İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

AZG: ”ERMENİ-TÜRK UZLAŞTIRMA KOMİSYONU” YENİDEN OLUŞTURULDU

Yazının tamamı şöyle…

"Ermeni-Türk Uzlaştırma Komisyonu" 10 Temmuz 2001 tarihinde
kurulmuş ve kapalı kapılar ardında üç oturum gerçekleştirmişti.

Son oturumdan sonra aynı yılın 11 Aralığında Komisyonun Ermeni
temsilcileri, Türk tarafının anlaşmayı ihlal ettiğini protesto ederek,
Komisyondan çekildiklerini açıklamışlardı.

"AZG" gazetesi ilgili bu gelişmeleri o zamanlardaki sayılarında
sizlere ulaştırmaya çalışmıştı.

Komisyonun Türk tarafı, 1915 yılındaki Ermeni Soykırımı’nın 1948 yılındaki
BM Soykırım Konvansiyonuna uyup uymadığının araştırılmasının
Komisyonca başvurulan "Uluslararası geçiş Döneminin Adalet
Merkezi"ne bu faaliyeti durdurmasıyla ilgili bir dilekçe vermesi,
Komisyon faaliyetlerine son verilmesine sebep olmuştu.

Açıkçası Türk tarafı "ortak varılan anlaşmayı" ihlal etmişti.
"AGOS"da yapılan ilgili yayınlar Komisyon üyelerinin kapalı kapılar
ardındaki görüşmelerinin gizli görüşmelerle devam ettiğini meydana çıkardı.

Bunu nasıl açıklamalı? Görünen o ki, Komisyona olan Amerika’nın ilgisi
ve onun faaliyetlerini kendi amaçlarına hizmet ettiren Türk arzuları ağırlığını
hissettirmelidir. Bundan da anlaşılacağı gibi Ermeni üyeler Komisyonun bu
gizli toplantılarına katılarak Amerikan ve Türk amaçlarına hizmet etmişlerdir.
Bu durum bu şahısların kişiliklerini şüphe altına sokmaktadır.

Tüm bunlar açısından Ermeni üyelerin açıklamalarında da bir tutarsızlık
gözlenmektedir. Mihranyan yapmış olduğu bir röportajda Ermeni tarafı üyelerinin
Yerevan’da bulunmalarının bir rastlantı sonucu oluştuğunu ifade etmişti.
Fakat 12 Nisan’daki "AGOS" bunu hiç de öyle yorumlamamaktadır. Öyle
olsaydı şunları yazmazdı : "Komisyonun Ermani tarafı Yerevan’da buluşarak
oluşan durumu olumlu değerlendirdi". Dahası "AGOS" kendi
edindiği bilgilere göre, Yerevan görüşmelerine katılanlar "1915 yılındaki
Ermeni Soykırımı’nı nasıl ele alıp ve hangi yöntemlerle etüd edip, hangi
metodlarla inceleyelim?" gibi sorular sormazlardı.

Büyük olasılıklarla Yerevan görüşmesine katılanlar bu sorunlar etrafında
bazı ortak fikirlere vardılar. Mihranyan "AZG" gazetesiyle yaptığı
röportajda Komisyon çalışmalarına yeniden başlamayı "bazı kararların
kabulüne" bağlıyor ve şunları söylüyordu. "Evet Soykırım
sorunu ele alınmalıdır fakat tartışma sadece bununla başlayıp bununla
bitmemelidir. Benzer yaklaşım her türlü diyaloğu çıkmaza sokmaktadır".

Mihranyan’ın "bazı koşullar" dediği Türk dayatmalarıdır ki
Ermeni Soykırımı’nı içermektedir. Mihranyan’a göre, Türk tarafı içerisinde
"Soykırım" geçen hiçbir belgeyi imzalamayacaktır. Peki görüşmeleri
çıkmazdan kurtarmak için neler yapılmalıdır? sorusu akla gelmektedir. İşte
Mihranyan ve Van Grigoryan’ın buna cevabı "Olayları bilmekte ve bunu
"Soykırım" olarak nitelendirmekte büyük ayrılıklar var. Daha önceden
"Soykırım" kelimesinin yerine "kıyım" kelimesini
kullanma önerilerinin olduğu bununla ilgili kararların onaylanmasının daha
kolay olabileceği" şeklindeydi.

Anlaşıldığına göre, Mihranyan kendi takımıyla birlikte Komisyonun
kapalı kapılar ardındaki oturumları, gizli oturumlara dönüştürerek
Ermeni Soykırımı’nı Ermeni kıyımı şeklinde değiştirmek istemektedir ki
kendi aklınca bu durum Ermeni Halkına daha bir ilerleme sağlayacaktır.
Komisyonun Türk temsilcilerinden Özdem Sanberk ise onun bu sözlerini adeta
tamamlar niteliktedir "Bizim amacımız doğruluğu aramak değil. Gelecek
için yeni horizonlar açmak ve karşılıklı anlayışı desteklemektir. Bizim
Komisyonumuzun temel amacı her yıl ABD Kongresine ve Batılı Parlamentolara
getirilen Ermeni Soykırımı kabul tasarılarını engellemektir".

Mihranyan ayrıca Michigan toplantısının Komisyonun tekrardan kurulmasıyla
bir ilgisinin olmadığını söyleyerek Ermeni toplumundan gerçekleri
saklamaktadır. 15 Mart’taki "AGOS" sayısında Ayda Erbal’ın New-York’tan
verdiği bilgiler bunun tam tersini işaret ediyor.

Ermenistan’da hiç kimse Ermeni-Türk yakınlaşmasına karşı değil. Fakat
politikacı Mihranyan’dan ayrı olarak Ermeni toplumu, Türkiye’nin, Ermenistan
ile diplomatik ilişkileri histerik bir şekilde kabul etmemesini Ermeni Halkının
Bağımsız Devletinin haklarının reddedilmesi olduğunun bilincindedir.

Türkiye’deki tüm üst düzey yetkililer "Ermeni kuvvetler Azeri
topraklarından çekilmediği sürece Türkiye sınırları açmayacak ve
Ermenistan ile işbirliğine gitmeyecek" şeklindeki sözleri tekrarlayıp
durmaktadırlar. Bu durum ABD hükümetinin Türk hükümetini desteklediği
hatta bunun bir Türk-Amerikan politikası olduğunu meydana çıkarmaktadır.

Bu koşullarda Mihranyan’ın gerçekleştirdiği aracılık Türk-Amerikan
planına uygun düşmektedir. Mihranyan Ermenistan ulusal çıkarları doğrultusunda
kapalı kapılar ardında Ermeni toplumundan kaçırılan "uzlaşma"
politikaları gidermektedir. Ermenistan’ın, ulusal çıkaraları hakkında
likidatörlük yapan bu gibi insanlara ihtiyacı yoktur. Bir politikacı olarak
Mihranyan bir şey biliyorsa biz de biliyoruz. İki halklar arasında uzlaşmanın
en iyi yolu karşılıklı güven ortamının yaratılmasıdır. Halbuki
Komisyon, Ermeni halkının olduğu kadar Türk halkının da arkasından
faaliyet yürütmektedir. Kimin değirmenine su taşındığı bu durumda belli
değildir.

Yorumlar kapatıldı.