İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Özdemir İnce: Dünü bugünü ile 1915 olayları (1) – hürriyet

Özdemir İnce

Doç.Dr.Ömer Turan’ın “Dünü ve Bugünü ile 1915 Olayları” adlı makalesinin ilk bölümünü aktarıyorum:

19. Yüzyıl tarihe büyük imparatorlukların yıkılma sürecine girdikleri, buna paralel olarak ulus devletlerin kurulma mücadeleleri ile dolu bir dönem olarak geçmiştir. Bu bakımdan 19. Yüzyıl Avrupa tarihi, milliyetçiliğin altın çağı olmuştur. Avrupa’da doğan milliyetçilik fikri ve milliyetçilik hareketleri, bazen şekil bazen de mahiyet değiştirerek belirli bir zaman içerisinde önce Doğu Avrupa’ya, sonra günümüzde Güney Doğu Avrupa denilen Balkanlara, daha sonra da Orta Doğu’ya yayılmıştır.

19. yüzyılda zayıflama ve dağılma sürecine giren İmparatorluklardan biri de Osmanlı İmparatorluğu’dur. 19. Yüzyılın başlarından itibaren giriştiği reform hareketlerine rağmen İmparatorluk bir türlü toparlanamamış, Balkanlardan başlayarak sahip olduğu toprakları bölge bölge kaybetmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanarak Avrupa’daki topraklarını kaybetmesinde Osmanlı hakimiyetindeki Balkan milletlerinin milliyetçilik hareketlerinin rolü büyüktür.

***

Balkan milletlerinin milliyetçilik hareketlerinde kendi iç dinamikleri kadar hatta belki daha fazla dış etkilerin rolü olmuştur. Burada, Osmanlıdan ayrılan bütün Balkan milletlerinin bağımsızlıklarını kazanmalarının bir Osmanlı-Rus Savaşı sonunda gerçekleştiğini belirtmek gerekir. 1828-29 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda Yunan bağımsızlığı, 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda Bulgaristan’ın kurulması, Sırbistan ve Romanya’nın bağımsızlıklarını kazanmaları… Bunlar birer tesadüf değildir. Rusya, 1768-1774 yılları arasında cereyan eden ve Osmanlı’nın Kırım’ı kaybetmesiyle sonuçlanan Osmanlı-Rus Savaşı’nın sonunda imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması ile Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Ortodoksların koruyuculuğu statüsünü elde etmiştir. Bu statü, Rusya’nın, Osmanlı İmparatorluğu içerisindeki Rumlar, Bulgarlar, Ermeniler gibi Ortodoks unsurlarla yakın ilişkiler kurabilmesine imkan sağlamıştır. Söz konusu toplulukların yoğun olarak bulundukları yerlerde açılan Rus konsoloslukları, bu toplulukların kiliseleri ile kurulan yakın işbirliği, bu toplulukların çocuklarının alınıp Rusya’da eğitilmeleri, bu toplulukların ayrılıkçı/silahlı örgütlerinin her anlamda desteklenmesi gibi yollarla, Rusya, bu topluluklar üzerinde nüfuz elde etmiş, o nisbette Osmanlı İmparatorluğu aleyhine güç kazanmıştır.

Rusya’nın, Pan-Ortodoks politikasının bir sonucu olarak Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Ortodoks unsurlarla kurduğu yakın ilişki Balkanlarla sınırlı kalmamış, İmparatorluğun bilhassa Doğu Anadolu bölgesinde yaşayan Ermeniler de bu yakın ilgiden etkilenmişlerdir. Rusya, Balkanlar kadar Kafkaslar üzerinden de Akdeniz’e çıkmak istemiş, bu maksada yönelik olarak Balkanlarda Rumlar ve Bulgarlar üzerinde çalışırken, Doğu Anadolu’da Ermeniler üzerinde yatırım yapmıştır.

(Devamı çarşambaya)

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: