İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

radikal: Gökçen tartışması

Türker Alkan

Birkaç yıl önce Eskişehir’in bir köyünde 8 bin yıl öncesine dayanan bir mezar bulundu. Mezardaki insan kalıntılarıyla köylülerin DNA testleri karşılaştırıldı ve akraba oldukları görüldü. Köylüler bu işe pek bozuldular: ‘Ne yani, biz Türk değil miyiz şimdi?’

Bu biraz da ‘Türk’ü nasıl tanımladığınıza bağlı. ‘Türk’ bir kan ve biyolojik yapı meselesi olarak algılanırsa (Kenan Evren’in bir Doğu Anadolu kentinde yaptığı konuşmayı anımsıyorum: ‘Türk’ün kanı elbette farklıdır,’ demişti) gerçek bir Türk bulamayabilirsiniz. Anadolu, binlerce yıldır gelip geçen kavimlerin torunlarıyla doludur. Ama Türk olmayı bir kültür meselesi olarak görüyorsak (ki ‘Atatürk milliyetçiliği böyle bir şey olmalı) ‘Türküm’ diyen herkesi Türk olarak kabul etmemiz gerekir.

Dünkü Hürriyet’ten manşet haber: 1962’de ‘Azınlıklar Tali Komisyonu’ kurulmuş (iki ay önce kaldırılmış): Azınlıkların zararlı faaliyetlerine
göz kulak olmak üzere.

Şimdi bir araştırma yapsak diyorum, 1962’den beri o komisyonda görev alan yüzlerce kişi olmalı: Acaba bu yüzlerce kişiden kaçı ‘azınlık’ kökenli değildi? Emin olun büyük çoğunluğunun Çerkez, Abhaza, Boşnak, Rum, Çeçen, Arnavut, Ermeni, Arap.. kökenli olduğu meydana çıkacaktır.

Kürtleri ve Lazları saymıyorum bile.

Bu çeşitlilik, nasıl yaklaştığınıza bağlı olarak bir zaaf olarak da görülebilir, bir güç olarak da.

Bu durumu güce dönüştürmenin tek yolu da, onu bir güç olarak algılamaktan geçer.

Nereden çıktıysa, son günlerde, ‘Sabiha Gökçen Ermeni asıllı mı?’ tartışması çıktı. Aslında, ‘Ermeni asıllı Türk’ demek istiyorlardı galiba. Pek çoğumuzun şu veya bu asıllı Türk olmamız gibi.

Ve dün Genelkurmay Genel Sekreterliği son noktayı koydu: “Sabiha Gökçen, Atatürk’ün Türk kadınının, Türk toplumu içinde bulunmasını istediği yeri gösteren bir semboldür. Böyle bir sembolü amacı ne olursa olsun tartışmaya açmak, milli bütünlüğe ve toplumsal barışa katkısı olmayan bir yaklaşımdır.”

Neredeyse, ‘Milli bütünlüğü ve toplumsal barışı zedeliyor’ diyecek, ama bereket oraya kadar vardırmamış işi. Ama o tehlikeyi de tümüyle dışlamadığı izlenimini veriyor.

Doğrusu Genelkurmay’ın böyle bir tartışmanın içine girmesini pek anlayamadım. Biz siviller, askeriyenin onayı ve icazeti olmadan böylesine sıradan bir konuyu tartışmayacak mıyız?

Bana sorarsanız, eğer Sabiha Gökçen, Ermeni asıllı bir Türkse (şimdilik öyle gözükmüyor gerçi) böyle bir durumun ortaya çıkması ve tartışılması, ulusal bütünlüğe ve toplumsal barışa ancak olumlu bir katkı yapabilir. Ama bu nedenle ulusal bütünlüğümüzün tehlikeye girmesi en geniş bir hayalin bile kavrayamayacağı bir olasılıktır bence.

Bu kargaşada Pars Tuğlacı da görüş bildirdi.

O Pars Tuğlacı ki, onun Türkçeye ve Türk kültürüne yaptığı katkıya ulaşabilecek çok az Türk aydını vardır. Ne yapacağız şimdi? Sırf Ermeni kökenli diye onun katkılarını görmezden mi geleceğiz? Yalnız Pars Tuğlacı değil, Türk kültürüne, müziğine, sanatına katkı yapan o kadar çok sayıda Ermeni kökenli Türk vardır ki…

Onları yok mu sayacağız?

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: