İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Okay Gönensin: Yine Yazık Oldu

Okay Gönensin

Ararat filmi gösterilseydi ne olurdu? Hiçbir şey olmazdı ve bazı komplekslerimizden kurtulma yoluna girebildiğimizi sağlayacağı için de çok iyi olurdu. Önce dünyadan bazı “sinema” olaylarını hatırlatalım…

Fransız sinemasının en ağırlıklı konularından ikisi İkinci Dünya Savaşı sırasında Alman faşistleriyle işbirliği yapanlar, ikincisi ise Cezayir Savaşı sırasında yaşanan rezilliklerdir.

Bunların anlatıldığı filmlere hiç kimse tepki göstermez, Fransız ulusu kendi yakın tarihiyle yüz yüze kalmaktan gocunmaz.

* Elbette tepki duyanlar vardır. Bunlar o ülkenin faşist partileri içinde yer alan kişilerdir.

Amerika’da Hollywood’un ürettiği filmlerin önemli bölümü Amerikan toplumunun kendi kendisiyle yüzleşmesi üzerinedir. Yozlaşmış politikacılar, hatta devlet başkanları, çıldırmış generaller, sadist polisler… Bütün bunlar Amerikan filmlerinde vardır ve bol bol vardır.

* Amerika’da da böyle şeylerin konuşulmasından, tartışılmasından; bunların yer aldığı filmlerin çekilmesinden ve gösterilmesinden rahatsız olanlar çıkar, ama onlara kimse aldırmaz.

“Milli gurur!”

* 60 yıl önce iç savaş yaşamış olan İspanya’yı, 50 yıl önce iç savaş yaşamış olan Yunanistan’ı, Mitler dönemiyle sonuna kadar hesaplaşan Almanya’yı da ekleyelim.

Bütün bu toplumlar kendi geçmişleriyle hesaplaşmış ve kendi kendileriyle barışmış toplumlardır. Geçmişle ilgili iyiler ve kötüler konuşulduğu zaman kimsenin “milli” gururu incinmez.

* Hiç kimsenin demeyelim, birilerininki incinir. “Milli” gururları öyle kavruk, öyle cılız, öyle ruhsuzdur ki, çok kolay incinir. Aynaya baksalar “milli” gururları daha fazla incinir.

* Ararat filmi, sinemadan anlayanların söylediğine göre iyi bir film değildi ve Batı’da fazla bir seyirci çekmedi. Ama Türkiye’de gösterilmesi Türkiye’nin anlamsız komplekslerinden kurtulması; kendisiyle, kendi geçmişiyle barışması için iyi bir fırsattı.

İthal eden şirket filmi “ülkücü” temsilcilere izletmiş ve onların istediği gibi filmi göstermeme kararı almış. Bu kararda konusuz, meselesiz, ufuksuz kalmış “ülkücü” kesimin “özel” tepki yöntemlerinden korkunun bir payı olduğu kesindir.

Bir filmden bu kadar çok korkan ülkücülerden korkan sinemacıların aldığı filmi göstermeme kararının sonunda kime yaradığını biraz aklı, fikri, bilgisi olan herkes anlayabilir.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: