İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ahmet Şık: 1936 Beyannamesi yırtıldı – Radikal

Yargıtay, cemaat vakıflarının yeni mal edinmesinin yasak olduğunu hükme bağlayan 1974 tarihli kararında, “Aksi halde devlet tehlikelerle karşılaşır” demişti.


AB’ye uyum yasaları çerçevesinde cemaat vakıflarının mal edinme yasağına da son verildi. Artık 1936 Beyannamesi dayanak alınarak azınlık vakıflarının mallarına el konulamayacak

AHMET ŞIK

İSTANBUL – TBMM’de kabul edilen yeni Vakıflar Kanunu ile 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Anlaşması’nın azınlıklarla ilgili hükmü ilk kez delinmiş oldu. Yeni yasayla 1936 Beyannamesi’yle getirilen azınlık vakıfları üzerindeki mal edinme yasağı ortadan kalkarken, bu beyanname dayanak alınarak azınlık vakıflarının mallarına el konulamayacak.

1936 Beyannamesi, gayrimüslimlere ait cemaat vakıflarından istenen ve sahip oldukları malları gösteren bir listeden ibaretti. O dönemde çıkarılan 2762 sayılı Vakıflar Kanunu’yla, bu vakıflardan akar ve gayrimenkullerine ilişkin istenen ve vakıf yönetimlerince Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne teslim edilen listelere ‘1936 Beyannamesi’ denildi.

Valilik muvaffakatnamesi ve resmi tapu verildikten sonra vakıf siciline işlenerek herhangi bir problemle karşılaşmadan mal edinebilen cemaat vakıflarının bu hakkı 1974’te ellerinden alındı.

Hazine aleyhine dava

İstanbul’daki Balıklı Rum Hastanesi Vakfı Yönetim Kurulu ile Hazine arasında 1971’de görülmeye başlanan bir dava sonunda, 1936 Beyannamesi uyarınca mal edinilemeyeceği hükmü uygulanmaya başladı. 1936 Beyannnamesi davalarının ilki olan bu yargılamada Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na gidildi ve 8 Mayıs 1974’te oybirliğiyle, 1936 Beyannamesi’nde bulunmayan malların sonradan edinilemeyeceği kararı verildi.

Bu karar daha sonra Hazine veya Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce vakıflar aleyhine açılan benzer davalara emsal teşkil etti. Açılan davaların azınlık vakıfları aleyhine sonuçlanmasında bu karar birincil derecede rol oynadı.

Bu karara göre, 1936’da yasa gereği verilen beyannameler, ilgili yasa ve tebliğlerde böyle bir talep olmamasına rağmen vakıfname olarak kabul ediliyordu. Karar gereğince bu beyannamelerde, vakfın taşınmaz mal edinmeye devam edebileceği açıkça belirtilmediğinden hareketle bu hak ellerinden alındı.

1936’dan sonra edinilen taşınmazların da bedelsiz olarak varsa eski mal sahiplerine veya mirasçılarına yoksa Hazine’ye verilmesi karara bağlandı.

Bağış bile alamadılar

1936 Beyannamesi, Yargıtay kararlarına göre ‘Vakfiye’ olarak kabul edildi ve söz konusu beyanname dışında vakıfların başkaca mülk edinemeyeceği ve mülklerin üzerine yeni akar eklenmesine izin verilmeyeceği hükme bağlanmış oldu. Bu hükümden sonra cemaat vakıfları herhangi bir mülkü satın almak bir yana bağış olarak dahi kabul edemedi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, verdiği kararda Türkiye’deki azınlıkları Türk olmayanlar olarak değerlendirmişti. Türk olmayanların meydana getirdikleri tüzelkişiliklerin taşınmaz mal edinmelerinin yasak olduğu belirtilen karar şöyleydi:

“Görülüyor ki, Türk olmayanların meydana getirdikleri tüzelkişiliklerin taşınmaz mal edinmeleri yasaklanmıştır. Çünkü, tüzelkişiler, gerçek kişilere oranla daha güçlü olduklari için, bunların taşınmaz mal edinmelerinin kısıtlanmamış olması halinde, devletin çeşitli tehlikelerle karşılaşacağı ve türlü sakıncalar doğabileceği açıktır. Bu nedenle de karşılıklı olmak şartıyla yabancı gerçek kişilerin Türkiye’de satın alma veya miras yoluyla taşınmaz mal edinmeleri mümkün kılınmış olduğu halde, tüzelkişiler bundan yoksun bırakılmışlardır.”

206 taşınmaza el konmuştu

Bugüne kadar Rum vakıflarına ait 152, Ermeni cemaatinin vakıflarına ait 48 ve Süryanilere ait altı bina ve arsa bu uygulamayla ellerinden alınarak eski sahiplerine veya Hazine’ye devredildi. Yeni yasayla birlikte altı ay içinde ilgili makamlara başvuru yapan cemaat vakıfları sahip oldukları mülkleri tapularına geçirebilecek. Ancak yeni yasa, 1936 Beyannamesi dayanak alınarak el konulan mülklere ilişkin herhangi bir düzenlemeyi getirmediği için azınlık vakıfları temsilcileri bu mülklerini alabilmek için yargı yoluna başvurmaya hazırlanıyor.

165 gayrimüslim vakfı var

Türkiye’de 77 Rum, 52 Ermeni, 19 Musevi, 10 Süryani, bir Bulgar, iki Gürcü, üç Keldani ve bir de esnafa ait olmak üzere toplam 165 gayrimüslim vakfı bulunuyor. Rum cemaatinin 44’ü ilkokul, dokuzu lise ve ortaokul, biri papaz okulu olmak üzere 54, Ermeni cemaatinin
22 ilkokul, beş orta, beş lise olmak üzere 32, Musevi cemaatinin dördü ilkokul, biri lise olmak üzere beş okulu var.
1953’te çıkarılan ‘Yabancı Okullar Hakkında Yönerge’ isimli yönetmelik gereği bu okulların şube açmaları, sınıflarının sayılarını artırmaları dahi yasak kapsamında bulunuyor. Ancak yeni yasayla bu okullar gayrimenkul edinebilecek, yeni şube açabilecek.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: