İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

YENİ İSİMLERLE YENİLENEN KADROSUYLA ”TÜRK-ERMENİ UZLAŞTIRMA KOMİSYONU” DİYALOĞA BAŞLIYOR

Tatul Hakopyan imzası ile yayınlanan haberin tamamı şöyle…

Ermenistan’dan, Türkiye’den, ABD’den ve Rusya’dan “parlak ve değişik yaklaşımlara sahip” on toplum adamı 10 Temmuz 2001 tarihinde “Türk-Ermeni Uzlaştırma Komisyonu” TARC’ı kurduklarını ilan ettiler.

Aynı yılın Aralık ayının 11’inde TARC’ın Ermeni üyeleri, Türk tarafının Ermeni Soykırımı’yla ilgili tavırlarından dolayı çekildiklerini beyan etmişlerdi.

Ermenistan ve Diaspora’dan medya, politikacılar ve devlet adamlarının büyük çoğunluğu TARC’ın oluşturulması ve iç amaçlarını aylardır öğrenmeye çalışıyorlardı. İlkesel olarak TARC’ın hükümet dışı bir hareket olduğu ve Ermeni-Türk devletlerarası diyalog çabalarına katkıda bulunduğu şeklinde açıklamalarda bulunuluyordu.

Diğer taraftan TARC Cenevre, İstanbul ve New York’ta olmak üzere üç toplantıda bulunmuş, bu toplantıların hepsi de gizlilik içerisinde gerçekleşmiştir. Bu durum Ermeni toplumundaki rahatsızlığı daha da derinleştirdi.

Ermenistan’da ve Diaspora’da, Türk’lerin Soykırım sorununu şüphe altına sokarak sorunun uluslararasınca tanınması sürecini engellemek istediği görüşleri ağırlık kazanmaya başladı.

“New York Times” Temmuz 2001 tarihindeki sayılarından birinde Komisyon üyelerinin Ermeni Soykırımı tasarısının görüşüldüğü zamanlardan beri ABD Kongresmenleriyle gizli görüşmelerde bulunduğunu duyurdu.

ABD Dışişleri Bakanlığından, Amerikan Ermeni Ulusal Kongresi ANCA’ya yapılan açıklamada “görüşmelerde bulunulduğu” doğrulanmaktaydı. Komisyonun Ermeni üyesi Andranik Mihranyan 05-02-2002 tarihinde “Golos Armenii” gazetesine verdiği röportajda “Komisyon oturumları sırasında zamanın %90’ı Soykırım’la ilgili sorunlara harcanmaktaydı. Fakat her defasında yaklaşımların onaylanması sırasında Türk’lerin “Soykırım” kelimesini çağıştıracak bir belgeye imza atmayacağı kesinlik kazanıyordu”. Türk tarafından Gündüz Aktan röportajlarının birinde “85 yıl önce Osmanlı İmparatorluğunda gerçekleşen olayların nitelendirilmesine geldiğinde masa etrafındaki biz Türkler, bunu Soykırım olarak kabul edemeyiz” diyerek Mihranyan’ın bu sözlerini onaylıyordu.

Türk’leri Ermeni’lerle ilişki içerisine girmeye hangi neden zorladı? TARC’ın Türk üyesi Özdem Sanberk’in sözlerini buna bir cevap olarak kabul edebiliriz “Bizim amacımız doğruluğu aramak değil. Aksine yeni horizonlar açmak ve karşılıklı anlayışı desteklemektir. Bizim Komisyonumuzun baş amacı ABD Kongresinde ve Batı ülkelerinin Parlamentolarında Soykırım’ının tanınması girişimlerini engellemektir ki bu tür girişimlerin amacı Türkiye’nin konumunu zayıflatmaktır. Bizim için önemli olan bu sorunun bundan böyle Kongre’de ele alınmamasıdır. Çünkü bizler diyaloğa başlamış bulunmaktayız. Biz Türk’ler bu durumdan kazançlı çıkacağız. Türk’ler ve Ermeni’ler arasındaki diyaloğun gerçekleştiğini gören Kongre bu sorunu tartışmaya ihtiyaç duymayacaktır”.

Yakın bir zamanda gerçekleşecek diyaloğun ikinci kısmında resmi Yerevan’ı zorlu bir dış politika beklemektedir.

Bizim edindiğimiz izlenime göre, Soykırım sorunu onuncu, Ermeni-Türk ilişkileri ise ilk sırada yer alacak, fakat TARC ilişkilerini devletler düzeyine çıkarmamaktadır. Bu gidişle Ermenistan, Türk-Amerikan senaryosunu kabul etmeye zorlanacak. TARC’ın Washington’un elinde, Yerevan ve Bakü’ye karşı kullanacağı bir araç olacağı daha ilk başlardan belliydi.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: