İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

sabah: Tıp dünyası seruma temkinli yaklaşıyor

Doktorlar, Armenicum Serumu’nun henüz tıp dünyasında rüştünü ispat edemediğini düşünerek, bu yeni tedavi yöntemine genelde temkinli yaklaşıyor. Ama “şarlatanlık” diyen de var, faydalı olduğunu düşünen de…

AIDS hastalığının tedavisinde gelinen nokta on yıl öncesinden çok daha iyi. Hala virüsü tam olarak yok etmek mümkün değil ama hastalığın ölümcül yanı önemli ölçüde engellenmiş durumda. Ancak tedavi yöntemleri pek çok tartışmayı da beraberinde getiriyor. Kullanılan ilaçların pahalılığı, genellikle Afrika ve Asya’nın yoksul ülkelerini kasıp kavuran bu felakette tedavinin yaygınlaşmasını önlüyor. İlaç şirketlerine bakılırsa araştırma giderleri çok yüksek. Bu nedenle Hindistan ya da Brezilya gibi ülkelerde geliştirilen aynı nitelikte ucuz ilaçlar da engelleniyor. Kısa bir süre önce Hindistan’da bir şirketin 12 bin dolarlık bir ilacın aynı etken maddelerine sahip bir başka ilacı sadece 300 dolara üretiyor olması ilaç şirketlerini ayağa kaldırdı!

BİLGİ YETERSİZLİĞİ VAR

Ve bu ilaç ancak sivil toplum örgütlerinin desteği ile üretebildi. Türkiye’de de durum pek farklı değil. “İhbarı zorunlu hastalıklardan” olan AIDS tedavisinde yılda 30 bin doları bulan masrafları devlet üstleniyor. İlaç şirketlerinin baskısı nedeniyle Türkiye’de 300 dolarlık jenerik ilaçları kullanmak mümkün olmuyor. Armenicum’da bu hem yan etkileri olmaması hem de ucuz fiyatı nedeniyle batılı ülkelerde bu türden bir dirençle karşı karşıya kalıyor. Sınırlı sayıda kullanılan AIDS dışında çok daha büyük bir pazar oluşturan “Hepatit” hastalığında da kullanılabilen Armenicum bu nedenle şimşekleri üzerine çekiyor. Türkiye’de konunun uzmanları isimler Armenicum’dan haberdar. Ancak ilacın bilimsel ölçülerle kendini kanıtlamadığını düşündükleri için temkinli yaklaşmayı tercih ediyorlar. Çünkü onlara göre, bu uluslararası konferans ve yayınlarda kabul görmek, ilacın güvenilirliği anlamına geliyor. Anlaşılan Armenicum’un 2001yılının 28-31 Ekim arasında Yunanistan’da yapılan 8’inci Avrupa HIV Konferansı’na sunulmuş olması yeterli bulunmuyor.

VİRÜSÜ ETKİLEMİYOR

İstanbul Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Viroloji ve Temel İmmünoloji Bilim Dalı Başkanı olan Prof. Selim Badur ise bu konuda sert tepki gösteriyor. AIDS’le Savaşım Derneği Başkanı da olan Badur, Armenicum serumunun iddia edilen etkilerine yer verdiğimiz dizimizi “bilimsel kaynaklardan yoksun ve sorumsuz” olarak değerlendiriyor ve uygulanan tedavi yöntemini de “şarlatanlık” olarak niteliyor. Badur’un bu değerlendirmesinin nedeni Armenicum’un uluslararası konferanslara sunulmaması ve hakemli dergilerde bu konuya ilişkin bir makale yayınlanmış olmaması! Armenicum dosyasının bir buçuk yıl önce incelediğini söyleyen Badur, “Benim edindiğim intiba virüse bir etkisi yoktu, bağışıklık sistemini güçlendirmeye dayanan bir etkisi yok. Sadece geçici bir uyarma var. Bunu sürekli aktif hale getirirseniz bu tartışılır. Ancak bunun bilimsel deneylere yapılması gerekir” diyor. Batılı ilaç şirketlerinin pahalı ilaçlar konusunda baskılarının bir gerçek olduğunu söyleyen Badur, “Hindistan’daki Cipla şirketi 12 bin dolarlık ilaç yerine 300 dolarlık jenerik ilaç üretince kıyamet koptu. Ben de ülkemdeki hastaların 300 dolarlık jenerik ilaçlarla tedavi edilmesini isterim. Ancak bu ilaçların etkinliği Dünya Sağlık Örgütü tarafından kabul edilmiştir. Armenicum’un da bilimsel raporu gelirse, elbette bunu da kabul ederim” diyor. Bu güne kadar 400 hastanın tedavi edilmiş olmasının da bir önemi olmadığını söyleyen Badur “Bu ancak bir takım klinik verilerle kanıtlanırsa bilimsel bir değeri vardır” diyor. İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü Tıp Bilimleri Anabilim Dalı Başkanı olan Yard. Doç. Dr. Vecdet Öz ise “önyargılı olmamak gerekir” diyor. Armenicum’la ilgili bilgileri incelediğini söyleyen Vecdet Öz, “Çok yeterli bulmadım. Ancak içinde bir şeyler var. Belli ki netice almaya başlamışlar. Virüsü bloke edişi ve yok edişiyle diğer tedavi yöntemlerinden hayli farklı bir yöntem. Bu kanıtlar önemli” diyor.

FARKLI BİR YÖNTEM

Vecdet Öz Armenicum’un uluslararası literatürde yer almamasını ise eski bir “demirperde ülkesi”nde üretilmesine bağlıyor: “Bilimsel birtakım verilerde nazlanıyorlar, çünkü hala demirperde ülkesi gibi düşünüyorlar. Yayınlar bu ülkelerle sınırlı kalıyor.” En iyi çözümün Sağlık Bakanlığı’na başvurmak olduğunu savunan Öz, iyimser bir temkinlilikle konuşuyor: “Bu Hindistan’ın köyünde hazırlanan bir kocakarı ilacı değil. Ermenistan’ın Sağlık Bakanlığı’ndan ruhsat almış ve kullanılıyorsa bunu reddetmemek lazım. Bizim Sağlık Bakanlığı’na başvururlar ve uluslararası standartlara göre yapılması gereken deneyleri, verileri sunarlar. Kabul edilirse kullanılır. Bu işin sınav sonucunu Sağlık Bakanlığı’nın vereceği ruhsat belirleyecek. Bu konuda hiçbir önyargıya yer vermemek gerekir. Ben faydalı olduğunu düşünüyorum.”

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: