İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

radikal: Türkiye-İsrail ittifakı sorguda

Nizam Mardini

Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkiler ABD’nin baskılarıyla sürdürülmekte.

ABD, Türkiye’yi kontrol altında tutmak istiyor Zira Türkiye’nin ABD’ye başkaldırması, ABD’nin uluslararası çıkarlarını olumsuz etkileyebilir; Ortadoğu’daki dengeler tümüyle sarsılabilir ve İsrail tek başına kalabilir. Acaba Türkiye, İsrail ile ilişkilerini hangi dereceye kadar ilerletecek?

Irak’ın işgal edilmesinden sonra Arap başkentleri Türkiye’deki önemli gelişmelere kayıtsız kalmayı sürdürüyor. Washington ve Tel Aviv ise, Arap ülkelerinin bu ilgisizliğinden yararlanmakta. ABD ve İsrail, Irak’taki gelişmeler, Suriye ve İran üzerindeki baskılar ve Filistin davası konularında Türkiye’yi etkilemeye çalışıyor. Türk halkının dini nedenlerden dolayı Filistin davasına yakınlık gösterdiği, Washington ve Tel Aviv tarafından bilinmiyor değil.

Ancak yanıtsız bir soru var: Suriye hariç Arap ülkelerinin Türkiye ile ilgili konulara kayıtsızlığına Türk kamuoyunun tepkisi ne yönde olacak? Erdoğan ve AKP hükümeti, Arap desteğini yanında hissetmediği sürece İsrail ile pazarlığında yalnız kalacak. İsrail ise, Türkiye ile yakından ilgilenmekte. İsrail Cumhurbaşkanı Moşe Katsav, 9 Temmuz’da Ankara’yı ziyaret edip Türk yetkililerle Irak’taki durum, Şam ve Tahran’a yönelik Amerikan-İsrail tehditleri, İsrailli firmaların Türkiye’nin güneyinde almaya çalıştıkları su ve tarım projelerini görüştü.

Buna ilaveten, iki ülke arasında yeni bir askeri işbirliği anlaşması imzalandı. Özkök’ün 3 Haziran tarihinde İsrail’e yapmış olduğu ziyaret sırasında anlaşmanın ön hazırlıkları tamamlanmıştı. Özkök’ün Amman ziyareti sonrası gerçekleşen Tel Aviv ziyareti, Türkiye ile İsrail arasında yıllardır süren askeri işbirliği anlaşmasına Ürdün’ün de katılması çabası çerçevesinde düşünüldü.

Bölgesel işbirliği çağrıları sözlü olarak memnunlukla karşılanmaya devam edecek, ancak fiili uygulamada yine direnişle karşı karşıya kalacak. Türkiye-İsrail askeri işbirliği gerçek niyetler konusunda Arap ülkelerinin kuşkularını derinleştirmeyi sürdürecek.

Bağdat’taki ABD Maliye Bakanlığı Temsilcisi David Naouli, Irak, Türkiye,

İsrail ve Ürdün arasında serbest ticaret bölgesi kurulmasına dair bir projenin hazırlığının yapıldığını, projenin nihai aşamada olduğunu ve adı geçen ülkelerden uzmanların katılımıyla Amman’da bazı toplantılar gerçekleştirildiğini söylüyordu. Irak’ta serbest ticaret bölgelerinden sorumlu olan Hamid AlJabouri de bunu teyit ederek, önümüzdeki eylül ayında Ankara’da bu bağlamda bir toplantının yapılacağını belirtti.

Erdoğan, Batı’yı rahatlatmak için Başbakan olmadan önce Türkiye’nin İsrail Büyükelçisi David Sultan ile gizli bir görüşme gerçekleştirmişti. Erdoğan buluşma sırasında AKP’nin politikasının İsrail’e karşı olmayacağına dair güvence vermişti. Daha önce “minareler süngümüz” mısrasını defalarca tekrarlayan Erdoğan, bununla da yetinmedi., Sultan’a partinin izleyeceği yeni siyasi fikirler hakkında ayrıntılı açıklamalar yaptı. Türk ordusuna göre iki ülke arasındaki işbirliğinin mantıki çerçevesi bölgedeki ulusal çıkarların korunması ve Türk-Amerikan ilişkilerinin desteklenmesi. ABD, Ortadoğu’ daki Amerikan stratejisini desteklemesi ve güçlendirmesi nedeniyle Türkiye-İsrail işbirliğini memnuniyetle karşılamakta.

Bundan dolayı, geçen aralık ayında Washington’ı ziyaret eden Erdoğan, Beyaz Saray’dan önce Amerikan Yahudi derneklerinin liderleriyle bir araya gelmişti. Yahudi dernekleri liderlerinin Erdoğan’a verdiği taahhütler arasında yüklü miktarda mali yardım sağlanması, gelişmiş Amerikan silahlarının Türkiye’ye satılması için Senato’nun ikna edilmesi ve Ermeni lobisinin soykırım kararı çıkarma girişimine karşı konulması bulunmaktaydı.

Ancak harekât sonrası Irak’taki durum ve Amerikan kuvvetlerinin Türkiye’ye yönelik olumsuz tavırları nedeniyle Türkiye, Amerikan Yahudi lobisini kendi tarafına çekmekte başarılı olamadı. Washington da, diğer lobileri Türkiye’ye karşı baskı unsuru olarak kullanmak üzere harekete geçti. Ermenilere yönelik katliamları yeniden gündeme getiren Senato bu yaklaşımı gözler önüne sermekte.

Bu durum, Türk hükümetinin harekete geçmesini gerektirdi. Katsav’ın Ankara’da sıcak karşılanmaması ve çok geniş bir izleyici kitlesine sahip özel televizyonların bu ziyareti sıradan bir haber gibi vermesi rastlantı değildi.

Türkiye’de iki farklı kesim var. Birincisi, ekonomik hayatta önemli bir rol üstlenen ve Tel Aviv ile ilişkilerin geliştirilmesi çağrısı yapan işadamları. İkincisi ise, sadece İsrail’i değil, bütün Yahudileri istemeyenler.

(Lübnan’da yayımlanan Sefir gazetesi, 14 Ağustos 2003)

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: