İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

stargazete: Müslüman köyünün hiristiyan muhtarı

Daniel Ohotski’nin hikayesi, aslında bizim hikayemiz… Avrupa’ya anlatamadığımız bir hikaye… Müslüman seçmenin oylarıyla seçimi kazanan bir Hıristiyan muhtarın öyküsü. Türkiye’nin batı için anlaşılması zor hikayesi

Orada bir köy var uzakta, muhtarı işadamı, halkla ilişkiler sorumlusu Mühendis.

Köyün kurucusu Nisan ayında Vatikan tarafından aziz ilan edilecek, bizim köy sakinleri Vatikan yolcusu, törene iştirak edecekler.

Köyün ünlü sakinleri arasında Leyla Gencer var, Nazım Hikmet’in büyük dedesi var.

Köy asker kökenli bir köy!..

Üstelik özgürlük simgesi bir köy!

Seçmenin çoğunluğu müslüman, unutmadan söyleyeyim muhtar Hıristiyan!

Uğurlu: Sayın Daniel Ohotski, köyünüzün nüfusu nedir?

Ohotski: Oy kullanan toplam nüfus 216 kişi. Çocuklarla beraber 250 kişi nüfus var.

Polonya kökenli yurttaşlar kaç kişi?

90’ı Polonya kökenli. 30’u burada oturan beyler, geri kalan çalışan nüfus.

Seçmen sadece Polonya kökenli değil.

Değil.

Ama Polonya kökenli, Hıristiyan bir muhtar seçmişler.

Kolay bir seçim olmadı.

AB sürecindeki Türkiye için sonuç muhteşem, müslüman köyümüzün bir Hıristiyan Muhtarı var!..

Şöyle diyelim, burası hem müslümanların, hem hıristiyanların, bir kültür mozaiğinin, kültür zenginliğinin köyü. Bakın İsveç azınlıklar federasyonu köyümüzü yeni ziyaret etti. İsveçte yaşayan 12 değişik ülkeden insanları ağırladık.

4’ÜNCÜ NESİL TÜRKÜM

Siz bir işadamısınız bunu biliyorum, şimdi bir de muhtar oldunuz. Daniel Ohotski kimdir?

Ben doğma büyüme dördüncü nesil bir Türküm. Köy ilkokulunu bitirdikten sonra St. Michel Lisesi’nde okudum. Babam ölünce işin başına geçmek mecburiyetinde kaldım, çiftçiliğe geçtim. Askerlikten sonra da turizm işi.

Askerliği nerede yaptınız?

Sarıkamış.

Dedeleriniz buralara nerelerden, niçin geldi, Daniel Bey?

Tarih olarak, Polonya 120 yıl esaret altında kaldı. Ülke olarak üçe bölündü. Prusya, Rusya ve Avusturya tarafından bölündü. Bu esaret devresinde bir tek Osmanlı, Polonya’yı Lehistan olarak tanıdı. Bu 120 yıllık süre zarfında çeşitli ayaklanmalar olmuştur. Bu ayaklanmalar başarılı olamayınca elebaşları, yani generaller, askerler ülkeyi terk etmek zorunda kaldılar. Ya asılacaklardı, ya da kaçacaklardı. Osmanlı’ya sığınıyorlar. Osmanlı ordusuyla birlikte Rus ordularına karşı savaşıyorlar. Ve daha sonra buraya yerleşiyorlar.

POLONEZKÖYLÜ NAZIM

Buraya göçenlerin arasında Nazım Hikmet’in ailesi de var.

Evet. Köken olarak bizim ilk göçen dedelerimizin dedeleri ile bağlantılı olması.

İlk göçte ne kadar nüfus geliyor?

İlk göç 11 kişiyle başlamış. Adları soyadları mevcut. Zaman içinde 1. Dünya Savaşı sırasında 400 kişiye kadar ulaşmış.

İlk 11 kişi geleli kaç yıl oldu?

165 sene oldu. 11 kişi askeri amaçla geliyor. Aile yerleşimi 1950’lerden sonra başlıyor. Köy kuruluşu 1842. Zaten buranın toprak yapısı bu kadar kişiyi besler. Her evde 4- 12 çocuk var. Geniş aileler. Burada kalanlar 2 – 3 kişi. Geri kalanlar sağa sola gitmiştir. Dünyaya yayılmış her tarafa gitmiş olan insanlar.

İKİ GÖNÜL BİR OLSUN

Evlenme işi nasıl halledildi. Gelinler Polonya’dan mı getiriliyor?

Sorun olmuyor. Kültür olayının devam edebilmesi için eşlerin önemi var. Benim annem de buraya gelin olarak gelmiş. Dayısı buranın papazı olmasından dolayı. Yakın evliliklerin getirmiş olduğu, anormal çocukların doğmaya başlaması Polonya’dan gelin ithal etme şeklinde bir çözümü getirmiş. Eşim de Polonya’dan geldi.

Eşiniz Barbara gayet güzel Türkçe konuşuyor, ne kadar zamanda öğrendi?

6 ayda. Çok hızlı bir şekilde. Hemen işe girişip çalıştığımızdan dolayı. Kendi ortamımız içinde öğrenmek mecburiyetinde kaldı, öğrendi.

Allah bağışlasın iki çocuğunuz var…

Kızımız 8 yaşında, 2. sınıf öğrencisi. Oğlan 7 yaşında o da 1. sınıf öğrencisi.

Hem geleneksel, hem çağdaş, hem ülkeyle bütünleşmiş bu dokuyu inşa etmişsiniz. Kültürünüzü korumuşsunuz, yeni nesiller hayat arkadaşlarını seçerken çok daha özgür düşünüyorlar, peki ya oğlan derse ki ‘baba, ben şu Müslüman kıza aşık oldum, onunla evleneceğim, ne yapacaksınız?..

Bizde böyle bir sorun yok. Yengem Çanakkaleli. Eski muhtarımızın hanımı Kastamonulu. Simaviler bizden kız aldı, Sedat Simavi’nin hanımı buradan. Biz bunları çoktaan geçtik, aştık. Önemli olan iki gönül bir olsun. Burada netice olarak Müslüman olan eşler var. İki bayram kutlanır. Hem Hıristiyan, hem Müslüman. Önemli olan kafa yapısı.

Siyasete atılacak mısınız?

Aza olarak 89’dan beri görev aldım. Her insanımızın siyasete atılmalısını isterim. Bir makam, sandalye varsa daha uygar, faal insanlar gelmeli.

Başbakan seçim sonrası konuşmasında, ‘Türkiye’nin ertelenen özlemlerini’ yerine getirmekten söz etti. Sizlerin özlemleri nedir?

Türkiye’nin en güzel tanıtımını, düşünce tarzını yurtdışında tanıtmak. Bizler 167 yıldır bu topraklardan ülkemizde yaşayan insanlarız. Türkiye’nin bakış açısını tanıtmak isteriz. Mesela İsveçliler bizi ziyaret ettiler.

Peki Daniel, Avrupa’da yaşamak zorunda kalsan burayı özler misin?

Biz buralıyız, üç dört gün geçtikten sonra canımız sıkılıyor. Köye dönmeye bakıyoruz. İnsan saygı ve sevgisi. Sıcaklık. Yurtdışında yok. Medeniyet, kültür herşey güzel de… Terhis olduktan sonra Sarıkamış’tan Erzurum’a dönerken trende çıkınından kendisine zor yetecek erzağını bizlerle, askerlerle paylaşan köylü nerede var? Bu büyüklüktür. Bunu unutamam.

Daniel Ohotski’nin hikayesi, aslında bizim hikayemiz. Avrupa’ya anlatamadığımız bir hikaye. İçinde özgürlük, direniş, inanç, farklılıkların sarmaş dolaş olduğu ve bunlara inananların vatan kıldığı Türkiye’nin Batı için anlaşılması zor hikayesi. Müslüman seçmenin oylarıyla seçimi kazanan bir hıristiyan muhtarın öyküsü. Ah Avrupa, bilsen bizim oylarımızla neler olur, bu kadar uzun düşünür müydün bizi içine almayı? Sonuç alabilmek için silahsızlanma toplantıları bence füzelerin altına kurulan masalarda yapılmalı, lüks otellerin rahat koltuklarında değil. AB toplantıları da keşke Polonezköy’de yapılabilse!..

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: