İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Koruyucu Hekimlik VIII

Bugünkü konumuz hayli sevimsiz, fakat hayat kurtarıcı. Konumuz ” Bazı sık görülen kanserlerde erken teşhis”.

Hiç arzu etmediğim şey, herkesi evhamlı yapmak, korku içinde yaşatmaktır. Kanser korkusu (kanserofobi) en zor tedavi edilen fobilerdendir. Kanser korkusunu üzerinden atamayıp hekim hekim gezen hastalar vardır. Bu gereksiz korku kadar tehlikeli olan diğer husus ise konuyu önemsememek ve yapılması gerekenleri yapmamaktır. Sık görülen kanserlerin çoğunda, basit yöntemlerle, erken teşhis ve erken tedavi mümkündür. Bugün bu tatsız konuyu yazacağım.

Kadınlarda sık olarak rastlanan kanser, meme ve rahim; erkeklerde prostat kanseridir. Her iki cinste görülen kalınbağırsak (kolon) kanserini ve sigara içenlerde görülen akciğer kanseri de sık görülen kanserlerdendir.

Meme kanseri:

Meme kanserlerinin ancak %2’si 35 yaşın altındakilerde görülür. Meme kanserlerinin %10’u ailevîdir. Annesinde, ablasında meme kanseri bulunanlar 35 yaşından itibaren, ailede meme kanseri bulunmayanlar ise 40 yaşından itibaren mammografi yaptırmalıdırlar. Istatistiklere göre sigara içenlerde meme kanseri oranı daha yüksektir. Ailesinde meme kanseri olan kadınların kesinlikle sigara içmemeleri gerekir. Hekim veya kişinin kendisi tarafından memenin muayenesi erken teşhis için yeterli değildir. Bir meme kanserinin elle hissedilebilmesi onun iki senelik olduğunu gösterir. Halbuki bezelye kadar olan bir kanser mammografide görülür. O zaman meme içinden sadece o tümör çıkarılır ve konu biter. Meme ultrasonografisi (USG) ile kanser teşhis edilemez. USG de sadece kistler teşhis edilir. 40-65 yaş arası kadınlarda her yıl, 65’den sonra iki senede bir mammografi yapılınca meme kanseri problemi biter. Senede bir yapılan tetkikin zararlı bir yanı yoktur.

Rahim kanseri

Kadınlarda sık görülen rahim (uterus, döl yatağı) kanseri iki tiptir: rahim içini kaplayan zardan (endometriumdan ) çıkan endometrium kanseri ve rahim ağzı ve rahim boynu bölgesinden çıkan kanser ( serviks kanseri) . Aylarca, hatta bazen 1-2 sene kanama veya başka bir belirti bulunmaz. Hiçbir şikâyet bulunmazsa bile, 50 yaşını geçmiş olan kadınlar, senede bir jinekolojik muayeneden geçmelidirler. Muayene sırasında rahim boynundan alınan bir damla materyelde (smir test- “pap-smear”) şüpheli hücreler görüldüğünde daha ileri tetkikler (biyopsiler, probe kürtaj) yapılır ve çok erken dönemde teşhis konularak gerekli müdahaleler yapılır.

Demek ki senede bir mammografi ve jinekolojik muayene yaptırmak korkulu rüya görmekten iyidir.

Prostat kanseri

Erkeklerin 1/3 ünde prostat büyümesi bulunur. Bazı ilâçlar büyümeyi yavaşlatsa da, büyüme yavaş yavaş devam eder. Sık işeme, sıkışma, mesaneyi tam boşaltamama gibi belirtiler bulunur. Büyüyen prostatın içinde kanser odağı yoksa, “selim prostat büyümesi” (BPH) söz konusudur. Fakat bazı kimselerde, prostat daha çok büyümeden, içinde kanser hücreleri çoğalmaya başlar. Hasta hiçbir şey hissetmez, hekime başvurmaz. Halbuki prostatında kanser başlamıştır. Bir şeyler hissetmesi için en az bir sene geçmesi gerekecektir. Halbuki PSA testi (Prostatic Specific Antigen) sayesinde kanserin başlamış olduğu anlaşılabilir. 50 yaşını geçmiş olan her erkek, hiç olmazsa senede bir kan tahlili yaptırırken PSA’ya da baktırmalıdır. Normalde, 1 ml kanda en çok 4 nanogram PSA bulunur (<4 ng/ml). 4'ün üstü dikkat çekicidir. Kasere bağlı olmayan büyümelerde de PSA artabilir. Fakat 4-10 arası PSA lıların %25 inde; 10-15 PSA bulunanların %50 sinde prostat kanseri başlamıştır. Teşhis prostat biyopsisi ile konur. Prostattan 8-10 küçük parça alınıp patolojiye gönderilir. Parçalardan birkaçında kanser hücreleri görüldüğünde teşhis konmuş olur ve erken tedavi ile konu kapanır.

Kolon kanseri

Kalınbağırsağın rektum adı verilen son bölümü kanserin en sevdiği bölgedir. Fakat daha yukarılarda da bulunur. Vakaların çoğu ailevidir. Sülâlesinde kolon kanseri bulunanlar 30 yaşından itibaren kolonoskopi yaptırmalıdırlar. Kanser doğrudan kanser olarak başlamaz. Zararsız bir polip olarak başlar. Büyüklüğü genelde 1 cm den küçük olan bu polipler seneler sonra kansere dönüşebilirler. Polipler hiçbir belirti vermezler. Bazen çok küçük kanamalara yol açarlar. Bu kanama gözle fark edilmez. Ancak dışkı muayenesi ile anlaşılır. Polipleri radiyografide fark etmek güçtür. Ancak kolonoskopide görülürler ve görüldükleri takdirde kolaylıkla alınabilirler. Ailesinde kolon kanseri bulunmayanlar senede 1-2 kere dışkıda gizli kan abktırmalıdırlar. Kanama varsa kolonoskopi gerekir. Kolonoskopi biraz eziyetli de olsa çok güç bir muayene değildir. Sebebsiz yere kansızlığı bulunan kimselere de kolonoskopi yapılmalıdır. Kolonoskopide polip görülmüş ve polip alınmışsa senede bir tekrar bakılmalıdır. Polip görülmemişse 2 senede bir kolonoskopi yeterlidir.

Akciğer kanseri

Yurdumuzda erkeklerde en sık görülen kanserdir. Sigara içiminin gittikçe arttığı kadınlarda da daha sık görülmektedir. Günde 1 paketi 25 ene, günde 2 paketi 20 sene içmiş olanlar risk altındadırlar. Bunlar şayet sigarayı bırakamıyorlarsa, 6 ayda bir akciğer radiyografisi yaptımalıdırlar. Kanseri erken yakalamanın başka yolu yoktur. Ağızdan kan gelindiğinde zaten geç kalınmış demektir.

Mammografi, smear testi, probe kürtaj, PSA testi, prostat biyopsisi, kolonoskopi gibi hayat kurtarıcı muayenelerin tümü hastanemizde yapılabilmektedir. Bu imkânlardan yararlanmak ve kansere meydan okumak gerekir. Kalın sağlıcakla.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: