İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Mansur Forutan: Ararat

Ararat’ın gösterime girmemesini, sanat adına küçük, ama kendimizle yüzleşme, soğukkanlılığımızı koruma adına büyük bir kayıp olarak gördüğümü söyleyerek yazıma başlamak istiyorum. Görevim olmasına rağmen izlemedim. Pazar söyleşisini gerçekleştirmek için Ayşe Hatun Önal ile buluşmayı tercih ettim. Fikirlerine güvendiğim yazarlarımızın söylediğine göre “dandik” kategorisinde başa güreşecek bir yapım. Yani çok bir şey kaçırmış değilim. Zaten sorun filmin sanatsal değeri falan da değil. İyi senaryo, ayarı iyi verilmiş tempo, karakterler, kurgu, prodüksiyon kimsenin umurunda değil. Bu, aleyhimize bir propaganda filmi ve cennet vatan topraklarında gösterime girsin mi girmesin mi? Asıl soru buydu. İngiliz emperyalizminin aleyhine çekilmiş yüzlerce film var. Üstelik bu filmlerin bazıları sanatsal değeri olan ve hatta baş yapıt klasmanına girmiş filmler. Örneğin ülkemizde de Cesur Yürek adıyla gösterime giren Brave Heart. İngilizlerin İskoçları tahakküm altında tutmak için izledikleri iğrenç yollar hala hafızamda. Filmden çıktığınızda İngilizlerin ne kadar aşağılık olduğu fikrine kapılmamışsanız ciddi bir sorununuz var demektir. Ararat’ı izlemedim ama, Brave Heart’ın yanında herhalde peri masalı kıvamındadır.. İngilizler bu ve bu tarz filmleri izlemiyorlar mı? Tabii ki izliyorlar. İzlediklerinde de nasıl bir iç hesaplaşmaya giriyorlar bilmiyorum. Veya Almanlar, bir manyağın milyonların ölümüne sebep olma bedelini kaç filmle ödediler. Daha da ödeyecekler. İkinci Dünya Savaşı filmlerinin yüzde doksan beşi Almanlara, siz ne adi bir ırkmışsınız mesajı vermiyor mu? Peki ya Vietnam filmleri? Sovyet işgali altındaki Afganistan filmleri de var. Bu filmlerin kamuoyu baskısı nedeniyle gösterime girmediği oluyor mu hiç? Duygusal bir hegemonya kurmayı amaçlayan bu filmler kimi zaman tarihi gerçeklerin uzağına da düşebilir. Abartılır, kimi zaman da çarpıtılır. Sonuçta dramatik bir yapıdır bu ve onun kurallarına uymanız gerekir. Serinkanlılıkla karşılamakta fayda var. Kaldı ki biz izlemeyi istemedik diyelim. Bizim dışımızda, tüm dünya izliyorsa, bu haklılığımızı ne kadar güçlendirir ki? Kendi minik dünyamıza gömülüp, şu şöyle, bu böyle diyerek ne geçmişi ne de geleceği kurtarmış oluruz. Ararat dandik bir film. Yani dünyanın neresine giderse gitsin salon bulmakta zorlanır. Hatta bulamaz. Peki biri çıkıp dev bütçeli başka bir Ararat çekse? Büyük bir prodüksiyon, muhteşem oyuncu kadrosu ile hasılat rekorları kıran filmler sınıfında bir iş çıkartsa? Ve bütün dünya bu filmi izlese? Evet insan kendi evinde küfür yememeli tezine katılıyorum. Ama kimin neden, hangi gerekçeyle küfür ettiğini de bilmeli. Tarih sadece kutsal zaferlerin, buluşların, keşiflerin olduğu bir tünel değil. Kapanmamış hesapların da, haksızlıkların da olduğu bir labirent aynı zamanda. Ve ben kendi tarihime, bildiğim, anladığım kadarıyla sahip çıkıyorum. Zaferleriyle de mağlubiyetleriyle de. Haklılığıyla da haksızlığıyla da… Soğukkanlılıkla kendimizle yüzleşmekte fayda var…dı.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: