İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

RAGIP ZARAKOLU: 90. YIL

Yeni bir yıl insanda hep yeni umutlar uyandırır. Eksiklerimizi tamamlamaya, hatalarımızı tekrarlamamaya, kendimizi sorgulamaya teşvik eder. Bir çeşit arınma ihtiyacının yansımasıdır bütün bunlar…

Bu yıl Ermeni Trajedisinin 90. yılı. 2015 yılında ise, 100. yıl olacak. Adına ne derseniz deyin, artık bir insanlık tragedyasının yaşanmış olduğunu kimse inkar edemiyor.

Sadece bahaneler uyduruluyor. Biz yapmadık Onlar havasına giriliyor. Biraz sinirlenince, Aslında hak etmişlerdi, kendileri kaşındılar söylemine başvuruluyor. Ve nihayet, kafamızı bozmasınlar, yine kötü şeyler olabilir diye tehditler savrulabiliyor.

Sayılarla oynanıyor. Sanki sayının az ya da çok olması, insanlık dramını azaltabilir, yitik kuşakları geri getirebilir gibi.

Acaba bu utancı vicdanlarımızda hissedebilmek için, bir yüzyıl dolmasını mı bekleyeceğiz yoksa. İnkarcılık ve yalanlarla dolu zavallı sayfalar üretmeye devam mı edeceğiz?

Bu insanlık görevini yapmamızın Ermeni insanlarına çok fazla bir şey kazandıracağı yok. Onların kuşakları zaten bu acıyla dolup taşmış.

Bu asıl bize, insanlığımızı hatırlatacak.

Aynı zamanda karşımızdakinden nefret duygusunu alarak, ona da insanlığını hatırlatacak.

Bunu yapmamak için bahaneler uydurmak çok kolay.

Ama en azından, toplumumuz içinde demokrasi ve insan haklarını savunan kesimlerin, resmi bir tavrı beklemeden, kendi üzerlerine düşen görevi yerine getirmesi gerekiyor. Türk, Kürt, Çerkez, Arap, vb. herkes…

Bunu resmiyetten beklemek, onun yapmayışının ardına gizlenmek kolaycılık olur.

Bu insanlık suçundan arınmak için, kendi payına düşen gereklilik yerine getirilmeli.

O zaman asıl suçlu olan irade ve siyaset, apaçık ortada kalacaktır.

Bu görev aynı zamanda, birçok insanın soyağacında yer alan, yasaklı, lanetli, gizli büyükbaba ve annelere karşı da bir görevdir.

“Onlar sessiz öldüler”, acılarını yüreklerine gömerek, hiç kimse ile çok kere çocukları ve torunları ile bile bölüşemeyerek.

Bu aynı zamanda soyağaçlarının bir tarafı yok sayılan aileler için de, bir huzur olanağı sağlayacak.

Evet, bu coğrafyanın derin bir tinsel huzura ihtiyacı var.

Bunun için de bu yıl 24 Nisan’da, bir çiçek alın elinize ve mutlaka koyacak bir yer bulacaksınızdır, “Acınız acımızdır” diyerek.

Verecek bir kişi, koyacak bir yer bulamıyorsanız, Karadeniz’e atın, nehirlere atın, Kızıldere, Kızıltepe, kanlı dere vb. diye anılan yerlere bırakın.

Onlar sizi duyacaktır.

Belki ilk kez huzur duyacaklardır.

Sizler de…

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: