İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Lraper: Propaganda Savaşı Çocukların Zihnini Tahrip Edecek

Avrupa Birliği uyum yasalarının kabulü ülke genelinde AB normlarına bir
adım
daha yaklaştırdığı için sevinç ve memnuniyetle karşılanırken, 9 Ağustos
2002
tarihli gazetelerde çıkan bir haber, soğuk duş etkisi yaptı.

Yurtdışındaki menfi propaganda ile aynı platformda ölçüşmek yerine,
yetkililer yurtiçindeki tansiyonu yükseltici bir projenin altına imza
attılar.

Gazetelerin yayımladıkları habere göre, “Milli Eğitim Bakanlığı,
2002-2003
öğretim yılında başlanmak üzere, İlköğretim okulları ve lise
müfredatına,
sözde soykırım iddiaları ile ilgili tartışmaları “Ermeni Soykırımı”
adıyla
dahil etti. Müfredata ayrıca “Pontus” iddiaları ve “Süryaniler”in
ortaya
attığı soykırım savları da alındı.” Bakanlık kararına göre, bu konular
2002-2003 eğitim-öğretim yılından itibaren derslerde işlenmeye
başlanacak.
Ancak, bu yıl yetişmeyeceği için, ders kitaplarında bu konular,
2003-2004
eğitim-öğretim yılında yer alacak.

Gazetelerin bu konudaki haber başlıkları şöyleydi.

Cumhuriyet: “MEB, Müfredata Aldı. Ermeni Sorunu Derslere Giriyor”
Finansal Forum: “Ermeni ve Pontus İddiaları Ders Kitaplarında”
Gözcü: “Soykırım İddiaları Ders Oluyor”
Milli Gazete: “MEB, Soykırım İddialarını Ders Konusu Yaptı”
Ortadoğu: “Soykırım İddiaları Ders Kitaplarında”
Şok: “Soykırım İddiaları Ders Konusu Oldu”
Yeni Asya: “Ermeni Sorunu Ders Kitaplarında”
Yeni Şafak: “Soykırım İddiaları Ders Konusu Oluyor”

5 Temmuz 2002 tarihli LRAPER’de, Milli Eğitim Bakanlığı’nın tarih
kitaplarında değişikliğe gideceği ve başta Ermeniler olmak üzere Rum,
Süryani ve Türkiye’de yaşayan diğer Hristiyanlar hakkında karşı
propaganda
içeren yeni bölümlerin ekleneceği haberi verilmiş, bu konuda
görüşlerini
soran gazeteci Ömer Erbil’in (Milliyet) sorularını yanıtlayan Türkiye
Ermenileri Patriği Mesrob II Hazretleri şöyle demişti:

“İkinci Dünya Savaşı sonrası farklılıkları aşarak tek Avrupa kurma
yolunda
ilerleyen ülkeler aşama kaydederken, bölgemizde hala karşıt
inatlaşmalarla
mevcut gerginliklerin daha da körüklenmesi son derece kaygı vericidir.
Bugün
dünya giderek küçülüyor. Bütün dünyada, özellikle genç kuşaklarda
barış,
hoşgörü ve anlayış içinde bir arada yaşam, diyalog ve ilişkilerin
normalleşmesi arzusu öne çıkıyor ve bu çerçevede sevindirici adımlar
atılıyor. Bu olumlu ortamda aşırı unsurların çabalarına prim tanımak
çok
yanlış olur. Siyasetin özellikle eğitime ve dine sirayet etmesi diğer
din ve
kültürlerle olan diyaloga, uluslarararası ilişkilere, tanıtım ve
turizme
yarar değil aksine hem kısa hem uzun dönemde zarar getirecek, derin
yaralar
açacaktır. Eğer samimi şekilde dinler ve kültürlerarası diyalog ve
hoşgörüden bahsetmek istiyorsak bunu ilk önce kendi içimizde
gerçekleştirmeliyiz. Bunun için de gelecek kuşakları hoşgörü ve
karşılıklı
anlayış ortamı içerisinde yetiştirmeliyiz.

“Barış ve Dostluk Köprülerini İnşa Etmeliyiz. Bırakalım Çocuklarımız
Birbirlerini Sevsinler”</3>

Bugün ne yazık ki yurdun her köşesinde “Ermeni” kelimesi yerici bir
tonla
kullanılmakta, hatta “Ermeni dölü!” gibi küfürler sadece çocukların
değil,
bazen siyasetçilerin ağzından duyulabilmektedir. Bugünkü okul
kitaplarından
Ermeniler’e ve diğer Hristiyanlar’a karşı mevcut aşağılayıcı ve yanlış
bilgilerin bir an önce temizlenmesi gerekirken, bazı aşırı unsurların
karşıt
propagandalarına yenik düşmek, onların tezlerine yeni bölümler eklemek
her
şeyden önce marjinal gruplara prim vermektir. Böyle bir girişim yeni
yetişen
kuşakları yanlış yönlendirmek ve gençlerimizi haketmedikleri bir
geleceğe
mahkum etmek olacaktır.

Bu nedenle, bu tür siyasete okul kitaplarının ve çocuklarımızın taze
beyinlerinin alet edilmesi yanlış olacaktır. Türkiye’ye karşı bazı
gruplarca
üretilen menfi propagandaya başka bir platformda başka yöntemlerle
cevap
vermek gerekirken, bu çirkin kavgayı okul sıralarına taşımamak gerekir.
Bizler, zor da olsa, yavaş da gelişse, barış ve dostluk köprülerini
muhakkak
inşa etmeliyiz. Çıkar çevreleri ve aşırı unsurlar köprüleri sabote
ettiklerinde, köprünün kalan ayaklarını da biz aşağı almayalım, tam
aksine
en kısa zamanda yeniden inşa edelim. Lütfen çocuklarımızın beyinlerine
zehirlemeyelim. Bırakalım birbirlerini sevsinler. Sevgi ilahidir. Sevgi
ve
dostluk her sorunu çözer.”

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: