İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

sabah: Tartışmalı `Ararat´ filmini izledim

Emre Aköz

ARARAT (‘Ağrı Dağı’) adlı filmi Türkiye’ye getiren Sabahattin Çetin, MHP lideri Devlet Bahçeli’ye bir mektup yazdı. Bahçeli’den filmin gösterilmesine karşı çıkan, hatta açık açık tehditler savuran Ülkücüler’e engel olmasını istedi. Ülkücüler özetle şöyle diyorlar: “Onlarca Türk diplomatını şehit edenlerin yanında yer alan bu filmin gösterilmesine karşıyız. Kültür Bakanlığı (biraz keserek) izin verdi ama biz engellemek için elimizden geleni yapacağız.”

***

Özel bir gösterimde Ararat’ı izlemeye giderken herhangi bir sorunla karşılaşacağımı sanmıyordum. Çünkü ‘Midnight Express’ (Gece Yarısı Ekspresi) filmi hakkında da müthiş bir yaygara koparılmıştı. Yıllar sonra filmi izledik. Saçma sapan, dandik bir filmdi. Çok kızmıştım: Halktan gizledikleri bu abukluk muydu?

***

Dün Ararat’ı izledim. Rahatsız oldum. Bir kere ‘Gece Yarısı Ekspresi’yle alakası yok. Eğer o kötü bir karikatürse, bu eli yüzü düzgün bir tablo. Bir sanat eseri değil. Film eleştirmenleri de sinema dili açısından sayısız hata ve eksik bulacaktır. Ararat’ı izlerken kendimi ortalama bir Avrupalı’nın ya da Amerikalı’nın yerine koymaya çalıştım. Yine de canım çok sıkıldı. Çünkü… Film “Türkler 1915’te Ermeniler’e karşı soykırım uygulamıştır” tezini savunuyor. Aslında bunu yapması önemli değil. Çünkü bu tezi sağır sultan dahi duydu. Sadece gazete okumak bile bunu bilmeye yeter. Ararat’ın asıl ‘numarası’ bu iddiayı hemen her türlü duygusal ögeyi kullanarak izleyiciye sunması. Şöyle bir tablo çıkıyor ortaya: “Ermeniler, Osmanlı İmparatorluğu’nun bir parçasıydı… Devleti yöneten Türkler, Ermeniler’e düşmandı… Bu yüzden onlara karşı soykırım uyguladılar… Evet, terörizm kötüdür, yanlıştır… Ancak Türk diplomatlarını öldüren Ermeniler’i de anlamamız gerek… Onlar normal, makhaklı duygularla harekete geçtiler… Bu Türkler’in dedeleri kana susamıştı, onların torunları olan günümüz Türkleri ise sağlam pabuç değildir…”

***

İşte bu tablo çok rahatsız edici… Ben “1915’te katliam oldu” ya da “Olmadı” demiyorum. Çünkü tarihçiler arasındaki tartışma devam ediyor. Taraflar kendi tezlerini destekleyen belgeleri uluslararası platformlarda ortaya koyuyorlar. Belki de Ermeni tezi doğrudur. Göreceğiz… Ancak… Şunu kesinlikle biliyorum: Hiçbir etnik grup, hiçbir millet ‘kafadan’ kötü değildir. Durup dururken hiçbir grup diğeriyle çatışmaz, ötekini öldürmez. Ne olmuşsa, belli tarihsel koşullar, sosyolojik nedenler, bazen kışkırtmalar sonucu olmuştur. Film bunların hiçbirinden söz etmiyor. Neredeyse kelimesi dahi geçmiyor. Ne I. Dünya Savaşı… Ne Rusya’nın etkisi… Ne 1915’ten önce olanlar… Ne Ermeni çeteleri… Sadece masum Ermeni halka saldıran, çocukları dahi acımasızca öldüren, kadınlara tecavüz eden bir Osmanlı-Türk ordusu var filmde. Özetle: ‘İdeolojik’ açıdan ‘milliyetçi’ olmamama rağmen bu film beni rahatsız etti.

***

Şimdi gelelim gündemdeki soruya: Bu film gösterilsin mi, gösterilmesin mi? Bağrıma taş basarak söylüyorum: Evet gösterilsin! Çünkü:

1) Madem Batı ülkelerinde böyle bir film sinema ve TV’lerde oynatılıyor, bunu bizim bilmemiz gerekiyor.

2) ‘İdeoloji ve siyaset’in açık propaganda ile değil de sanat yoluyla kitlelere aktarılmasının iyi bir örneği.

3) Avrupa Birliği’ne girdiğimiz zaman çeşitli konularda bunun gibi daha nice rahatsız edici olayla karşılaşacağız. Kendimize hakim olmayı, serin kanlı durmayı öğrenmeliyiz.

4) Kürt sorunuyla yüzleşmedik de ne oldu? ‘1915 Soykırımı’ iddiasıyla da yüzleşmemiz, tartışmamız, eğrisini doğrusunu öğrenmemiz gerekiyor. 5) Ülkücüler zor kullanarak engellemek yerine filmi kendi fikirlerini ortaya koyacakları bir platform olarak düşünmelidir. Laf uzadı. ‘Ararat’ hakkında söylenecek daha çok şey var. Şimdilik bu kadar…

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: