İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

şalom: Erdoğan’a cesaret ödülü

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan sekiz günlük Amerika Birleşik Devletleri gezisine başladı. Başbakan gezinin ilk gününde American Jewish Congress’le (Amerikan Musevi Komitesi) bir araya geldi. Erdoğan’a American Jewish Congress tarafından cesaret ödülü verildi. Tören HSBC’nin New York’taki binasında yapıldı. Kasım ayında İstanbul’da düzenlenen terör saldırılarının hedeflerinden birinin, bu bankanın genel müdürlük binası olduğunu anımsatan Erdoğan, “Terörizme boyun eğmeyeceğiz. Terörü yeryüzünden silmek için dayanışma içinde olacağız” dedi.

Erdoğan’ın “Türkiye’deki Musevi cemaati güvenlik endişesi duymasın. Onlar Musevi dünyasının bize emanetleridir” sözleri, salondan büyük alkış aldı. Başbakan Erdoğan, Ortadoğu’da kalıcı barışın sağlanması için, Türkiye’nin yapıcı katkılarda bulunmaya devam edeceğini de söyledi.

Musevi lobisinde Türkiye ve İsrail arasındaki dostluğun zayıfladığı yolundaki endişeleri gidermeye çalışan Başbakan, “Türkiye ve İsrail arasında her zaman varolan dostluk, karşılıklı anlayış ve güven temelindeki ilişkilerin bu dönemde kazandığı ivmenin altını memnuniyetle çizmek isterim” diyerek İsrail’le ikili ilişkileri daha da geliştirmek istediklerini belirtti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, American Jewish Congress’te, Türkiye, Amerika ve İsrail arasında “nitelikli sanayi bölgeleri” kurulması gerektiğini söyledi. Erdoğan, Ortadoğu’da barış için bölgesel konferans önerdi.

Yabancı yatırımcının kolayca gelebileceği serbest ticaret bölgesi, Amerikan Kongresi’nde 2 yıl önce kabul edilmişti. Erdoğan’ın önerisi, Ürdün ve İsrail’de bulunan Nitelikli Sanayi Bölgeleri’ne benziyor. Bu bölgelerde üretilen ürünler Amerika’ya gümrüksüz giriş yapabiliyor.

Erdoğan’a verilen ödül, geçmişte aralarında eski ABD senatörü Patrick Moynihan ve İsrail eski Devlet Başkanı Haim Hertzog’un bulunduğu üç kişiye verilmişti. Türkiye geçmişte, içinde tekstil ürünleri bulunmadığı gerekçesiyle bu öneriye hayır diyordu. Ancak şimdi hükümet, mevcut kanunlar çerçevesinde Güneydoğu’da böyle bir bölge kurulmasına sıcak bakıyor.

Recep Erdoğan New York’ta Wolfdid’in önde gelen finans çevreleriyle bir araya geldi ve onlara yatırım çağrısında bulundu. Konuşması sırasında, “Türkiye yabancı sermaye yatırımlarına ihtiyaç duymaktadır. Hükümetimizin uygulanmakta olan ekonomik programa bağlılık konusundaki güçlü siyasi iradesinin, uluslararası finans çevrelerinde en geçerli teminat olduğunun algılanması gerektiğini düşünüyorum.” şeklinde konuştu.

Erdoğan Irak ve
Kıbrıs konusundaki
soruları yanıtladı

ABD’deki temasları sırasında, Amerikan Newsweek Dergisi’ne verdiği demeçte Başbakan Erdoğan, “Kürtlerin Kerkük’te attığı adımlar sağlıklı değil. Bir etnik grubun, diğerinin üzerinde egemenliğini tatbik etmesi çabaları adil olmaz, Bu yaklaşım, Irak’ın bütünlüğüne zarar verecektir. İkinci olarak, Kerkük’te olanlar, bütün Irak halkına ait olması gereken Irak petrolünün, tek bir etnik grup tarafından sömürülmesi ihtimalini yaratıyor” şeklinde soruları cevaplandırdı

Erdoğan, Türkiye’nin yirmi birinci yüzyıla yaraşır bir kültür ve medeniyet uyumunun sembolü olacağını belirtti. “Türkiye, bunu, sadece somut ekonomik ve askeri gücü sayesinde değil, evrenselliği kabul gören değerlere katkı yapan ve bu değerlerin bölgeler arası irtibatını ve etkileşimi sağlama özelliğiyle başaracaktır” diyen Erdoğan, bu açıdan Türkiye’nin, çevresinde sürebilecek istikrarsızlığın aşılması için diğer ülkelere ilham kaynağı olacağını vurguladı.

Başbakan Türkiye’nin, muhtemelen makul bir zaman içinde Avrupa Birliği’ne tam üye olacağını da sözlerine ekledi.
Erdoğan, Kıbrıs’la ilgili olarak Türk Evi’nde yaptığı konuşmada da, “Eğer siz tezinizi iyi savunuyorsanız, tezinize güveniyorsanız, kendinize de güveniyorsanız, hiçbir zaman masaya gelmekten kaçmazsınız. Rakibiniz masadan kaçsın. Biz masadan kaçan olmayacağız. Biz diyoruz ki, müzakere için masaya oturan olacağız. Ve masaya öyle oturalım ki, sözlerimiz az olsun, öz olsun. Ama güçlü olsun” dedi.

Başbakan Erdoğan, Hükümetin tüm gücüyle Kıbrıs’ta çözüme destek verdiğini belirterek, şöyle konuştu:

“Türkiye Cumhuriyeti’nin 70 milyon nüfusuyla, geçmişten gelen devlet tecrübesiyle, diplomasi tecrübesiyle belli bir görevi var. Bunu da hakkıyla savunur ve KKTC’nin Güney Kıbrıs Rum Yönetimiyle olan bu sürecini 1 Mayıs’a kadar halletme gayretini ortaya koyar. Temenni ederiz ki, iki lider bunu ortaya koysun. İnşallah başarırlarsa ve bu konuda da BM Genel Sekreterliği bu işi gerçekleştirirse, bunun şerefi de onlara ait olacaktır. Bu gayreti destekliyoruz ve arkasındayız” dedi.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: