İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Abdülhamit Bilici: AB yasaları uygulama testinde – Zaman

Meclis’in jet hızıyla kabul ettiği Avrupa Birliği Uyum Yasaları’nın tartışmalara neden olacağı belliydi.

Çünkü bu pakette yer alan özellikle anadilini öğrenme ve yayın hakkı, idamın kaldırılması, azınlık vakıflarının mülk edinme hakları yıllardır kangren halini almış, devrim niteliğinde değişikliklerdi.

Tartışmasız bir gerçek, en hararetli AB taraftarlarını ve hatta Brüksel’i şaşırtan bu hızlı değişimi, Meclis’in kahir ekseriyetle onayladığıydı. Ancak 3 Ağustos’ta paketteki bu konulara karşı çıkan Milliyetçi Hareket Partisi tutumunu bugün de sürdürüyor. Önce ilgili maddelerin iptali ve yürütmenin durdurulması isteğiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvuran hükümet ortağı MHP, şimdi de uyum yasalarının hayata geçirilmesi için gerekli yönetmelikleri engelliyor. Halbuki Başbakan Bülent Ecevit imzasıyla yayınlanan bir genelgede, bütün devlet birimlerinden AB sürecinde girilen taahhütlerin en geç 15 Kasım’a kadar tamamlanması için gerekli önlemlerin alınması istenmişti.

Siyasi partilerle temasları medyaya yansıyan MGK Genel Sekreteri Org. Tuncer Kılınç’ın rahatsızlığını dile getirdiği yönetmelik de uyum paketindeki azınlık vakıflarıyla ilgili 4’üncü maddenin nasıl pratiğe geçirileceğiyle ilgili. Kaygılar, Lozan’da isimleri zikredilen azınlıkların kapsamının Süryani, Kildani, Bulgar Ortodokslar gibi grupların eklenmesiyle genişletildiği; özellikle Rumlar konusunda mütekabiliyet esasına dikkat edilmediği, yasada geçen ‘cemaat’ kavramının muğlaklığı gibi noktalarda odaklanıyor.

1935 tarih ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 1’inci maddesine eklenen fıkralarla yapılan yeni düzenleme, cemaat vakıflarının taşınmaz mal edinmelerine ve kendi malları üzerinde tasarruflarına imkan sağlıyor. Bir özel ya da tüzel kişiliğe kendi malı üzerinde tasarruf sağlama izni vermek komik gibi görünse de durum böyle. Çünkü azınlık vakıfları 1936’da çıkarılan Vakıflar Kanunu çerçevesinde verdikleri beyannamede yer alan malları üzerinde 1974 tarihli Yargıtay kararının çıkmasından bu yana yararlanamıyor. Vakıf malları mahkeme kararıyla Hazine’ye geçiriliyor.

Hukukçulara kalsa, sorunu çözmek için yasaya bile gerek yok. Sorun iyi niyet ve Yargıtay’ın kararını geri almasıyla çözülebilecek nitelikte. Ancak müphemliğine rağmen, Meclis’in çıkardığı bir yasanın uygulanmamasını şaşkınlıkla karşılıyorlar. Çünkü yasa biraz da itirazlar dikkate alınarak ‘Bakanlar Kurulu’nun izni’ ve ‘ihtiyaçları miktarınca’ gibi kriterlerle zapturapt altına alınmış bir yasa. Yasaya göre yasanın Resmi Gazete’de yayımlandığı 9 Ağustos’tan başlamak üzere 6 ay içinde cemaat vakıflarının mallarını Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne tescil ettirmeleri gerekiyor. Ama hükümetin bir ortağının ve kimi çevrelerin karşı çıktığı ve yönetmeliği çıkmamış bir yasayla bu işin nasıl yapılacağını kimse bilmiyor.

Bu fotoğraf, Kopenhag’da müzakere tarihi bekleyen Türkiye’ye Brüksel’in verdiği ‘uygulamayı görelim’ cevabını haklı çıkarıyor. AB olsa da olmasa da, Irak’ta, Bulgaristan’da, Almanya’da soydaşların haklarının iyileştirilmesi için uğraşan, geçmişte dünyaya hoşgörü modeli sunmuş, Osmanlı vizyonuyla barışmaya çalışan Türkiye’ye de doğrusu pek uymuyor.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: