İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Zülfü Livaneli: TBMM ve Ermeni kararı

Avrupa Birliği’nin Ermeni kararından sonra TBMM’de yapılabilecek en kolay şey nedir?

Çıkıp konuşmak ve Avrupalılar’ı sert bir dille kınamak değil mi?

Bizim milletvekilleri de bunu yapıyorlar işte.

Grup başkanvekilleri daha mikrofonu ellerine alırken neler söyleyeceğini biliyorsunuz.

Tek amaç, öteki partiden daha sert, daha vatansever ve daha kararlı görünmek.

Onları da anlıyorum tabii. Çünkü bizim ülkemizin geleneği bu.

Sorun çözmek yerine, içeride birbirimizi kızıştırmak ve yapılabilecek en kolay şeyi yaparak, milliyetçilik nutuklarına sarılmak.

***

Peki TBMM’de yapılabilecek zor şey nedir?
Çıkıp konuşmak ve demek ki: “Arkadaşlar, bu iş yüz yıla yakındır başımızda bir dert. Ve gördüğünüz gibi Amerikan eyaletleri, Fransız Senatosu, Avrupa Parlamentosu derken iş büyüyor. Bağırıp çağırarak bütün dünyayı susturamayız. Mayıs ayında Ararat filmi vizyona girecek diye şimdiden elimiz ayağımız dolaşıyor. Gelin şu işi dipten doruktan araştıralım ve dünyanın karşısına sağlam belgelerle çıkalım. Yoksa iş giderek daha belalı hale geliyor.”

Tabii bu sözleri hiçbir parti temsilcisinden duyamazsınız. Çünkü onlar içeride birbirlerine milliyetçilik ispatı ile meşgul.

Oysa insan merak ediyor.

Ermeni olayları sırasında İstanbul’da ABD Büyükelçiliği yapmış olan Morgenthau’nun kitabı bütün dünyada satılıyor. Büyükelçinin ABD hükümetine yazdığı raporlardan oluşan kitabı okuduğunuz zaman kanınınız donuyor, insanlığınızdan utanıyorsunuz.

Parti temsilcileri bu kitap konusunda ne düşünüyor?

Okudular mı?

Büyükelçinin kitabındaki raporları çürütecek belgeler konusunda bir araştırma komisyonu kurdular mı?

Konuyla ilgili arşivler niçin bütün dünyanın bilim adamlarına açılmaz?

Neden Osmanlı İmparatorluğu’ndaki diğer gayrimüslim yurttaşlarla ilgili böyle iddialar gündeme gelmez de sadece Ermeni meselesi konuşulur?

Niçin bütün dünya, 500. yıl dolayısıyla Osmanlılar’ın Yahudiler’e gösterdiği şefkati kutladı da onlara eziyet eden İspanya’yı kınadı?

Bizi bölmek ve parçalamak isteyen Avrupa Birliği niye “Yahudi katliamı” diye bir sözde katliam uydurmadı?

Yunanlılar’la savaştığımız halde niçin bir “Yunan soykırımı” iddiası öne sürülmüyor?

Aldıkları yanlış kararlarla imparatorluğun başına onulmaz dertler açan Enver ve arkadaşlarının her yaptığı doğru muydu?

90 bin Türk askerini Sarıkamış dağlarında kurşun atamadan yok eden; soğuktan, bitten ve tifüsten kırdıran Enver Paşa değil mi?

Kendi askerine böyle davranan bir yönetim, Ermeni tehciri konusunda da hata yapmış olamaz mı?

Hiçbir suçumuz olmadığı halde İttihatçılar’ın günahlarını daha kaç yüzyıl sırtlayacağız? Çocuklarımıza, torunlarımıza yazık değil mi?

TBMM’nin gocunduğu bir şey mi var ki, meseleyi bütün ayrıntılarıyla inceleyemiyor ve uluslararası alanda bir tez hazırlayamıyor?

Ermeniler’in Azeriler’i katletmesi olayını anmak, Ermeni sorununa dünya çapında bir cevap oluşturabilir mi? İşte zor olan, bu sorulara cevap vermek ve komisyonlar oluşturarak işin gereğini yapmak.

Kolay olan ise hemen unutulacak olan “kınıyoruz” nutukları atmak.

Ve her zamanki gibi bu yol tercih ediliyor.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: