İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

zaman: Ayasofya’nın üstü müze, altı harabe

Ayasofya Müzesi’nin cami olarak kullanıldığı dönemden kalma halıların, 69 yıldır hiç girilmeyen depolarda çürüdüğü ortaya çıktı. 1934’te Bakanlar Kurulu kararı ile müzeye çevrilen ve bu tarihten sonra rulolar halinde depoya kaldırılan 300 yıllık halılar, nem ve rutubetten dolayı lime lime olmuş. Halıların çürüdüğü depoya, ancak geçen hafta kapının kilidi kırılarak girilebildi. Üzerinde ‘galeri’ yazan ve her gün önünden binlerce ziyaretçinin geçtiği depodaki manzara, müzenin tarihindeki en büyük ihmalkârlığı da gözler önüne serdi. Müzenin cami olduğu dönemde kullanılan metrelerce halının üzerinde güveler geziyor.

Zaman, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın özel izniyle 31 No’lu deponun halini ilk kez görüntüledi. Depodaki eserlerin hali içler acısıydı. Başta halılar olmak üzere pek çok tarihi eser kir, pas ve toz içinde kaderine terk edilmiş. Üst üste yığılan halılar dokunulduğunda elde kalıyordu. Bizans dönemine ait üç metre boyunda ahşap işlemeli üç adet papaz tahtı ile Ayasofya’nın ahşaptan yapılmış maketleri ve ikonalar da küflenmenin etkisiyle parçalara ayrılmış. Boyları iki ile üç metre arasında değişen ahşap üzerine yapılmış Hz. İsa ve Hz. Meryem’in resimlerinden oluşan ikonalar, tarihi özelliklerini kaybetmiş. Deri üzerine altın varakla Peygamberimiz Hz. Muhammed’in adı yazılı olan hat levha da parçalanmış. Uzmanlar, bu levhanın yanısıra diğer eserlere müzayedelerde değer biçilemeyeceğini ifade ediyor.

Ayasofya’nın depolarında çürüyen ve paha biçilemeyen bu eserlerin içler acısı halinden bir hafta öncesine kadar, ne Kültür Bakanlığı’nın ne müzenin bağlı olduğu müdürlüğün ne de uzmanların haberi vardı.

Ayasofya’nın müzeye çevrildiği 1934 yılından beri, burada görev yapan 23 müze müdüründen hiçbiri, ‘31 No’lu depoda ne var?’ diyerek içeriye girmemişti. Ancak bir hafta önce müzenin müdürlüğünü yapan ve bu hafta başında da Türk–İslam Eserleri Müzesi’ne atanan Seracattin Şahin, bu depoya girmeyi akıl etti. Ağustos 2003’te Ayasofya’da göreve başlayan Şahin, bir hafta önce kilitlerini kırarak girdiği depoda karşılaştığı manzarayı fotoğraflayarak bakanlığa bildirdi. Müze müdürü Seracattin Şahin, bu konuda bir soruşturma haberi beklerken kendisinin başka bir müzeye tayin haberini aldı.

Müzenin yeni müdürü ise daha önce ‘turnike yolsuzluğu’ çerçevesinde Teftiş Kurulu raporuyla görevden alınan; ancak mahkemenin yürütmeyi durdurma kararıyla yeniden görevine dönen Mustafa Akkaya oldu. ‘Turnike yolsuzluğu’ ile tarihe geçen, bahçesindeki eserleri çalınan, çinileri ‘düşmesin’ diye bantlanan Ayasofya Müzesi’nde her geçen gün yeni bir skandal ortaya çıkıyor. Dünya mirasının en önemli tarihi mekanlarından biri olarak kabul edilen bu eşsiz eserin adı daha ne kadar olumsuzluklarla anılacak belli değil.

Abdullah Kılıç / İstanbul

Yorumlar kapatıldı.