İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Aras Yayıncılık’dan Vahan Totovents çevirisi ”Yitik Evin Varisleri”

Aras Yayıncılık Vahan Totovents‘in
Yitik Evin Varisleri” adlı eserini
Nadja Demircioğlu çevirisi ile
yayınladı.

Vahan
Totovents
,
1889’da Mezre’de [Elazığ] doğdu. Ermeni taşra
edebiyatının ustalarından Harputlu Tılgadintsi’nin ve yine taşra edebiyatı
yazarlarından Siverekli Rupen Zartaryan’ın öğrencisi oldu. Onların yanı sıra,
Ermeni edebiyatında yenilikçi okulu temsil eden Misak Medzarents’ten ve Bedros
Turyan’dan etkilendi. ABD’de üniversite eğitimi aldıktan sonra Sovyet
Ermenistanı’na yerleşti. Roman, öykü, şiir, oyun türlerinde pek çok verdi.
Ülkenin önde gelen yazarlarından ve fikir adamlarından biri olarak kabul gördü.

Yitik
Evin Vârisleri
nde
yazar, kültürel ve sosyal köklerinin uç verdiği, kişiliğini biçimlendiren
çocukluğunu, ailesini, yakın çevresini anlatırken, Anadolu coğrafyasındaki
günlük yaşantıyı ve Anadolu insanının ruh halini yeniden hatırlayarak, yaşadığı
zamanı daha iyi anlamanın yollarını arıyor. Kitap, 20. yüzyıl başlarının tümüyle
yok olmuş hayat biçimini kaydetmiş olması açısından tarihsel bir değer taşırken,
aynı zamanda, insan hayatındaki kasvet ve güzelliği arayan samimi bir seyyahın
yaptığı içsel ve coğrafi bir yolculuğu yansıtıyor.

 

Bu kitabı
IDéEFIXE‘den online satın alabilirsiniz.



 % 20   i n d i r i m l i


Yitik Evin Varisleri
(Giyankı Hin Hırovmeagan Canabarhi Vıra)

Vahan Totovents

Etiket Fiyatı: 6.000.000 TL
IDéEFIXE Fiyatı: 4.800.000 TL
Temin Süresi: 3 Gün

O eski ülkede güneş meyvelerle haykırır, toprak bitip tükenmeyen bitki
örtüsüyle nefes alırdı; ırmaklar çağıldılar, şafaklar alabildiğine söker ve
günbatımları alevden kollarıyla inerdi; ağzına kadar taze sütle dolu gümüş bir
tas yükselip maviliklerde yüzer, geceler yıldızların sesiyle çınlar, ağaçlar
gökyüzüne doğru süzülür ve bütün çiçekler titreşip fısıldardı.

Sokağımız, Roma’dan başlayıp eski Bizans başkentine uzanan, oradan da doğuya
doğru ilerleyen kadim yolun üzerindeydi. Yol, Bizans’ta mavi denizle kısa bir
mola verdikten sonra Anadolu’yu baştan başa kat ediyor, evimizin önünden geçip
“dünyanın öbür ucu”na, Bağdat’a kadar uzanıyordu.

Mezopotamya kentlerinden gelip Sivas’a, Anadolu’daki karlı ticaret merkezlerine
giden deve kervanları evimizin önünden geçerdi. Sonbaharda bahçemizin meyveleri
tükenmeye yüz tuttuğunda, kervanlar bu defa, uçsuz bucaksız çöllere, değerli
taşlarla dolu zengin Babil ve Arap şehirlerine dönerlerdi.
(Arka Kapak)

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: