İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yalçın Pekşen: `Ararat´: Onların istediği oldu!..

Yalçın Pekşen

Oysa her şey ne kadar iyi başlamıştı: Ermeni asıllı Kanadalı yönetmen Atom Egoyan’ın Türkler’i soykırımla suçlayan filmi, bütün dünyada gösterime girdiği halde, kimsenin kılı kıpırdamamıştı.

Hiçbir ülkenin vatandaşları, basını-medyası bir film çevrildi diye, bizi yeniden Ermeni soykırımı ile suçlamamıştı.

İşin daha hoş tarafı, biz de kendimizi tutmuş, olayı alevlendirmemiştik.

Kültür Bakanlığımız harekete geçmemiş, büyükelçilerimiz tepki göstermemiş, gazete ve TV’lerimiz Atom Egoyan’a küfür dolu mesajlar geçmemiş, ulusça Kanada Hükümeti’ne karşı da yarı resmi bir savaş ilan edilmemişti.

Bütün medeni insanlar gibi Türkler de, sadece bir film çevrilmiş gibi davranmıştı.

Bu gelişmeler karşısında Atom Egoyan ve Ermeni destekçileri büyük olasılıkla hayal kırıklığına uğramışlardı. Belki de dedelerinin, ninelerinin kendilerine anlattıklarından bile kuşkulanmışlardı.

Hani Türkler böyle durumlarda mantıklı davranamaz, işin önünü-arkasını düşünmeden hareket geçer, asar keser, biçer döverdi. Böylece ucuz Ermeni propagandası ile dolu başarısız film alır, başını giderdi.

-Türkler neden bu kadar yaygara kopardı? diye gitmeyecek olanlar bile kalkıp sinemaya giderdi.

* * *

Egoyan’ın hesabı bu sefer tutmamış mıydı?

Türkler akıllanmışlar mıydı?

Kültür Bakanı Erkan Mumcu’nun filmin Türkiye’de gösterimine izin çıktığını açıklarken söylediği sözler en azından iyiye işaretti:

-Geceyarısı Ekspresi’ndeki hatayı tekrarlamayacağız. Filmin reklamını yapmayacağız, Türkiye için bunlar sinek vızıltısı.Film

16 Ocak’ta gösterime girecek..

Bu arada basınımızın da hakkını yemeyelim. Yazılanlar Geceyarısı Ekspresi’nden bu yana çok yol alındığını gösteriyordu.

Durum Alan Parker’e ana-avrat sövmekten, Atom Egoyan’a gelene kadar ‘Bu numaralar bize sökmez’e dönmüştü.

Filmi seyreden, seyretmeyen hiç kimse ‘Oynatılmasın’ dememişti.

* * *

Ne var ki, aradan 15 gün bile geçmeden, filmin ithalcisi ‘Ararat’ın gösteriminden vazgeçtiklerini’ bildiriyordu.

Atom Egoyan haklı çıkıyor ve istediği oluyordu.

Ülkücüler filmin gösterilmesine izin vermiyor, filmin ithalcisi Sabahattin Çetin de ‘Salonun kapısında polisin beklemesinin, seyircinin polis gözetiminde film izlemesinin garipliğine’ değinerek,

-Siz sinema sahibi olsanız bu şekilde bir filmin gösterimine izin verir misiniz?.. diye soruyordu.

Anlaşılan hiçbir sinemacı bu koşullarda filmi oynatmak istemiyordu.

Filme devlet veya ülkücüler izin vermemiş, ne fark ederdi?

Herkesin gözünde yine eski numaralarımızı sergilemiştik:

-Kafamızı kuma gömme alışkanlığımızda en ufak bir değişiklik olmamıştı.

-Bize zarar verenin başkaları değil, kendimiz olduğunu yine anlayamamıştık.

-Bir filme ‘film’ gözüyle bakamayacak kadar fanatik milliyetçi olduğumuzu bir kez daha göstererek, bütün dünyanın eline (özellikle Ermeniler’in) yeni bir koz vermiştik..

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: