İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

M.Ali Kışlalı: Türkiye-ABD ve Ermeniler – RADİKAL

M.Ali Kışlalı bugün Radikal’de yer alan yazısında ABD-Türkiye ilişkilerine ve 1914 öncesi ABD misyonerlerinin Osmanlı topraklarında gerçekleştirdikleri faaliyetlere değiniyor…

Günümüzün en gözde tarihçisi Prof. Dr. İlber Ortaylı “Türk-Amerikan ilişkileriyle ilgilenenlerin mutlaka okumaları gereken bir kaynak eser” diyor. ‘Türk-Amerikan İlişkilerinin Tarihsel Kökenleri’ için.

1950’li yıllardan itibaren Türk – ABD ilişkilerini bir gazeteci olarak izleyip, zaman zaman da geçmişle ilgili çalışmalar yaptığımıza göre Ortaylı’nın tavsiyesine uymak görev oluyor.
Kitabı yazan Ankara Üniversitesi Siyasal
Bilgiler Fakültesi eski öğrencilerinden, halen SBF’de, Osmanlı diplomasi tarihi, Türk-Amerikan ilişkileri ve Amerikan diplomasi tarihi dersleri veren Dr. Çağrı Erhan .
400 sayfalık kitap büyük bir araştırma ürünü. 1776 – 1914 arasını kapsıyor. Yazan bir bilim adamı ama üslup kitabı kolay okunur hale sokmuş.
Bir çırpıda okuyor,sonra da gazetecilik mesleği dolayısıyla hemen güncel ile birleştirilebilecek yönler üzerinde duruyorsunuz.

İki ülke ilişkilerinde Amerikan misyonerlerinin ne boyutta etki yaptığını, Osmanlı İmparatorluğu’nun, dolayısıyla Türkiye’nin başına ne büyük bir sorun sardığını görmek çok eğitici.
Amerikan Protestanlar misyoner örgütü olan ‘American Board of Commissiners for Foreign Missions’ 1810’da kurulmuş. 1818’de Osmanlı Devleti’nde misyon istasyonları kurmaya karar vermiş. 1836 yılına kadar 41 misyoner yollamış. Sayı sürekli artmış. 1913’te 209 olmuş.
Merkezleri neredeyse ülkenin tüm kilit yerlerine yayılmış.
1913’te 163 kilise ve 450 okul faaliyetteymiş.
Amerikan okullarına devam eden Osmanlı vatandaşı sayısı 1850’de 112’yken 1913’te 25 bin 922’ye ulaşmış.
Bu masum görünümlü misyonerlerin, din ve kültür alanındaki faaliyetlerinin nasıl siyasi amaçlara yönelip Osmanlı
İmparatorluğu’nun, zaten büyümüş dertlerine dert kattığının öyküsü ibretle okunuyor.

Sadece misyonerlerin Ermeni konusunda yaratılan sorundaki başlangıç rollerine dokunmak, Ermeni sorununu yaratan 1878 Berlin Antlaşması’na taraf olmayan Amerika’yı nasıl konunun içine çektiklerine işaret etmek istiyorum.

Misyonerler çabalarıyla 19.Asır sonlarına doğru Ermeni ayaklanmaları ve terör faaliyetlerini ABD’ye taşımışlar.
Türkler hakkındaki olumsuz imajın ABD’de oluşturulması için gerekli zemini hazırlamışlar.
Ermenilerin yaşadığı tüm bölgelerde açtıkları okullarda verdikleri eğitimle Ermeni ulusal bilincinin oluşumuna da katkıda bulunmuşlar.
Kitaplar, makaleler yazmışlar, bunların yayılması için ABD ve İngiltere konsoloslarını kullanmışlar.
Eğittikleri Ermenileri ABD’ye gitmeye, ABD vatandaşlığına geçmeye teşvik etmişler.

Böylece içte ve dışta ABD vatandaşı olan Ermeni sayısı artmış.
Berlin Antlaşması’na taraf olmayan, Osmanlı Ermenileri için reform vaadiyle ilişkisi bulunmayan ABD böylece işin içine çekilmiş.
Maynard isimli bir ABD elçisi Washington’a yolladığı bir raporda şunları yazmış;”… Bundan 30 – 35 yıl önce bölgeye gelen Amerikalı misyonerler, çökmüş olan bu halkı (Ermeniler) tekrar ayağa kaldırmak için yoğun çaba sarf ettiler. Biz de elimizden geleni yaptık.”

ABD hükümetleri önceleri gelişmelere temkinli yaklaşırken, sonraki yıllarda kimi Amerikan kültür (!) merkezlerinin tahribiyle ilgili olarak ciddi tazminatlar istemiş.
Osmanlı hazinesi bu tazminatları ödemekte güçlük çekince de şimdi belki bize şaşırtıcı gelecek ama; tehdit için İzmir, İstanbul ve İskenderun limanlarına savaş gemileri yollamış, İzmir’e bombardıman tehdidinde bulunmuşlar.
Büyük ve güçlü devletlerle ilişkiler sürdürmek kolay değil.
Çok dikkatli davranmadığınız takdirde yakanızı kolayca kaptırabiliyorsunuz.

Bunun son örneğini 1950’li yıllarda, ülkede bulunan Amerikalı sayısı 20-25 bini bulduğu zaman yaşamıştık.
Fatin Rüştü Zorlu Hariciyesi’nin verdiği sayısız imtiyaz anlaşmalarının yarattığı kaos ancak 27 Mayıs’tan sonra toparlanabildi.
Bütün günahın ABD’ye ait olduğunu söylemek haksızlık olur.
Tabii onlar da çıkarlarını koruyacaklar.
Çağrı Erhan bir bilim adamı olarak bu kitabı yazmış.
Okuyup tarihten ders almak bizlere ve özellikle bu ülkeyi yönetmeye niyetlenenlere kalıyor.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: