İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Bu konuyu kaşımasanız olmaz mı

Ertuğrul ÖZKÖK

ÇOK merak ettiğim bir konu var. Acaba ‘Milli Siyaset Belgesi’ dediğimiz ve ‘Türkiye’nin gizli anayasası’ olarak nitelediğimiz belgede, Fener Patrikhanesi’nin ‘ekümenikliği’ ile ilgili bir madde var mı?

DEMİREL: YOK

Dün Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e sordum.

‘Benim hatırlayabildiğim kadarıyla yok’ cevabını verdi.

‘Ekümeniklik’, Patrikhane’nin ‘evrensel kabul edilirliği’ anlamına geliyor.

Bunu çok merak ediyorum; çünkü şu sorunun cevabını arıyorum:

‘Biz, Fener Patrikhanesi’nin ekümenikliğini neden kabul etmiyoruz?’

Okumuş bir Türk vatandaşı olarak bugüne kadar bu sorunun beni tatmin edecek bir cevabını alamadım.

Tarihçilere sordum, Dışişleri mensuplarına sordum, uluslararası ilişkiler uzmanlarına sordum.

Bana göre verilen cevapların hepsi, tarihsel bir korkuya dayanan, bugün için hiç geçerliliği bulunmayan açıklamalardı.

Bütün dünya, Fener Patrikhanesi’ni ‘ekümenik’ bir kurum olarak tanıyor.

Ama biz tanımıyoruz.

Oysa benim sorum çok basit:

‘Tanısak ne olur?’

Bu soruyu çok rahat sorabiliyorum; çünkü aklımda bundan da basit bir soru var:

‘Fener Patriği ekümenik olmuş olmamış bize ne?’

Fener Rum Patriği Bartholomeos, ‘Bu siyasi değil tarihi bir unvandır’ diyor.

Bu durumda şöyle bir düşünelim.

Yarın sabah kalktığımızda Türkiye’nin Fener Patrikhanesi’nin ‘ekümenikliğini’ kabul ettiğini görsek, o gün ne değişir?

Fener Patrikhanesi, Yunan bayrağını mı çeker?

Çektirmezsiniz.

Sizden bağımsızlık mı ister?

Vermezsiniz.

EYÜP KAYMAKAMI

Bugünden farklı bir uygulama yapmazsınız.

Öyleyse gelin bugünkü uygulamaya bir bakalım.

Bazı yetkililerimiz, ‘Fener Patriği’nin muhatabı Eyüp Kaymakamı’dır’ diyor.

Öyle diyorlar ama hepimiz biliyoruz ki, Fener Patriği’nin protokoldeki gerçek yeri bu değildir.

İKİ BAŞBAKAN

Hangi yabancı büyük devlet adamı gelse, Eyüp Kaymakamı’nın davetli olmadığı yerde Fener Patriği davetlidir.

Dünyanın neresine gitse devlet başkanları tarafından kabul edilir.

Bir başka nokta.

Türk devletinin bugün Fener Patrikhanesi’ne girme, baskın yapma hakkı vardır.

Ama devlet bugüne kadar böyle bir şeye tevessül etmedi. Etmez de.

Anlayacağınız, patriğin ekümenik olup olmaması bir şeyi değiştirmez.

Bundan bir süre önce 1990’lı yıllarda yaşanan bir olayı yazmıştım.

Tansu Çiller’in başbakanlığı döneminde İstanbul, olimpiyatlar için aday olmuştu.

Çiller, Türkiye’nin başvurusunu kuvvetlendirmek için Fener Patriği, Hahambaşı ve Ermeni Patriği’nden birer mektup istemişti.

Fener Patriği o mektubu ‘ekümenik’ sıfatı ile imzalamıştı.

Peki Başbakan Çiller mektubun altındaki bu sıfatı görünce ne yapmıştı?

Hiçbir itirazda bulunmadan, Olimpiyat Komitesi’ne vermişti.

Aradan 10 yıl geçti.

O gün böyle bir mektubu kullanan Türkiye, bakın şimdi bir başka başbakanının imzasıyla, ‘Patriğin ekümenik kabul edildiği davete gitmeyin’ mesajı yayınlıyor.

Hiç kuşkusuz burada Amerikan Büyükelçiliği’nin de hatası var.

Bu gibi konuların ‘hiç konuşulmadan’, mesele yapılmadan sürdürülmesi herkesin yararınadır.

Önümüzde Türkiye’nin Avrupa Birliği perspektifi var.

Türkiye, yarın bir gün AB üyesi olduğu zaman ‘ekümeniklik’ gibi meseleler bir egemenlik sorunu olmaktan çıkacak.

BİRAZ DİKKAT

O nedenle, hem Türkiye’nin, hem de Patrikhane’nin bu sorunu gereksiz yere kaşımamasında yarar var.

Tabii konuyla direkt ilişkisi bulunmayan yabancı temsilciliklerin de…

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: