İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

hürriyet: Uyum Paketi´nde sıkıntılı başlıklar

TÜRKİYE ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerde neredeyse bir sırat köprüsü niteliği kazanan, ayrıca hükümet-ordu ilişkilerinde de büyük bir hassasiyete yol açan 6. Uyum Paketi yaklaşık 20 madde içinde demokratikleşmeye dönük bir dizi açılım getiriyor.

Uyum Paketi’nin en önemli maddelerini şöyle değerlendirebilmek mümkün:

ARTIK KİLİSE İNŞA EDİLEBİLECEK

Türkiye’nin laik bir ülke olmasına karşılık, yürürlükteki mevzuat, İslamiyet dışındaki dinlere ait ibadet mekanlarının inşa edilebilmesine izin vermiyor.

Bunun nedeni, İçişleri Bakanlığı tarafından yayınlanmış pek çok engelleyici genelge ve İmar Yasası’nda yalnızca cami yapımının düzenlenmiş olması. Bu nedenle, örneğin Türkiye’de yaşayan Hristiyanların yeni bir kilise inşa edebilmeleri mümkün olmuyor.

Uyum Paketi, İmar Yasası’na bütün dinleri kapsayacak genel bir ifadeyle ‘‘İl, ilçe ve kasabalarda mülki idare amirinin izni alınmak ve imar mevzuatına uygun olmak şartıyla ibadethane yapılabilir’’ eklemesini yaparak bu engeli ortadan kaldırıyor.

Değişiklik, bu haliyle Türkiye açısından devrimsel bir yenilik getiriyor.

İlk taslakta, apartmanlarda kat maliklerinin onayı halinde her dinden ibadethane açılabilmesini mümkün kılan bir ifadeye yer verilmişti. Ancak uygulamada farklı yerlere taşınabilecek bir esneklik içermesinin yarattığı hassasiyetler nedeniyle bu bölüm paketten düşürülmüş bulunuyor.

AYRILIKÇI DÜŞÜNCELER İFADE EDİLEBİLMELİ Mİ?

Taslağın en çok sıkıntı yaratan bölümünde Terörle Mücadele Yasası’nın ‘‘Türkiye Cumhuriyeti devletinin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü bozmayı nedef alan yazılı ve sözlü propaganda ile toplantı, gösteri ve yürüyüş yapılamaz’’ hükmünü taşıyan ve hapis cezası getiren 8. maddesinin olduğu gibi metinden çıkartılması yer alıyor.

Bu madde yasadan çıkartıldığı takdirde, Türkiye’nin bir bölgesinin bağımsızlığını şiddete başvurmadan düşünce düzeyinde ifade edebilmek en azından Terörle Mücadele Yasası çerçevesinde bir suç olmaktan çıkmış olacak.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bu maddeden hüküm giyen vatandaşlarla ilgili verdiği onlarca kararda, yasanın 8. maddesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile bağdaşmadığına hükmetmiş bulunuyor.

Hükümet, maddenin gerekçesinde, 8. maddenin kaldırılmasının yaratacağı boşluğun Türk Ceza Kanunu’nun 312. maddesiyle pekala karşılanabileceğini savunuyor. Gelgelelim, TCK 312. maddesinin bölücülüğe karşı kullanılması halinde AİHM’de yeniden sıkıntı yaşanabilmesi mümkün.

Sorunun özünde Türk demokrasisinin ayrılıkçı düşüncelerin ifade edilebilmesini demokratik bir hak olarak tanıyıp tanımayacağı sorusu yatıyor.

TV VE RADYODA KÜRTÇE YASAĞI

Bir diğer sıkıntılı başlığı RTÜK Yasası’na eklenmek istenen ‘‘Türk vatandaşlarının günlük yaşamlarında geleneksel olarak kullandıkları farklı dil ve lehçelerde kamu ve özel radyo ve televizyon kuruluşlarınca da yayın yapılabilir’’ şeklindeki ifade oluşturuyor.

Bilindiği gibi, TBMM’de geçen yıl ağustos ayında kabul edilen kapsamlı demokratikleşme paketi çerçevesinde RTÜK Yasası’nda yapılan bir değişiklikle radyo ve televizyonlarda Türkçe dışındaki dillerin de kullanılabilmesinin önü açılmıştı.

Daha sonra çıkartılan bir yönetmelikle de Türkçe dışındaki dillerdeki (Kürtçe) yayınların yalnızca TRT tarafından yapılabileceği hükme bağlanmıştı. Gelgelelim, geçen süre içinde yapılan bütün hazırlıklara karşılık TRT’de Kürtçe yayınlara bir türlü geçilemedi.

Uyum Paketi’nin bu maddesine getirilen en önemli itiraz, Kürtçe TV ve radyo yayınlarında bölücü ve ayrılıkçı propaganda girişimlerinin etkili bir şekilde denetlenmesinin güç olacağı yolundaki endişelerden kaynaklanıyor.

Türkiye’nin var olan bir dil üzerinde fiili bir yasaklamayı uzun süre devam ettirebilmesi çok güç gözüküyor.

Ayrıca, Türkiye’nin Kuzey Irak’taki Türkmenlerin kültürel haklarını pek çok plaftormda savunurken, kendi bünyesi içinde yasaklayıcı olması önemli bir çelişki oluşturuyor.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: