İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Serpil Yılmaz: Ermenistan Kadınlar Dostluk

Yıllardır yazarım ama kadın toplantılarına katıldığım pek görülmemiştir, Ermenistan’a da hiç gitmemiştim. İki konuyu bağdaştıran yakınlığım, Moda’da çocukluğumun geçtiği evde karşı komşumuzun kızı Karin ile 1974 Kıbrıs Çıkarması sırasında, geceleri ışıkları hapseden mavi defter kaplama kağıtlı camların arkasından gölge oyunu oynamımızdır.

Biraz daha anılarımda gezinecek olursam; (Bu kısmı annem okumaz umarım) oturduğumuz evin 5. katından attığım ilk aşk mektubumun, pencerinin camından aşağıya süzülerek sevdiğimin değil de, bakkalımız Ali amcanın eline geçmesini de hatırlamakta güçlük çekmem. Ali amca Rum asıllıydı. Ama Karin ile olan dostluğumdan dolmayı ben onu hep Ermeni olarak algıladım. Kadınlık ve Ermenistan’ı birbirine eklemleyen başka bir anım yok.

Yıl 2002, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ve ben sınır komşumuz Ermenistan’dayım. Bu gidiş, Türk – Ermeni İş Geliştirme Konseyi’nin (TABDC) daveti üzerine gerçekleşti. Fransız Parlamentosu’ndan sonra, Avrupa Parlamentosu’nun da Ermeni soykırım iddiasını tanımasının üzerinden henüz 40 gün bile geçmeden, Ermeni kadınlarla buluşacağız.

Aslında bu gezinin mimarı DSP Amasya Milletvekili Gönül Saray olacaktı. Saray, Marmara Araştırma Vakfı İnsan Hakları Platformu Başkanı Müjgan Suver’i ve beraberindeki ekibi de getirecekti. Olmadı, gelmediler, çünkü “Avrupa Parlamentosu’nun kararı karşısında Türk anaları bu ziyarete hoş bakmaz” dediler.

Program iptal edilmek üzereydi ki, henüz kırlaşmamış saçlarımız (Benimkisi 18’imde kırşaltı ama sayılmaz) Ermenistan – Türk kadınlarının dostluk buluşmasının imdadına yetişti ve “Türk – Ermeni Genç Kadınlar Kolu” olarak yola koyulduk. Ekimizde Hürriyet’ten Gila Benmayor ve ben gazeteci olarak yer alıyoruz. Pınar Türenç akademisyen kategorisinden geziye katıldı. Ayşe Şemin, Ayşe Kızılöz ve Meral Ekmekçi ise iş kadınlarını temsil ediyorlar. İstanbul Ticaret Odası’ndan Özlenen Sezer, Arı Düşünce Derneği’nden Elif Dağdeviren ve TABDC’den de Şule Kılıçarslan bizimle birlikteler. Bizim ekip işte bu kadar.

Neden? Çünkü Avrupa’ya küstük, yakında ABD’nin Meclis’inden de soykırım iddiası geçerse onlara da küseriz ama, bu biraz zor. Zira ABD para veriyor, AB ise yalnızca demokrasi alanını temsil ediyor.

Ermenistan’da Türkiye’den toprak ve tazminat talep eden bir kesim olduğunu biliyoruz. Bu radikal kesimin; verecek ne toprağımız ne de paramız olduğunu, Türkiye’nin soykırım iddialarını kabul etmediğini, karşı iddiaların Türkiye’de de olduğunu anlamaları nasıl olacak? “Ermeniler bir 85 yıl daha düşünsünler” diyenler çıkabilir, onlar ilişki milişki istememekte özgür!

Ancak 28 Mart 2001’de TÜYAP’ta “Kadın ve Barış” paneli düzenleyip, Ermenistan’ın Cumhuriyetçi Parti Milletvekili Hermine Nadağyan’ı davet edip, dostluk mesajları yayan Saray ve Suver gibilerin, “kenara çekilme” hakları olmadığını düşünüyorum.

Protesto edeceksen gider Avrupa Parlamentosu’nu edersin. Ermenistan bu kararı aldırdı, biz söz geçiremedik diye taraf tutmak olmaz. Dostluk isteyenler; iyi günde de, kötü günde de dayanışmasını sürdürmek zorunda. Yok “Ermenistan muhatabız değil” diyorsan, ne selam vereceksin, ne alacaksın!

Bana gelince ben Ermenilerle selamlaştım, görüşüyorum. Bu gezimde Ermenistan’da yaşayan 1.7 milyon insanın, Ermenistan dışında yaşayan 7 milyon Ermeni’nin ne düşündüğünü anlamaya çalışacağım. İşim zor…

Önce Ermeni anaları dinleyeceğim. Bebeğine gözünü her açışında dünyanın en aydınlık yarınlarını dileyen anaları.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: