İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Haluk Şahin: Yeni Çanakkale ruhu – radikal

Dün sabah eski Çanakkale’nin sokaklarında dolaştık. Ünlü saat kulesinin arkasına düşen, Camii Kebir’i çevreleyen, büyük Ermeni kilisesinin bulunduğu sokaklarda…

Çelişik duygular içimde çarpıştı. Hem derin bir hüzün duydum hem de hafif bir sevinç.

Hüzün, çünkü bu sokakları dolduran ve güzel günler gördükleri hâlâ anlaşılabilen tek ya da iki katlı evlerin çoğu bakımsızdı, pejmürdeydi, yıkıktı. Hızlı bir bozulmanın, terk edilmişliğin sessizliği egemendi çevreye…

Sevinç, çünkü bu sokaklar henüz apartmanlarla dolmamıştı. ‘Çanakkale için hâlâ çok geç değil!’ diye düşündüm. ‘Çanakkale hâlâ kurtulabilir.’ (Örneğin, çocukluğumun sevgili kenti Bursa için aynı şeyi söyleyemem.)

İyimserliğimin bir nedeni daha var: Bu kentin yüzü aydınlığa dönük sakinleri! Açık fikirli, hoşgörülü, güler yüzlü insanları Çanakkale’nin… Dün kordon boyunda ve güzelim Halk Bahçesi’nde onların düzenlediği sokak şenliği vardı. Her taraf kıpır kıpır ve cıvıl cıvıldı. Şen ve uygardı.

Bu şenliğin özelliği, tamamen gönüllüler tarafından düzenlenmiş olmasıymış. Kamu kuruluşları dışlanmamış, ama onlardan maddi katkı istenmemiş. Önce birkaç kişiyle başlayan organizasyon, zamanla genişleyip binlere yayılmış…

Böyle bir sivil toplum enerjisi var Çanakkale’de. Bu enerjinin izlerini diğer etkinliklerde ve yerel medyada da görebiliyorsunuz. Demokrasinin atardamarlarında dolaşması gereken güç de bu değil mi aslında! ‘Burası benden sorulur. Ben varım, ben yaparım,’ diyen insanlar… Kentin koruma planını bizzat tartışarak oluşturan yurttaşlar!

Tüm ihmal edilmişliğine ve ekonomik sıkıntılarına rağmen aydınlık bir vaha Çanakkale. İncelenmeye ve yaşanmaya değer…

* * *

Şu soru da sorulabilir: Coğrafi konum ve tarihsel önem açısından İstanbul’a rakip olabilecek olan bu kent, niçin fazla parlayamadı?

İstanbul’a rakip derken sadece boğazları kastetmiyorum. Jül Sezar’ın Roma İmparatorluğu’nun yeni başkenti olmak üzere Çanakkale’nin güneyinde bir bölgeyi seçtiğini de anımsıyorum. 100 yıl kadar önce burada büyük devletlerin konsoloslukları olduğunu da unutmuyorum…

Ne oldu? Na yanlış gitti?

Dünyanın en ünlü savaşlarından ikisine tanıklık etmiş olan Çanakkale’nin 21. yüzyılda parlak bir geleceği olduğuna kuşkum yok. İnanıyorum ki, Gelibolu ve Troya, Avrupa’nın önde gelen turistik cazibe merkezleri arasına katılacaklar. Hele şu Troya müzesi bir açılırsa…

Aman, daha fazla gecikmesin. Troya savaşı, Hollywood tarafından yeniden filme alınıyor. Başrollerden birisinde (Akhilleus) Brad Pitt var. Yani, yeni bir kuşak Troya’yı ve Çanakkale’yi keşfedecek ve merak edecek.

Hazır mıyız?

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: