikna edip, Soykırım’ı perçinletmek.

10 yıl sonraki 100 üncü yıldönümün temelini şimdiden atmak. 10 yıl sonra, AB ile müzakerelerinin sonuna gelmiş ve tam üyelik aşamasına geçmiş Türkiye’ye “soykırımı zorla kabul ettirme” kampanyasının en önemli adımını attırmak.

Bu büyük olayın ayrıntılarını resmi yetkililerin ne kadarı biliyor, belli değil.

Belli olan, yıllardır sadece boşa konuşmuş ve hiçbir şey yapmamış olan Türkiye’nin yakında acı gerçeklerle karşı karşıya kalacağıdır.

* * *

NASIL BİR DALGA GELİYOR?

BM VE MECLİSLERDE SOYKIRIM KARARI ZORLANACAK

Ermeni diasporası, 1915 olaylarının 90 ıncı yıldönümü çerçevesinde büyük bir kampanya hazırlıyor. Konferanslar, kollok’lar, basın toplantıları, gösteriler arka arkaya gelecek. Bunlardan daha da önemlisi, şu ana kadar Soykırımı resmen Meclislerinde karara bağlamamış olan ülkelerde harekete geçilecek ve 90 ıncı yıldönüm için bu kararın çıkması istenecek.

Tabii en önemlisi Amerikan Kongresinde yıllardır süren mücadele tekrar açılacak. Amerikan kongresinden Soykırım kararı çıkarılabildiği taktirde, Türkiye’nin elinin kolunun bağlanacağı hesap ediliyor. Yine aynı şekilde AB ülkelerinin üzerine gidilecek ve Milli Meclislerin AB Konseyine Soykırım konusunu bir koşula dönüştürmesi istenecek.

Gizliden gizliye çalıştıkları bir diğer gelişme de, Birleşmiş Milletler Genel Kurulundan bir Soykırım kararının çıkarılması için girişimde bulunulmasıyla ilgili.

* * *

NE YAPMALI?

BUGÜNKÜ POLİTİKA TÜMÜYLE DEĞİŞMELİ

Ermeni Tsunamisi’ne, bunca yıl seyirci kaldıktan sonra, şimdi uyanıp son dakikada yiyebileceğimiz bir golü kale çizgisinden kurtarabilmenin tek koşulu, Türkiye’nin şu ana kadar yürüttüğü resmi politikaları yeniden gözden geçirmesi ve ileri adımlar atmasıdır.

Artık “Biz, Vallahide Billahi de Soykırım yapmadık” demek, yeterli değil. Geç kalmanın faturası ödemek zorunda kalacağız, ancak mutlaka birşeyler yapmak gerekiyor.

Bunlardan biri, Yalım Eralp dahil birçok düşünürün ileri sürdüğü gibi, BM çatısı altında bir Uluslararası Soykırım İddialarını İnceleme Komisyonu kurulmasının sağlanmasıdır. Zira Türkiye haklıdır. Soykırımdan söz edilemez. Ancak bunu anlatamamıştır. Tren kaçırılmıştır. Yumurta kapıya dayanmıştır. Tek çıkış yolu, konuyu Uluslararası bilim adamlarının, araştırmacıların önüne koymaktır. Bu şekilde gerçeklerin anlaşılma olanağı doğar.

Göreceksiniz, Ermeniler bundan kaçacaklardır. Uluslararası hiçbir çalışmaya yanaşmayacaklar veya sadece kendi yandaşlarıyla yapılacak bir çalışmayı isteyeceklerdir. Marifet, masadan kaçamayacakları bir ortam yaratmaktır.

Bu çalışmalar gerçekleştirilebildiği taktirde, bir zaman kazanılacaktır. Bu zaman dilimi içinde de, Türkiye Ermenistan ile ilişkilerini ticari alanda genişletir, kara kapısını açabilir. Uluslararası tribünlere hitap edecek jestler yapabilir.

Tek hata, hiçbir şey yapmadan seyretmek ve kendi kendimize propagandaya devam etmek olur.

* * *

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com.) yayınlanmaktadır.)

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: