İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

System Of A Down – Ermenilerden farklı bir ses…

Alternatif/metal gurubu System Of A Down(S.O.A.D.) yeni bir albüm daha çıkardı. Çalışmalarında Ermeni kökenlerine selam duran S.O.A.D hakkında Arman Artuç‘dan bir yazı.

2-3 sene öncesinde bir arkadaşımın dinelettiği kaset ile
tanıdım onları. O gün hangi parçaları dinledim ya da ne kadar kulağım müzikteydi
hatırlamıyorum bu sert müzik beni pek sarmamıştı işin doğrusu, sadece türkü
dinlediğim sıralardı onlar. Ama Ermeniliklerinin yanında farklı vokal ve müziğe
sahip bu gurup peşimi bırakmadı. Roll Dergisi’ndeki röportajında Turgut
Berkes
(Haziran 2000 sayısı) kendisine son zamanlarda dinledikleri sorulunca
“Ermeni bir gurup var. System of a Down adında. Metal ama Zappa gibi. Türkiye’de
konsere çağırmayı düşünüyoruz onları.” diyordu. İlgim tekrar uyandı
ve sonrasında albümü bulamasam da mp3’ler
imdadıma yetişti ve neyi es geçtiğimi hemen kavradım.

Soldan sağa Odadjian, Tankian, Dolmayan
ve Malakian

System Of A Down (S.O.A.D.), Lübnan
ile Ermenistan doğumlu Ermeniler olan Serj
Tankian
(vokal), Daron
Malakian
(gitar ve vokal), Shavo Odadjian(bas gitar) ve
John Dolmayan’dan (vurmalı çalgılar) oluşuyor. Los
Angeles’da yaşamını sürdüren bu alternatif metal gurubunun Toxicity
adlı yeni albümü 27 Ağustos’ta Avrupa’da 4 Eylülde
de ABD’de Columbia Records etiketi ile piyasaya çıkıyor

Tankian, Malakian ve
Odadjian’dan oluşan kadrosu ile 1993 yılında Soil adıyla çalmaya başlayan
gurup daha sonra 1995’de Malakian’ın bir şiirinden esinlenerek, S.O.A.D adını
alır. Aralarında Dolmayan’ı da alan gurubun çıktığı Güney California
turnesindeki canlı performansları büyük ilgi çeker. 1997 yıılında
Hollywood Viper Room’da çalarken Slayer, Red Hot Chili Peppers ve Johnny
Cash’in de prodüktörü olan Rick Rubin tarafından keşfedilirler. İlk
albümlerini de Haziran 1998’de yine Rubin’in American Records şirketinden
(Sony Music etiketiyle) çıkarırlar. Gurup ile aynı adı taşıyan albüm özellikle
Tankian’ın ilginç vokallerini ile öne çıkar ve Dünya çapında 850.000
satışa ulaşır. Gurubun müziğini “alternatif metal ve programlanmış
ritimlerin Doğu Avrupa etkileri ile harmanlanması” olarak yorumlayan eleştirmenler
tarafından Korn ve Deftones gibi önde gelen metal gurupları ile karşılaştırıldılar.
Gurubun ayrıca Sugar isimli bir de E.P’si bulunmakta.

Rap, metal ve biraz da caz
öğeleri bulunduran “eklektik” olan müziklerini, sistem karşıtı ve
Ermeni kökenlerine dayandırdıkları sözlerin üzerine kuran gurup yeni albümü
için bir seneyi aşan bir süredir stüdyodaydı. 30u aşkın şarkı kaydeden
gurup, albüme sadece 14 tanesini almış. Çok geniş bir yelpazedeki konuların
işlendiği albümde sosyo-politik konuları ele alan “The Prison Song”
(Hapishane şarkısı), Tankian’ın “seri katil Charles Manson’ın gözünden
dünyaya baktıklarını” söylediği “ATWA” (Air, Trees, Water, Animals
– Hava, Ağaçlar, Su, Hayvanlar) ve popüler olana selam verdikleri
“K.I.T.T” (Seneler önce Türkiye’de büyük ilgi gören Kara Şimşek
dizisinde David Haselhoff ‘un konuşan arabasının adı) ve şehirlerindeki
kirlenmeyi anlattıkları “Toxicity” gibi şarkılar var. Ayrıca albümde
gerek Türkiye’deki film müzikleri ve Sezen Aksu ile yaptığı işler,
gerekse yurtdışındaki gurubu Night Ark ve Al DiMeola ve Chet Baker gibi
cazcılar ile yaptığı işler ile tanınan Arto Tunçboyacıyan’ın
boş bir
kola şişesi ve su dolu bir kova çalarak katıldığı “isimsiz” bir kayıt da
bulunuyor. Rolling Stone dergisindeki habere göre bu şarkı “Ermenilerin ölülerin
ardından yaptıkları bir büyü”…

S.O.A.D SUGAR E.P. Toxicity

Rolling Stone, Q Magazine,
Kerrang!
ve Rocksound gibi dergilerde henüz piyasaya çıkmadan
ses getiren albümü, Kerrang’dan Ben Myers “yılın metal albümü” ilan etmiş bile. Prodüktör
Rubin “Kendilerini yeniden icat ettiler. Geçen sefere göre çok daha iyi ve
büyük olmaya çabaladılar. Çok farklı yönlere ulaşabilmek için birçok
şarkılar yazmaya çabaladılar. Albümün bu kadar uzun sürmesinin sebebi bu
oldu.” diyor. Basçı Odadjian “Düzensiz zaman değişimleri var”
diyor ve ekliyor “Albüm halen çok acaip. Biliyorum ki dinleyicileri kalabalıkları
yukarı aşağı oynatacak şeye sahip. Ayrıca melodi de çok gelişti.”
Rolling Stone
’a göre çıkış albümünde bol bol “haykıran” Serj
Tankian bu sefer “şarkı söylüyor”. Rubin “Onun muhteşem bir sesi olduğunu
ve güzel söyleyebileceğini biliyordum. Vokallerin güzelliği aklımı başımdan
aldı. Bu sert müziğe dünya standartlarında vokal yapıyor. Böyle bir
vokalist daha yok.” diyor Tankian’ın için.

“Bu albüm piyasada
tutulmasa bile iyi bir albüm” diyor Tankian. “Gerçek sanatın, ticari başarı
ile alakası yoktur. Kayıtların satın alınması ikincil önem taşır. Yapılıp
kaydedilmesidir önemli olan. Sonrasında onun birisi tarafından dinlenip alınması
ikincil önem taşır.” Politik tavırları ve sistem karşıtı duruşları
ile Rage Against The Machine’in (R.A.G.M.)’in boşalttığı tahta da aday gösteriliyorlar.
Tankian gurubun internet sitesinden “Her kanalda aynı şeyleri görüyoruz. Bu çok tasarlanmış.
Çok fazla filtrelenmiş” diye seslenerek duruşunu ortaya koyuyor. Ayrıca
gurubun Ermeni köklerine bağlılıklarını da “War?” (Savaş) ve
“P.L.U.C.K.” (Politically, Lying, Unholy, Cowardly Killers – Politik,
Yalancı, Kutsal olmayan, Ödlek Katiller) gibi şarkılarının sözlerinde
anayurtlarınıda yaşadıkları zulümlere çekilen perdeyi reddederek gösteriyorlar.

İlk albümdeki “Know” (Bil) adlı şarkının bir bölümünde şöyle
sesleniyorlar…

Kitapların hepsi farklı şeyler söylüyorlar
insanların bir kısmı sarı kanatlarını çırpıp süzülmeye çalışırken
hayatın orospusu ve neredeyse herşey olarak
sürüden kaçan bir koyun ölmüş olabilir
ama artık bir kuş şimdi uçabiliyor
ölebiliyor
lanet olası dünyanızı kırabilmek için

Hiç neden bildiğini düşünmezsin
Bil, Hiç neden bildiğini düşünmezsin
Bil, Hiç neden bildiğini düşünmezsin
Bil, artık neden bildiğini düşün,
Bil

Odadjian kendilerini “Biz
bir rap veya rock hareketi değiliz. Biz müzik yapan dört herifiz. Herhangi
bir tarzın parçası değiliz. 1998’de ortaya çıkıverdik ve sadece S.O.A.D
müziği yapıyoruz” diye anlatıyor. Dracula 2000 filmi için yaptıkları
“Metro”, Blair Cadısı 2 için yaptıkları “Mind” (Akıl) ve Scream
3
’deki “Spiders” (Örümcekler) gibi şarkıların dışında gurubun birçok
demosu da el altından ve mp3 olarak internette dolaşıyor. Kapak oldukları
CMJ dergisinin Şubat sayısında Tankian yeni albümleri için şöyle diyor.
“Aynı kayıtları tekrar yaratmayacağız. Bir gurubun ilk kayıtlarının
aynısı ile tekrar tekrar ortaya çıkmasından nefret ediyorum. Hissettiğim
ve gidip satın alamayacağım müziği yapmak istedim.”

 

İlk albümlerin 1998de yayınlanır
yayınlanmaz “kült” mertebesine ulaşmasının ertesinde gurup Slayer ve
Ozzfest’in turnelerinde kendine yer edindi. Sahnedeki canlı performansları ve
ilginç makyajları da ilgi topladı. Bu sayede 1999’da son Black Sabbath şovunda
da sahne aldılar. 2000 yılında da henüz tamamlayamadıları Amerika
turnelerine devam etiiler. Aslında gurup neredeyse 1998den beri turnede. Gurup
önümüzdeki Eylül sonu Slipknot ile bir turneye çıkacak.
Ayrıca sonrasında gerek ABD’de, gerekse Avrupa’da bazı festivallerde de
sahne alacaklar.

California’daki Ermeni
toplumu içerisinde yetişen Tankian liderliğindeki gurup Ermenilerin “sözde”
soykırımı kabul ettirme çalışmalarına da destek veriyor. S.O.A.D.
Ermenilerin “Soykırımı Anma Günü” olarak kutladıkları 24 Nisan’dan
hemen önce hayranlarına, Başkan Bush ve ABD hükümetine resmen hiçbir zaman
tam anlamıyla tanımadıkları “sözde” Ermeni Soykırımı’nı kabul
ettirmek yönünde baskı yapmaları için seslenenmişti. Ayrıca başlangıcında
1915’de Anadolu’da yaşanan trajediyi anlatan bir belgeseli gösterdikleri
bir konserin 20.000 Dolarlık gelirini de ANCA’ya (Armenian National Comitee
of America – Amerikan Ermeni Ulusal Komitesi) bırakmışlar.

İlk albümdeki “Know”
ve “Sugar” özellikle Tankian’ın ilginç vokalleri ile benim favorilerim.
Ayrıca “P.L.U.C.K.” ve “War?” adlı şarkılarda da sözlerdeki öfke müziğe
yansıyor ve Tankian’ın sert vokali ile doruğa ulaşıyor. İlk albüm olan
S.O.A.D ve Sugar adlı E.P. Amazon.com sitesinden satın alınabiliyor. (Tabii
mp3’ler internette cirit atıyor…) Yeni albüm Türkiye’de satışa
sunulumu bilmiyorum, ama Amazon’dan ya da diğer sitelerden bulunabileği
kesin. Umarım yakında Toxicity’deki şarkıları dinleme şansına da sahip
olurum.

İnsanların ait oldukları
değil de bulundukları toprakların müziğini yaptıklarını ama bunun içinde
köklerinden izler de barındırdıkları yönündeki teze iyiden selam duran
S.O.A.D. için umarım Turgut Berkes’in dileği yerine gelir ve onları İstanbul’da
canlı olarak izleme şansına sahip oluruz.

Bir de son söz, S.O.A.D. elemanlarının isimlerinin ne kadar “Türkçe
olduğunu” bir düşünün, bir de P.L.U.C.K. adlı şarkıda “Bütün
nesil jenosit, tüm gururumuzu götürdüler” demelerini… Daha çok düşünürsünüz…. 

Kaynaklar:
http://www.systemofadown.com/

http://www.rollingstone.com/

http://www.hardplace.net/

http://www.kerrang.com/

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: