İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Radikal: Uzay kapitalizminin tanrıları

Gündüz Vassaf

Marmara Ereğlisi, Konya Ereğlisi, Karadeniz Ereğlisi… Anadolu’nun çeşitli yerlerine serpiştirilmiş bütün bu Ereğliler Yunan mitolojisinin baş kahramanı Heraklion, yani Herkül adından geliyor. Zeus’un karısı Hera, bu dünyanın en kuvvetli insanını çıldırtınca, kahramanımız karısı ve çocuklarını katlediyor.

Sonra da kendisini affettirmek için oradan oraya gidip bir dizi uğraş veriyor.

Anadolu’da uğradığı bugün Ereğli diye bildiğimiz yerler onun adı Heraklion’un Yunancadan bozması. Aynı ‘Anadolu’nun da Yunancadan bozma bir kelime olduğu gibi. Bu kelimenin aslı Bizanslılar için güneşin doğduğu yer anlamına gelen ‘Anatole’.

İslam kültüründe özel bir yeri olan Konya Latince. ‘C(K)aeserium’dan bozma. ‘Marmara’nın kökü gene Yunanca. Mermer anlamına geliyor. Bir dönem ‘Trebiond’ diye de bilinen Trabzon’un ilk adı Trabezus. Bir yerin tarihi azıcık da oranın tarihinin yok edilmesi demek. Türkiye’de adları değiştirilen Ermeni, Kürt, Rum, Süryani köylerinin, bırakın isimlerini, sayısının bilindiğini bile sanmıyorum.
Türkiye’yi Türkçeleştirdikçe bu toprakların insanlarını, tarihini,
efsanelerini de unutuyoruz.

Yer isimlerini değiştirenler orayı fethettikleri hissine kapılıyor olmalı. Aymazlıkları ise kendi geçmişlerini de kaybettiklerinin farkında olmamaları.

Kurtuluş Savaşı’ndan sonra asker kaçaklarına anlayışla bakan yazdığı bir makale nedeniyle dayım Zekeriya Sertel’le birlikte önce idama sonra da Bodrum’da sürgüne mahkûm olan Cevat Şakir, bu balıkçı köyünde Anadolu’nun tarihini keşfetmişti. Halikarnas Balıkçısı diye kaleme aldığı kitaplarında, bu topraklarda, resmi ideolojinin kafalara kazıdığı gibi

Türk değil, Anadolu insanının tarihi olduğunu vurgulamış, yazdıkları uzun yıllar bu ülkenin düşünce hayatında bir yer etmiş, kabul görmüştü. Farilya’sı Gündoğan, Myndos’u Gümüşlük olan günümüzün Bodrum’unun gündemindeyse günbegün
yok edilen bir tarih yerini, Anadolu’nun son fatihlerinin bile tahammül edemedikleri kendi eğlence dünyalarının dayanılmaz gürültüsüne bırakmış…

İsim soykırımlarıyla tarih üzerinde iktidar kurmanın örnekleri çok. Baba tarafından dedem Filibeli. Geçen gün Bulgaristan’dan yeni gelmiş bir Türk göçmeni nereden söz ettiğimi ancak Plovdiv deyince anladı. İngilizler değiştirene kadar New York’un eski adı ‘New Amsterdam’dı. St. Petersburg, Petrograd ve Leningrad’dan sonra üçüncü ismini yaşıyor. İrlandalıların Derry’si İngilizler için Londonderry. Lefkoşe ve Nicosia aynı sehrin iki adı.

Bu ibret verici isim değiştirme oyunumuzu uzayda isimlendirdiğimiz yerlerle de devam ettirecek miyiz merak ediyorum. Ama nasıl olduysa gezegenlerimiz isim soykırımından kurtulmuşlar. Putperestlerin tapınaklarını yerle bir eden tektanrılı dinlerimiz gezegenlerimizin aşk tanrıçası Venüs, ölüm tanrısı Pluto, denizler tanrısı Neptün gibi isimler taşıdıklarının hiç farkına varmamışlar mı? Ama günümüzün egemen düzeni bu fırsatı kaçırmayacak gibi. Her şeyi özelleştirmenin moda olduğu dünyamızda bir bakarsınız uzaydaki gök cisimlerinin ve yıldızların isim haklarını geçici sürelerle kiralayan şirketler de çıkar. Gökyüzümüz Mercedes, Viagra, SabancıSa gibi her açık artırmada adı değişen yıldızlarla dolar.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: