İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

türkiye: Ermenilere de kapıları açalım

Rahim Er

Yakın zamanların o hiç de güzel olmayan ‘bütün komşularıyla kavgalı’ Türkiye imajı bitmek üzere. Komşularımızdan artık sadece Ermenistan’la kapılarımız kapalı. Ermeniler, bu eski sadık teb’amız, mazideki ihtilafı tarihe bırakmayarak PKK teröründen önce militanlarıyla kan davası güdüp çok diplomatımızı şehid ettiler.

Son senelerde biraz da taşeron kullanmaktan dolayı silahlı terörü bıraktılar ama başka türlü eylemleri terk etmiyorlar. Şu veya bu ülke nezdinde teşebbüste bulunarak kendilerine soykırım uyguladığımıza dair parlamentolardan kararlar çıkartma peşindeler. Bazı küçük adımlar da attılar. Bundan başka aynı fasıldan olarak heykeller diktirtmekte, filmler çektirtmekteler.

Biz oldum olası yanlış bir politikayla ikinci paragraftaki bu çıkışları fazlaca ciddiye aldık. Şu veya bu ülke Ermeni soykırımını tanırsa bunun arkası da gelir, toprak isterlermiş. Böyle bir endişe içinde olduk. Halbuki en iyi müdafaa taarruzdur. Heykel ve filmlerin ana habere çıkması dahi lüzumsuz. Filmlerini yasaklamak da yersiz. Her mücadele kendi şartlarında olur. Yasaklamak yerine gerçekleri anlatan harika bir film yapılsa en isabetlisi olur.

Ermenilerin heykele, filme, parlamentolara sığınmaları komplekslerindendi.

Bizimkilerse bunu göremeyerek her defasında telaşa kapılıyorlardı.

Geçmiş zaman kipiyle konuşuyoruz çünkü Başbakan Tayyip Erdoğan, New York’taki Türk Evi’nde Ermenilere yeni sayfa açmamız yönünde çok muhtevalı bir çağrıda bulundu. Sayın Başbakan uzattığımız el, havada kalmazsa kapıları açacağız mealinde konuşuyor. Ayrıca İsviçre başbakanına “soykırımı tanıdığınıza dair aldığınız karar ne yazar?” demiş olduğunu da yine aynı toplantıda dile getirdi. İşte bu kadar.

Başbakanın konuşmasındaki en mühim husus şudur:

“Tarihte Ermenilerin de bizim de yaptıklarımız var.”

Söylenmesi gereken budur. Ermeni tehcirine sebebiyet veren her ne kadar Ermeni milislerin katliamıysa da sonrasında tabii ki karşılıklı hatalar işlenmiştir. Ne var ki bu hadiselerin üzerinden bir asra yakın zaman geçtiğinin de unutulmaması gerekir. O günlere takılıp kalmanın doğumuzda sıkışıp kalmış fakir Ermenilere bir faydası var mı?

Kürtler gibi Ermeniler de kullanılıyor?

Kime karşı? Türkiye’ye karşı? Yalnızca onlar mı? Hayır, Ermeni, Kürt, Arap, Rum hepsi bize karşı kullanılıyor. Türkiye’nin yeniden Osmanlı Coğrafyasına hükmetmesinden korkuyorlar. Onun için Neçirvan Barzani’nin çocukça sözlerini kaale alıp aynı üslupla cevap vermek doğru değildir. Türkiye, bölgenin büyük devletidir. Kendine yakışanı yapmalı, yakışmayanı yapmamalıdır. Bakınız Kürtlerle birtakım çok yersiz sürtüşmelere rağmen kapımız açıktır. Ermenilerle ise kapalı. Ermenilere de kapıları tek taraflı olarak açmalı ve vizeyi de kaldırmalıyız. Yunanistan vatandaşlarına vize uygulamadığımız gibi istisnasız bütün komşularımızdan vizeyi kaldıralım. Ermenistan’la münasebetlerimizin düzelmesi Azerbaycan bakımından da iyi olacaktır. Dağlık Karabağ meselesini çözmek için masaya oturma imkânı doğar. Ayrıca bir sınır düzeltmesine giderek Nahcıvan’la Azerbaycan ve dolayısıyla Türkiye arasında toprak bütünlüğü gerçekleşir.

Hangi hükümet, hangi başbakan, Rum, Kürt, Arap, Ermeni ihtilaflarına son verirse tarihe geçecektir. Turgut Özal, savaşın eşiğine geldiğimiz Bulgaristan’la düşmanlık yerine dostluk tesis edebilmişti. Sıra Tayyip Erdoğan’da. Unutulmasın. Kader, önümüze Osmanlıdan daha büyük bir imkân çıkartmıştır. Eğer basiretli davranırsak hem Osmanlı Coğrafyası’nda diplomasi koşturabiliriz hem de Orta Asya’da.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: