İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Lraper: HAÇVERATS PAREGENTANI

Ermeni Kilisesi’nin dört büyük bayramlarından olan Haçverats’ın Paregentanı vesilesiyle, Patrik Mesrob II Hazretleri 8 Eylül 2002 Pazar sabahı, Surp Badarak törenine Kınalıada Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi’nde riyaset etti.

Surp Badarak’ı, yaz tatilini geçirmek üzere aramızda bulunan Avustralya Ermeni Kilisesi görevlilerinden Peder Bartev Karakaşyan sundu. Kınalıada Kilisesi gençlerinin Rab’bin Sofrası’na hizmet ettiği ve ilahileri seslendirdiği törende, Rahip Zakeos Ohanyan ile Peder Drtad Uzunyan da hazır bulundular.

Surp Badarak’tam hemen sonra vaaz eden Patrik Hazretleri, Pazar akşamı günbatımından Cuma günbatımına kadar Haçverats perhizi olduğunu anımsattıktan sonra, İncil’deki bir mucize hakkında konuştu.

Kulak açılıyor, dil çözülüyor

Mesih İsa bir keresinde Kuzey İsrail’deki bir müjdeleme gezisinden sonra tekrar Galile Gölü’ne döndü. Ona sağır ve dili tutuk bir adam getirdiler, elini üzerine koyarak ona şifa vermesi için yalvardılar. İsa’nın “Effata!”, yani “Açıl!” demesiyle mucize gerçekleşince, halk hayret içinde kalarak, “Yaptığı her şey iyi. Sağırların kulaklarını açıyor, dilsizleri konuşturuyor!” demeye başladı (Markos 7:31-37).

İsa’nın doğumundan yaklaşık yedi yüz yıl kadar önce, Yeşaya Peygamber, Mesih geldiği zaman gerçekleşecek işaretlerden söz ederken şöyle demişti: “O zaman körlerin gözleri, sağırların kulakları açılacak; topallar geyik gibi sıçrayacak, sevinçle haykıracak dilsizlerin dili…” (Yeş. 35:5, 6).

İlk Hristiyanlar, gerek İncil’deki, gerekse peygamberlikteki bu sözleri yorumlarken ruhani yaşama uyguladılar, ve ruhsal sağırlıktan, ruhsal dilsizlikten söz ettiler.

Tanrı’nın Sözü’nü duyuyor muyuz?

Vaftiz töreninde, Hristiyan olarak sudan çıkan imanlının kulakları, gözleri ve dudakları Surp Müron (Kutsal Yağ) ile mühürlenirken, din görevlisi kendisine Tanrı’nın Sözü’nü işitmesi ve yaşamına geçirmesi için mühürlediğini anımsatır. Nitekim, Tanrı’nın Sözü’nü anlayabilmemiz için, Tanrı’nın önceden bizim kulaklarımızı açması gerekiyor. Normalde bizim bulunduğumuz durum, Tanrı’nın mesajını duymaya uygun değildir. O’nun Sözü’nü sadece duymaya “elverişli kulağı” olanlar duyabilirler. Bu da Tanrı’nın lütfuyla mümkündür.

Eski Ahit’teki Peygamberler, insanların ruhsal sağırlığı karşısında acı çekiyorlardı. Rab İsa Mesih bile Kudüs için ağlayarak şöyle dedi: “Ey Yeruşalim! Peygamberleri öldüren, kendisine gönderilenleri taşlayan Yeruşalim! Tavuğun civcivlerini kanatları altına topladığı gibi ben de kaç kez senin çocuklarını toplamak istedim, ama siz istemediniz…” (Luka 13:34).

Özgürlük gerçekle gelir

Bugün de durumun farklı olduğu pek söylenemez. Vaaz etmeye çalışan her gerçek din görevlisi, veya İyi Haber’i (İncil’i) müjdelemeye çalışan her imanlı, bugün de en büyük engel denebilecek ruhsal sağırlığı aşmakta zorlanır, ve günah yüzünden yabancılaşan çocuklarına erişmeye çalışan Tanrı’nın duyduğu acıyı paylaşır. Ancak bunun yanısıra, Hristiyan bireyler, cemaatler ve kurumsal kiliseler olarak, özellikle bizleri değişmeye ve yenilenmeye davet eden Tanrı’nın mesajını sürekli olarak yadsıdığımızı da kabullenmeliyiz. En iyimser yaklaşımla, bizler de sağırlığı seçenlerdeniz – başka bir deyişle, gerçeğin yalnızca başa çıkabileceğimiz kadarını duymak isteyen, ve içgüdüsel olarak geriye kalanı sistemimiz dışına iten insanlarız. Bir bilgenin dediği gibi: “İnsanlar gerçeğe dayanamazlar!”

Ancak Tanrı’nın işi hayaller ya da kuruntularla değil. Kendisi, dünyamız, başkaları ve en zoru da kendimiz hakkındaki gerçeği duyabilmemiz ve görebilmemiz için vicdanımıza değişik yöntemlerle konuşmaya devam edecektir. Bu ısrar bile, Tanrı’nın bizlere olan sevgisinin gereğidir, çünkü Rab “gerçek sizi özgür kılacak!” (Yuh. 8:32) demiştir.

Ruhsal otistiklikten kurtulmalıyız

Kalıtsal günah (Ademî günah) doktrinine göre, insanlar ruhsal anlamda otistik, yani içgüdüsel olarak benmerkezci ve içekapanık doğmaktadırlar. Bu durumda Tanrı’nın bizim kabuğumuzu kırarak yüreğimize erişmesi, ya da kendi ademî kabuğumuzu kırarak Tanrı’ya ulaşabilmemiz biraz zor olmaktadır. Kulaklarımıza “Effata!” diye bağırılmasına, dua edebilmemiz, Tanrı’yı övgü sunabilmemiz ve O’nun gerçeğini özgürce müjdeleyebilmemiz için dilimizin çözülmesine gerek vardır. Tanrı bize eriştikten sonra bile, her zaman, yeniden içimize kapanmak ve O’nu içimizin dışında bırakmak gibi tehlikeli bir özgürlüğümüz vardır.

Kutsal Ruh devrede

İşte bu nedenle Tanrı’nın Kutsal Ruh’u sürekli olarak, değişik şekillerde sertleşen yüreklerimizi yumuşatmak, zihnimizi devamlı ürküten kaygı ve kuruntularımızı yok etmek, bizleri güçlendirmek için çalışıyor. Tanrı ile insanlar arasındaki engelleri aşan ve ruhsal birliği (ruhani müşareketi) sağlayan Kutsal Ruh’tur. İnsanlar arasındaki engellerin aşılabilmesi için çalışan da Kutsal Ruh’tur. Değişik yöntemlerle bize ulaşan Kutsal Ruh’u hissettiğimiz zaman, ruhsal sağırlığımız ve dilimizin tutukluluğu şifa bulur. Tanrı’yı sevmek, doyasıya sevmek, riskini işte o zaman alabiliriz.

İşte bu duygularla dolu olarak Yeremya Peygamber şöyle diyor: “ “Bir daha onu anmayacak, O’nun adına konuşmayacağım” desem diyorum. Ama O’nun sözü kemiklerimin içine hapsedilmiş yüreğimde yanan bir ateş sanki. Onu içimde tutmaktan yoruldum, artık yapamıyorum!” (Yer. 20:9).

Haçverats perhizinde dua

Patrik Hazretleri vaazin sonunda, Haçverats perhizi boyunca “ruhani sağırlık”tan kurtulmak için dua edilmesini istedi. Tanrı’nın Sözü’ne daha duyarlı ve daha itaatkâr Hristiyanlar olabilmek için her Hristiyan’ın Kutsal Ruh’un işleyişine açık olması gerektiğini söyledi.

Haçverats Yortusu

Bu yortu, Ermeni Kilisesi’nin beş büyük bayramlarından sonuncusudur. Yedinci yüzyıldaki bir olaydan esinlenerek kutlanmaya başlayan Haçverats yortusunda, Rab İsa Mesih’in şu sözlerini anıyoruz: “Ardımdan gelmek isteyen kendini inkâr etsin, her gün çarmıhını yüklenip beni izlesin. … İnsan bütün dünyayı kazanıp da canını yitirirse, canından olursa, bunun kendisine ne yararı olur?” (Luka 9:21-27).

15 Eylül 2002 Pazar günü, Patrik Mesrob II Hazretleri saat 09:30’da Taksim Surp Harutyun Kilisesi’nde, saat 11:30 sularında da Üsküdar Surp Haç Kilisesi’nde olacaktır. Patrik Vekili Başepiskopos Şahan Sıvacıyan Üsküdar Surp Haç Kilisesi’nde Surp Badarak sunacaktır. Ruhani Kurul Başkanı Episkopos Aram Srpazan ise Balat Surp Hreşdagabedats Kilisesi’ndeki törenleri yönetecek ve Surp Badarak sunacaktır.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: