İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

E.Mahçupyan – Yeni ulusal proje: Türk Ararat’ı

Atom Egoyan’ın film içinde film tekniğiyle çektiği; ve hem tehciri anlatan, hem de Ermeni milliyetçiliğinin tehciri nasıl kullandığını sergileyen filmi, Türkiye’de epeyce abuk sabuk tepkilere neden oldu.

Birçok yazar senaryoyu okumadan, hatta senaryoyu okumuş olanları bile okumadan filmi lanetledi… Bazıları gösterime girmesinin yasaklanmasını istedi… En yaratıcı ve ‘düzeyli’ olanları ise, Türkiye’nin de paralel bir film yapması gereğinden hareketle devleti göreve çağırdı.

Bu arada Hürriyet’ten Turan Yılmaz üç gün arayla iki haber yaptı. Birincisinde Ermeni Araştırmaları Enstitüsü Başkanı bir emekli büyükelçinin demeci vardı. Bilindiği gibi bu kurumların başında tercihan büyükelçiler olur; çünkü emekli büyükelçilerin devlete yakınlığı hem bir tür ‘sigorta’dır, hem de devletin manipülasyonuna daha açık bir yapıyı garanti eder.

Her neyse, bu emekli büyükelçi “dünyada Türkiye’ye yönelik çok yüksek bütçeli bir Ermeni Soykırım Endüstrisi” oluştuğunu bildirerek; Ararat filminin de bu kaynaktan beslendiğini ve Türkiye’nin artık kendi Ararat’ını yapması gerektiğini belirtmiş.

Diğer bir deyişle büyükelçi, bir ‘Türkiye Sözde Ermeni Soykırım Endüstrisi’nin kurulmasını bilgece bir teşhisle ima etmiş oluyor. Başta ‘sayın büyükelçi’ olmak üzere, bundan bayağı çok kişinin kazançlı çıkacağını tahmin etmek zor değil.

Gazetecilere ve siyasetçilere bile ekmek kapısı açacak böyle hayırlı bir teşebbüsün hayalleri daha olgunlaşmamışken; Yılmaz’ın ikinci haberi geldi. Meğerse daha 92 yılında “1915 tehcirini Türkiye’nin penceresinden anlatan” bir film projesi üretilmiş ama iş senaryo aşamasında tıkanmıştı.

Bir Ermeni çiftin yaşam hikayesine dayanan ve 5 milyon dolara çıkacağı hesaplanan filmin prodüktörü, “6 yıldır çalmadık kapı bırakmadıkları” halde para bulamadıklarından şikayetçiydi.

Neyse ki haber gönül ferahlatıcı bir ‘açılımla’ bitiyordu: Genelkurmay (nihayet) projeye el atmış ve senaryoyu Genelkurmay Psikoloji Dairesi’nde incelemeye almıştı.

Proje doğru mecraını bulmuş! Aslında bütün filmlerin söz konusu psikolojik değerlendirmeden geçmesinde büyük yarar var. İşin psikolojik yanı araştırılacak olduğunda ise Genelkurmay’dan iyisi bulunamaz.

Böylece Türkiye sanatsal ve kültürel düzlemde layık olduğu sıçramayı yapabilir; doğru psikoloji üzerinde temellenmiş filmlerimizin dünya piyasasına çıkmasıyla da cümle alem bizi bir kez daha tanır.

Laf aramızda inşallah Türkiye böyle bir saçmalığın peşinden gitmez. İnsan ‘Kurtuluş’, ‘Cumhuriyet’ gibi filmleri düşününce; Türkiye’nin tezlerini konu alan her projenin bizi utanç içinde bırakmak dışında işlev görmediğini hatırlıyor.

Dolayısıyla bilin ki, eğer Türkiye devlet destekli ve alttan alta resmi tezli bir tehcir filmi yaptığı takdirde; bütün dünya o tehcirin bir ‘soykırım’ olduğuna kanaat getirecektir!

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: