İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Hürriyet: Çok uzaklardaki bize yakın Ermeni

Hürriyet yazarı Tufan Türenç bugünkü yazısında Udi Hrant’ın 100.doğum yılı etkinlikleri çerçevesinde konser düzenleyen Udi Hagopyan ile ilgili görüşlerini aktarıyor.


TÜM beyin işlevlerini ve enerjilerini, iki milletin barış içinde kucaklaşmalarına değil de, kin ve düşmanlık içinde birbirlerinin gırtlağına sarılmalarına harcayanların o gece, o salonda olmasını isterdim.

Elimde güç olsaydı bizden çok uzaklarda, Amerika’da doğup büyüyen udi Hagopian’ın, Türk-Ermeni İş Konseyi Başkanı Kaan Soyak’ın büyük gayretleriyle düzenlenen konserinde en ön sıraya dizerdim hepsini…

Biraz insanlık öğrensinler, Türk ve Ermenilerin nasıl birbirlerinden kopamayacak kadar birbirlerinin kopyaları olduklarını görsünler diye…

Richard A. Hagopian şimdi 65 yaşında. Türkiye’ye ilk kez geliyor. Maraş’tan göçen dedesinden, babasından öğrenmiş Türkçe’yi.

Türk müziğini de kendisini bir üstat yapan hocası udi Hrant’dan…

Hagopian ve oğlu, (baba ud, oğlu keman çalıyor) udi Hrant’ın 100. doğum yıldönümü anısına cumartesi günü Boğaziçi Üniversitesi’nde verdikleri konserde ünlü udinin bestelerini Türkçe ve Ermenice seslendirdiler.

‘‘Yaşamdaki en büyük düşüm bir gün Hrant’la İstanbul’da birlikte çalmaktı. Kısmet bugüneymiş’’ diyen Hagopian iki milletin genlerinin nasıl tıpatıp birbirine uyduğunu kanıtlıyordu sahnede.

Türkiye’den binlerce kilometre uzakta, hiç görmediği Anadolu’yu bu kadar eksiksiz ve kusursuz yaşayabilmek Türk-Ermeni kardeşliği düşmanlarının anlayabileceği bir olgu değil kuşkusuz.

* * *

Türk musikisine sayısız eserler veren ünlü udi Hrant’ın öğrencisi olan Hagopian şarkı söylerken kusursuz Türkçesi, uda hükmedişindeki ustalıkla salonu dolduranları soluksuz bıraktı.

Hagopian’a eşlik eden ve konserin birinci bölümünde Ermeni bestekárların eserlerini seslendiren TRT sanatçılarından oluşan Lalezar Grubu da mükemmeldi.

Hagopian’la öyle bir uyum içinde çaldılar ki sanki yıllardan beri yan yanaydılar. Oysa ilk kez bir araya gelmişlerdi.

Ben cumartesi gecesi o konseri yaşadıktan sonra Türk ve Ermeni toplumlarının birbirlerine düşman olamayacaklarına daha güçlü bir şekilde inandım.

Kim ne yaparsa yapsın, ne kadar kötülük tohumları saçarsa saçsın, en az bin yıl iç içe yaşamış, gelenekleri, görenekleri, sevgileri, hüzünleri, duyguları, zevkleri, keyifleri tıpatıp aynı olan bu iki toplum asla düşman olamaz.

Onlar Anadolu’nun hoşgörüyle, sevgiyle, sabırla harmanlanmış toprağında doğup büyümüşler.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: