İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Hasan Pulur: Kilisenin şartı, Bezmialem Valde Sultan’ın şartı

Geçenlerde kaybettiğimiz Prof. Dr. Hüsnü Göksel’in yazdığımız bir anısı geniş ilgi topladı; olay Amerika’da Columbia Üniversitesi Hastanesi’nde geçiyordu. Türkiyeli bir Ermeni, Hüsnü Göksel’in Türk olduğunu öğrenince “Kusura bakma, biz seninle toprak kardeşiyiz, ama, bir Türk’ün bıçağı altına yatıp ameliyat olmam!” demiş, hastane idaresi de, “Burada din, dil, milliyet ayrımı yapılamaz” deyip, hastayı taburcu etmiş, başka doktorun ameliyat etmesine de izin vermemişti.

Kimi “Ermeni hasta haklı!” dedi, kimi “hastane yönetimini haklı buldu”, kimi de “hastanın doktor seçme hakkı yok mu?” dedi, tercihler değişikti…

Mesela Almanya’dan biri şöyle diyordu:

“Ben hastalanınca, hastanede Türk doktor varsa, ona giderim. Hayır, sandığınız gibi, Alman doktora güvenmediğimden, ya da Alman olduğundan değil; derdimi Türkçe anlatabilmek için.”

Amerika’daki hastanenin tutumunu, Hipokrat yeminine aykırı bulanlar da vardı, nasıl olur, hastayı, başka bir cerrahın ameliyat etmesine müsaade etmezlerdi.

***

KONUYA açıklık getirmek için hastane hakkında biraz bilgi verelim…

Columbia Üniversitesi’nin Tıp Fakültesi olan bu hastaneyi Presbyterian Kilisesi yaptırmış ve üniversiteye vermiş.

Kilise, hastaneyi üniversiteye bağışlarken bir şart koşmuş:

“Bu hastanede, din, inanç, ırk, renk, milliyet ayrımı yapılmaksızın, Tanrı’nın bütün kullarına bakılır ve şifa dağıtılır.”

Bu şart, kocaman bir bronz levhaya yazılarak hastanenin duvarına çakılmış.

İşte, hastane yönetimi ve Dr. Göksel’in hocası, Ermeni hastanın itirazına, “Ben Türk’e ameliyat olmam!” demesine, bu şartı öne sürerek karşı çıkmış…

Ne demiş, Amerikalı hocası Dr. Hüsnü Göksel’e:

“Senin hekimliğini beğenmeyebilir, cerrahlığını beğenmeyebilir, bilgini eksik bulup, sana ameliyat olmayacağını söyleyebilir. Bunlar makul de karşılanabilir, fakat senin milliyetini ileri sürerek ameliyatını başka birinin yapmasını isteyemez.”

Herhalde konuya açıklık getirdiğimizi sanıyoruz.

***

BİZDE de malını, mülkünü ya da kurduğu bir hayır kurumunu vakfedenler, vakıf senedine şartlarını koymuşlardır.

Mesela, halk ağzında “Aşağı Gureba” denilen hastanenin asıl adı “Bezmialem Valde Sultan Gureba – i Müslimin Hastanesi”dir.

Bezmialem Valde Sultan, Padişah İkinci Mahmut’un eşi ve Abdülmecid’in annesidir, hastaneyi o yaptırmış.

1845’te hazırlanan vakıfname ile “Müslüman, yoksul hastaların bakım ve tedavisine” bağışlamıştır.

Yıllar önce, vakıf senedindeki bu şartın, yani, sadece Müslüman hastalara bakılması şartının, hala uygulanıp uygulanmayacağını sormuştuk.

Evet, bu şarta uyuluyordu, çünkü vakfeden Bezmialem Valde Sultan böyle istemişti.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: