İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Sabah: Ayasofya’nın sırrı harcında gizli

Ayasofya’nın, yaşanan felaketlere rağmen asırlarca dimdik ayakta kalabilmesinin sırrı tartışılmaya devam ediyor. Prof. Dr. Mustafa Erdik, tarihi eserin zamana direnebilmesini Horasan Harcı’na bağladı

Dünyanın en görkemli eserlerinden biri olan Ayasofya, asırlar boyu kitaplarda, şiirlerde, resimlerde yaşadı. Şarkılara, türkülere, ilahilere ilham verdi. Çağlara, depremlere meydan okudu ve bugüne kadar ayakta kalmayı başardı. Böyle bir eserin, her yüzyılda bir, yıkıcı ve orta şiddette deprem yaşayan İstanbul’da ayakta kalabilmesi, bilim adamlarının dikkatini çekti.

Almanya’nın ünlü haber dergisi Der Spiegel, son sayısında Ayasofya’nın ayakta kalmasını ele aldı. “Ayasofya niye sağlam?” başlıklı yazıya kaynaklık eden araştırmayı yapan Atina Teknik Üniversitesi’nden Antonia Moropulu, bunu, tarihi eserin harcına katılan volkanik küle bağladı. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Deprem Mühendisliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Erdik de, Moropulu’nun sözünü ettiği sihirli malzemenin adını koydu: Anadolu’da yıllardır kullanılan “Horasan Harcı”…

TUĞLA VE HARÇ

Bu harcın uzun zamandır cami ve diğer yapıların inşaasında kullanıldığını söyleyen Erdik, Horasan Harcı’nın özelliklerini şöyle açıkladı: “Yapıştırıcı maddesi çok kuvvetli, hidrolik bir harç. Çekme gerilimi ise Portland Çimentosu ayarında. Çekme gerilmesi iyi olduğu için de sarsıntılarda çatlamıyor.”

Ayasofya’nın, yapı boyutları, inşaat harcamaları ve inşaat hızı açısından benzersiz olduğunu belirten Prof. Erdik, şu bilgileri verdi: “800 yıl boyunca dünyanın en büyük kapalı mekanı olarak kalmıştır. Yapı, Notre-Dame de Paris Kilisesi’ni ve Piza Kulesi’ni tümüyle içine alacak büyüklüktedir. Yapı temeli oldukça sert bir zemin olan ayrışmamış grovaklar üzerine oturmaktadır. Yapıda kullanılan malzemeler taş, tuğla ve harçtır. Ana, ikincil ve destek ayaklar kemerlerin başlangıç seviyesine kadar taş bloklardan oluşmaktadır. Tüm kemerler ve kubbeler tuğla ve harçtan inşa edilmiştir” dedi.

HASARI SINIRLIYOR

Prof. Mustafa Erdik, yapıda kullanılan harcın fiziksel ve kimyasal özelliklerinin, İstanbul Roleve ve Anıtlar Müdürlüğü’nün desteği ile Boğaziçi Üniversitesi-Princeton Üniversitesi ve Yunanistan Milli Teknik Üniversitesi arasında ortak yürütülen bir çalışma ile 1993-1995 tarihinde ayrıntılı olarak incelendiğini belirtti.

Prof. Erdik, “Yapıda kullanılan harç puzzolanik (volkanik kül) özellikleri olan Horasan harcıdır. Yani sönmüş kireç ve tuğla kırığı-tozu içerir. Bu tip harçlar geç sertleşir, ancak plastik özellikleri nedeni ile yapısal deformasyonlara uyum sağlar. Harcın çekme gerilmelerine karşı gösterdiği direnç, yapıda meydana gelen deprem hasarlarının (özellikle ana kubbede) sınırlı olmasını sağlamıştır” dedi.

Prof. Erdik, Ayasofya’nın 17 Ağustos Depremi sonrası durumu hakkında da bilgi verdi: “Yapının deprem hareketinin kuvvetli olduğu dönemde yumuşadığı, takiben durgun dönemde rijitliğini tekrar kazandığı gözlenmiştir. Deprem sonrasında bu geri kazanım tümüyle gerçekleşmemiştir.”

Horasan’dan Avrupa’ya yayıldı

Türkistan’da, özellikle de Horasan şehrinde kullanılan harç, önce pişmiş tuğla ve kiremit parçaları tokmakla dövülerek toz haline getirilir. Elendikten sonra elde edilen ince toz, kireç ve su ile karıştırılarak bir çeşit duvar harcı yapılır. Bu harç, hamamlar, su hazneleri, köprüler, su künkleri gibi sürekli su ile ilişkisi olan, suyu tutması gereken duvarlarla, çok sağlam olması gereken yapıların duvar ve kubbelerinde kullanılmıştır. Horasan harcı ile örülmüş kale duvarlarında taşlar, tek parça olarak tek bir kütle haline dönüşürdü. Horsan’ın sert coğrafi ortamında doğal olarak elde edilirdi. Dayanıklılığıyla dikkat çekince daha sonraları imal edilmeye başlanmıştır. Horasan’dan Asya ve Avrupa’ya yayılmıştır.

Volkanik kül direnç sağladı

Atina Teknik Üniversitesi’nden, Antonia Moropulu yönetimindeki bir araştırma grubu, binanın harcını elektron mikroskobuyla inceledi. Bu araştırma sonuçları da Alman Der Spiegel Dergisi’ne konu oldu. Dergide, Ayasofya’nın sağlamlığının, harcına katılan volkanik külden kaynaklandığını belirtiliyor.

Ayasofya’nın, 15 asır boyunca şiddetli depremlere rağmen hala sağlam kaldığı ifade edilerek, şöyle deniliyor: “Çevresindeki eski binalar yıkılırken, 7. yüzyılda tamamlanan Ayasofya’ya bugüne kadar birşey olmaması gerçekten de şaşırtıcı. Dayanıklılığın sebebi, duvarların sağlamlığından çok, yumuşak olmasına dayandırılıyor. Moropulu ve ekibine göre, harçta kullanılan volkanik küle benzer maddeler, depremlerin etkisini yumuşatıyor.

Salim YAVAŞOĞLU

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: