İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

ozgurpolitika: Süryaniler ancak 24 yıl sonra dernek açabildi

AYSEL BAKIRAY/DİHA/İSTANBUL

Süryaniler tarafından kurulan Mezopotamya Kültür ve Dayanışma Derneği (MEZO-DER), Süryani kültürünü yaşatmak amacıyla çeşitli aktiviteler yapacak. Derneğin kendileri için bir ihtiyaç olduğunu belirten derneğin kurucularından Av. Erol Dora, her kültürün bir çiçek olduğunu söylüyor.

12 Eylül 1980 askeri darbesi ile birlikte Süryanilerin İstanbul’daki ilk derneği olan MED-KÜLTÜR’ün kapatılmasından sonra Süryaniler, yaklaşık 24 yıldır hiçbir dernek kurmadı. Genellikle kendi çevreleri içinde kültürünü yaşatmaya çalışan Süryaniler, geçtiğimiz hafta Samatya’da kiraladıkları 2 katlı bir binada MEZO-DER’in açılışını gerçekleştirdi. Süryanilerin İstanbul’daki tek derneği niteliğinde olan MEZO-DER bünyesinde, kültürel, sosyal, ekonomik ve sportif faaliyetlerle birlikte kültürel mirasın korunması yönünde çalışmalar yapılacak.

MEZO-DER’in kurucu üyelerinden Av. Erol Dora, İstanbul gibi metropol bir şehirde insanların bir araya gelmesinin çok önemli olduğunu belirterek, “İstanbul’da dağınık yerlerde yaşayan Süryanileri bir araya getirmeyi amaç edindik” dedi. Süryanilerin sivil kitle örgütlerinin olmamasından kaynaklı dinsel anlamda temsil edildiklerine dikkat çeken Av. Dora, “Süryaniler sadece dinsel anlamda varolan bir varlık değil ki… Süryanilerinde kültürleri var, sanatsal durumları var, geçmişleri var” dedi.

‘Kültürün gelişimi için anadil önemli’

Süryanilerin dört bir ülkeye dağılmışlıklarını Kürtlere benzeten Av. Dora, anadilde eğitimin kültürlerin gelişmesi açısında önemli olduğunu vurgulayarak, “Kendi dilini öğrenebilme ve o dilde eğitim gördüğü zaman insan, o dili tamamen algılayabilir, öğrenebilir. Fakat Süryanilerin böyle bir olanakları yok” diye konuştu. Av. Dora, Türkiye’de yaşayan azınlıklarında kendi aralarında iletişiminin olmadığını da söyledi.

Türkiye’de yaşayan yezidilerin az sayıda kaldıklarına, çoğunlukla Avrupa’ya göç ettiklerini dikkat çeken Av. Dora, “yezidiler hiçbir zaman gündeme getirilmemiştir. Onların durumu çok daha trajik durumda” dedi. Her kültürün bir çiçek olduğunu, yok olmayla karşı karşıya gelen birçok kültürün ilk önce açık ve net olarak ortaya konmaları gerektiğini kaydeden Av. Dora, değişen dünya ile birlikte değişim ve dönüşümün kaçınılmaz olduğunu aktardı. Av. Dora, bu konuda Türkiye’de bireylere ve topluma büyük görevler düştüğünü söyledi.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: